Eğitim, Çocuğu Tanımak ve Sevmekle Başlar !

Etkili Konuşma
Etkileyici Konuşma Üzerine PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 05 Kasım 2010 05:29

Etkileyici Konuşma Üzerine

Belirsizlik yaratan kelimeler

“Bilirsiniz” ya da “onun gibi bir şey” gibi sözler belirsizlik yaratıp sizi konuya hakim olmayan biri olarak gösterebilir. Aynı zamanda tecrübesiz ve konuşmayı bilmeyen biri gibi algılanırsınız.
Son Güncelleme ( Cuma, 05 Kasım 2010 07:27 )
Devamını oku...
 
Kötü Konuşma Nasıl Yapılır PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 05 Kasım 2010 05:20

Kötü Konuşma Nasıl Yapılır

 

1. Düzenli olmayarak.Konuşma içinde kullanılabilecek dialar ya da Point sunu hazırlamaya ne gerek var? Zamanınıza yazık değil mi? Gramer, okunaklılık hiç önemli değil.

2. Gereksiz malzeme kullanmayarak.Örneğin birkaç dia eksik ya da tepegöz asetatı eksik kullanabilirsiniz.
Son Güncelleme ( Cuma, 05 Kasım 2010 07:29 )
Devamını oku...
 
Sözcükleriniz Sizi Yansıtsın PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 03 Kasım 2010 05:42

Sözcükleriniz Sizi Yansıtsın

İş görüşmelerinde kendinizi anlatırken seçtiğiniz kelimeler eğitim seviyeniz, yeteneğiniz ve işe uygunluğunuzu gösterir.Hem yaşamınız boyunca hem de iş görüşmelerinde kullandığınız sözcükler, karşınızdakilerin hakkınızda fikir edinmelerini, bir yargıya varmalarını sağlar.

İş görüşmelerinde de, kendinizi anlatırken seçtiğiniz kelimeler eğitim seviyeniz, yeteneğiniz ve işe uygunluğunuzu gösterir. İş hayatına yeni atılacak bir yeni mezun ya da kariyerinde ilerlemek isteyen bir çalışan da olsanız, aynı durum söz konusudur.Uzmanlar işverenin sözlü iletişim yeteneği kuvvetli adayları seçme eğiliminde olduğunu söylüyor. Tabi bu durum abