Eğitim, Çocuğu Tanımak ve Sevmekle Başlar !

Eğitimde Yaratıcı Düşünme - 1 PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 01 Mayıs 2009 06:08

Eğitimde Yaratıcı Düşünme -1

Tasarım Ve Öngörü Yeteneğinin Geliştirilmesi1. 

Giriş    

Yaratıcı düşünme, bilgi çağının öne çıkan kavramlarından biri. 1950'li yıllarda eğitim bilimcilerin akademik düzlemde tartışmaya başladıkları bu kavram; artık ekonomiden, siyasete, askerlikten teknolojiye kadar çeşitli disiplinlerin sihirli ve gizemli iki sözcüğü. Oysa düşünme ve yaratıcı düşünme, insanlık tarihi kadar köklü bir gelişim sürecinden bugüne gelmekte. Ancak bugüne kadar insanlığın ürettiği bilgi birikiminin, gelecek yirmi yıl içinde bin katının üretileceği tahminleri, bugün için "yaratıcı düşünme"ye atfedilen önemin büyüklüğünü de kanıtlamakta.    

Yaratıcı düşünme, bilgi çağının bilgiden yeni bilgiler üretilen; bilginin stratejik bir mühimmat gibi kullanıldığı, yepyeni bir üretim biçiminin motor gücü olarak algılanmakta. Alvin Toffler'in tanımladığı gibi, tarım ve sanayi odaklı birinci ve ikinci dalganın geleneksel üretim biçimindeki hammaddeler, yerini bilgiye bırakıyor. Bilgi, bugün hem hammaddenin, hem de mamul yeni ürünlerin yerini alıyor. Yaratıcı düşünme, klasik gerçeklik olgusunu aşarak; sanal gerçeklik, sanal ürün gibi yepyeni açılımlarla, hızlı bir değişimin mimarisinde önemli rol oynamakta. Fikri, tasarımı ve üretimi; birlikte çalışan ekiplerin akıllarında, sezgi güçlerinde, bilgisayarlarında ve esnek üretim hatlarında saklı olan sanal gerçekler veya sanal ürünler, "yaratıcı düşünme"nin ürünleri. Otomobil üretiminden, kütüphanelere, muharebe sahasına kadar her şey sanallaştırılmaya çalışılmakta.    

Bir düşünürün söylediği gibi; "Başkalarının bilgilerini öğrenerek bilgili olabiliriz ancak; akıllı olmamız yalnız kendi aklımızın kullanılmasıyla olanaklıdır." Gelecekte, en çok ve kaliteli bilgiyi elinde bulunduranlar ve onu kullananlar; ona sahip olmayanlara karşı bir güç potansiyeli ve bir güç merkezi haline gelecek. Artık, "Aklın yolu birdir" geleneksel yaklaşımı, yaratıcı düşünmenin hızlı değişimi tahrik eden yeni açılımlarında "Aklın yolunun birden çok" olduğu biçimine dönüşmekte. Aklın kullanımında, özelleştirilmiş fonksiyonel bilgi tabanına dayalı olarak kendi özgün yollarımız, paradigmalarımız, aklın yolunun birden çok olduğunu bize göstermekte. Bir başka anlatımla, ilgi, yaratıcı düşünmenin temel ham maddesi; bilginin işlenmesiyle oluşturulan tasarım ve öngörüye dayalı ürünler ise; aklımızın gerçek bir kudret ve yeteneğe dönüşen zenginlikleri olmakta.  

2.  Yaratıcı Düşüncenin Boyutları:    

Yaratıcı düşünmenin bireysel bağlamda, ilk bakışta lüksü olmayan bir eylem olduğunu, iç görülerimize ve deneyimlerimize bakarak söyleyebiliriz. Gerçekten yaratıcı düşünme, rutin bir düşünce eylemi midir? Yoksa sanıldığından çok parametrelere mi sahiptir? Eğitimde yaratıcı düşünme yeteneği ve tasarım öngörü becerisi nasıl geliştirilebilir? Bu konuları incelemeye başlamadan önce, yaratıcı düşünmenin; boyutları tanımlanabilecek bir eğitim çevresi içinde veya problem uzayında çözümlemesinin yapılması yararlı görülmektedir.      

Bir eğitim çevresi, özel bir eğitim felsefesine ve eğitim stratejilerine sahip bir eğitim-öğretim kurumudur. Bu kurum, sosyo-teknik sistemlerden oluşur. Sistemin genel ve özel amaçları, kurum ve alt sistemlerinin teknik çabalarıyla gerçekleştirilmeye çalışılır.      

Yaratıcı düşünmeyi bu çevrede; felsefi-stratejik, sosyo-teknik-operatif ve uygulamaya yönelik teknik boyutlarda ele almak; bize geniş bir bakış açısıyla, aynı zamanda bir sistem yaklaşımı ile konu alanının bütüncül kavranmasını olanaklı kılabilir. 

3. Felsefi Stratejik Boyut:    

a. Tasarım-Öngörü (TASÖN) Eğitim Felsefesi      

Geleceğin tasarım ve öngörüsü, dünü ve bugünü anlamak ve geleceği algılamakla olanaklıdır. Potansiyel gelecek, dünkü ve bugünkü dünyadan kaynaklanmaktadır. Geçmişin eğilim ve olayları ile oluşum halindeki eğilimler, uzun vadeli geleceğin biçimlenmesinde önemli rol oynamaktadırlar.       

Geleceğin tasarım ve öngörüsü, kırık ayna parçalarını bir araya getirip bakarcasına değil; tutarlı bütüncül bir sistem yaklaşımı ile geçmişin jeopolitik gerçeklik, siyasal gerçeklik vb. gibi olgularını, verilerini gözlemlemek, bunlar arasında ilişki kurmak, bunlardan kristalize fikir ve kavramlar, hipotetik açılımlar elde etmek ve bunları sorgulamak suretiyle olanaklıdır.       

Geleceğin tasarım ve öngörüsü, olabilirliği kesinliğe yakın düşünülmüş tahminlere dayalı; gerçeği ve gerçeklik olgularını araştıran bilimsel bir disiplindir.       

Günümüzde Think-Tank olarak tanımlanan bir kısım stratejik araştırma merkezlerinde; tarihçi, siyaset bilimci, analist, senarist, sosyolog, psikolog, gelecekçi,  ekonomist ve planlama uzmanlarının oluşturduğu ekipler, geleceğin tasarım ve öngörüsünü araştırmakta, bu öngörülere dayalı tahmini senaryoların belirlenmesi, politikaların üretilmesi, stratejilerin geliştirilmesi gibi işlevleri yerine getirmektedirler.        

Stratejik ölçekte bir Ar-Ge faaliyeti olarak değerlendirilebilecek tasarım ve öngörü bilimsel disiplini; siyaset, ekonomi, teknoloji, askerlik gibi çeşitli alanlarda bilgi çağının bir uzman alan disiplini olarak ortaya çıkmaktadır.       

Bilgi çağının bu önemli boyutu, doğal olarak eğitime de yansımakta ve geleneksel eğitim felsefesini ve bu felsefeye dayalı eğitim stratejisini de değişime zorlamaktadır.       

Askerlik mesleğinin sanatsallığı, yaratıcı düşüncede saklıdır. Bu ufuklara erişmek, ancak dayanıklı bilgiler edinmek ve bunlardan istifade yolu ile yaratıcı düşünme yeteneğini kazanmakla olanaklıdır.       

Yaratıcı düşünme, bilgide problemleri ve boşlukları görme, fikir ve hipotezler geliştirme; özgün fikir üretimi; fikirler arasındaki ilişkiyi görme; düşünce parametrelerini geliştirerek yeni bileşimler elde etmek; sonuç olarak bir tasarım ve öngörü yaklaşımıdır.         Tasarım ve öngörü, her türlü koşullandırmanın ötesinde özgür bir bakış, kalıplardan sıyrılmayı, bilinenden bilinmeyene doğru bir arayışı simgeler.       

Bu düşüncelere dayalı olarak; yaratıcı düşünme ve tasarım-öngörü odaklı eğitim felsefesinde:      

* Düşünmeyi ve öğrenmeyi öğrenmek ve bu fonksiyonların bilimsel bir sistematik örgüsünde tasarım ve öngörüye egemen kılınması,        

* Dayanıklı, özelleştirilmiş, fonksiyonel bilgi yapılanmasının sağlanması,        

* Yaratıcı düşünmenin ve tasarım öngörü yeteneğinin oluşum ve gelişimine olanak verecek şekilde eğitim ortamının ve eğitim sisteminin düzenlenmesi,      

* Bireysel düşünce parametrelerinin geliştirilmesinde, bireyin öğrenme gereksinim ve isteminin öne çıktığı düşünülmektedir.   

b. TASÖN Eğitim Stratejisi:      

TASÖN eğitim stratejisi; hedefi, sisteme yaratıcı düşünme ve tasarım-öngörü yeteneği kazandırmak olan eğitim felsefesine dayalı olarak; nasıl gerçekleştirilebileceğini, ilkeleri, yöntemleri ve uygulama konseptini içeren; eğitim kaynaklarının en verimli ve etkin kullanımını sağlayan bir güç geliştirme ve onu kullanma düşüncesine dayanmaktadır.       

Burada anahtar iki sözcük, eğitimin odağında sistemin ve öğrenimin bulunmasıdır. Bir başka anlatımla TASÖN eğitim stratejisi; yönetim, öğretmen, öğrenci odaklı bir öğrenme stratejisidir.        

Bugüne kadar yaygın biçimde uygulanan, öğretmeni merkez alan öğretim stratejilerinin; yaratıcı düşünceyi tahrik edemediği yolundaki savlar, incelenmeye değer bulunmaktadır. Öğretim stratejilerinin aktif öğretim yöntemlerinin, aktif öğrenmeye dönüşmesiyle,  ufuklu düşünce açılımına olanak verilebileceği; kalıplara bağlı zihinsel duvarların ötesine geçilebileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, TASÖN eğitim stratejisi sadece subay adaylarının nasıl daha iyi eğitilebileceği değil; sistemin tüm unsurlarıyla nasıl daha iyi öğrenebilecekleri sorusuna yanıt aramaktadır.      

Yapılan araştırmalara göre yüksek düzeyde öğrenme aşağıdaki koşullar çerçevesinde gerçekleşmektedir;       

* Problem çözme sürecinde,       

* Öğrencilerin (ve sistemin tüm unsurlarının) kendi öğrenmelerinden sorumlu olmaları ve bunu kontrol edebilmeleriyle,      

* Yönetim, öğretmen ve öğrencilerin, yaratıcılık, içgörü kazanma (introspection) ve araştırma becerilerini kullanabilmeleriyle,     

* Öğrenme süresince kavram, kuram ve uygulamanın bütünleştirilmesiyle,     

* Başkalarıyla paylaşım içinde görüş alışverişinde bulunulmasıyla,     

* Geçmiş deneyimlerin kullanılması ve bilgi transferiyle,     

* Verimli öğrenme ortamının sağlanmasıyla,                   

 TASÖN eğitim stratejisi, bu koşulları sağlayabilmelidir.   

4.   Sosyo - Teknik (operatif) Boyut;     

Bu koşulların sosyo-teknik boyutlarda incelenmesine geçmeden önce,TASÖN eğitim stratejisinin hedefi olan "yaratıcı düşünme"nin ne olduğu konusunu zihinsel hiyerarşi içinde çözümlemeye çalışalım.       

a. Yaratıcı Düşünmede Zihinsel Hiyerarşi;         

Yaratıcı düşünmenin tanımlanmasında önce düşünmeyi öğrenmek kavramını ele almalıyız. Çünkü düşünmeyi öğrenmek, düşünme hiyerarşisinde ilk basamağı oluşturmakta; yaratıcı düşünme ise bunun üzerine yapılanmaktadır. (Şekil-1)           Düşünmeyi öğrenmekte ilk adım, düşünce sistemindeki engelleri ortadan kaldırmayla başlar.

Düşünce sürecinde karşılaşılan bir kısım kavramsal engeller, kişinin bir sorunu doğru bir biçimde algılamasını, tanımlamasını ve çözümünü engelleyen zihni duvarlar oluşturur. Bunlardan algısal engeller; kişiyi ya sorunu görmekten ya da sorunu çözmek için gerekli bilgiyi açıkça algılamaktan alıkoyar. Bu tür algısal engelleri, sorunu tecrit etme, tanımlama güçlüğü, sorun alanını gereğinden çok daraltma eğilimi, sorunu çeşitli bakış açılarından görme alışkanlığının yerleşmemesi gibi özel durumlarla açıklayabiliriz.          

Bireyin kültür değerleri, ilgisi, dikkati,  duyarlılığı ve güdüleri,  problemin seçici algıyla tanımlanmasında önemli etkenler olmaktadır. Bireyin, obje ve olayların uyarıcı etkilerini sınıflama veya birleştirme suretiyle tepkilerini belirleyen kavramsal temposu; uyarıcıları kaydetmesi ve daha önce kazanılmış kavramları transfer ederek yeniden tanımlamaya yönelmesi; algılama kapasitesini belirlemektedir.

Birey, algılama kapasitesini geliştirdiği ölçüde, yeni bilgi formları ve kavramlara dayalı olarak problemleri algılaması ve tanımlaması olanaklı olur. Böylece, düşünmeyi tahrik edici ipuçları ele geçirilerek, zihinsel hiyerarşiyi güdüleyen başlangıç eylemi gerçekleşebilir.        

Düşünmeyi engelleyen duygusal engeller; düşünceleri araştırma ve değiştirme özgürlüğünü kısıtlar. Yanlış yapma, tehlikeye sokma ve başarısız olma korkusu; belirsizliklere dayanıklılığın az olması; güvenlik için dayanılmaz istek duyulması; düşünce yaratmaktan çok yargılamayı tercih etmek; düşünce yoğunluğunda beceriksizlik; başarıya çabuk ulaşma isteği ve gerçeği hayalcilikten ayırt edememe, başlıca duygusal engellerdir.         

 İfade engelleri, düşünce aktarımını ve iletişimi engeller; çağrışım, düşünce ve ifade akıcılığını azaltır. Anlam veya kavramları taşıyan mesajlardan oluşan ifade eylemini, düşüncenin gelişiminden ayrılması olanaksız, psikomotor bir davranış olarak görmekteyiz. Doğru olmayan dil kullanılarak sorunu çözme yaklaşımı; düşünceleri açıklama ve kaydetmede dil yetersizlikleri; yanlış ve eksik bilgiye dayalı öznel ve göreceli kavramlar, düşünce sistemindeki ifade engelleridir.    

Düşünme hiyerarşisinde, düşünme engellerinin aşılmasıyla birlikte; yaratıcı düşüncenin ufukları açılmış olur.          

Birey açısından yaratıcılık, bireyin mevcut bilgilerinden yeni bilgiler üreterek yeni bileşimlere erişmesi anlamı taşımaktadır. Organizasyon açısından yaratıcılık ise; organizasyonun mevcut bilgilerinden yeni bilgiler üretmesine işaret etmektedir. Birey veya organizasyon; yeniliği ve özgünlüğü sadece kendi yaşam deneyimleri ve birikimleri bakımından değil, fakat mutlak anlamda insanlık bilgisine yaptığı katkılar bakımından ileri geliyorsa, o zaman gerçek yaratıcılıktan söz edilebilir.            

Yaratıcılık, literatürde problem çözme becerisi olarak görülmekle beraber; gerçekte yaratıcı performansı, problemi fark etmeyi, farklı düşünmeyi ve çözüm geliştirmeyi gerektirmektedir. Özellikle de problemi fark edebilme, yaratıcı süreçte son derece önem-li rol oynamaktadır.       

Yaratıcı düşünce, önceden kestirmelerin veya sonuç çıkarmaların, birey için yeni, özgün, hünerli, zekice ve nadir olması anlamına gelir. Yaratıcı düşünür, yeni alanları araştıran, yeni gözlemler yapan, yeni kestirmelerde bulunan ve yeni çıkarımlar yapan kişidir.      

Yaratıcılığın özünde; bir problemin farkına varılarak tanımlanması, olası çözüm yollarının araştırılması ve sınanması, belli bir çözüme ulaşması bulunmaktadır.           

Bireyin ürettiği fikir sayısı (akıcılık), bu fikirlerin özgünlüğü ve muhayelesindeki kavram ve temaların sayısı (esnekliği) onun farklı düşünebilme yeteneğini ortaya koymaktadır. Dolayısı ile yaratıcı bireylerin tasarımlarında akıcı, özgün ve esnek olmaları gerektiği düşünülmektedir.

Son Güncelleme ( Cuma, 01 Mayıs 2009 06:11 )
 
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1278
mod_vvisit_counterDün1676
mod_vvisit_counterBu Hafta8802
mod_vvisit_counterBu Ay49176
mod_vvisit_counter6 Aralık 2008'den Beri2389433
Üyeler : 906
İçerik : 21194
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 7762274

Anket..

Sitemizde en çok hangi bölüm ilginizi çekiyor?
 

Anket...

Ben bir...
 
internet haftasi
e-okul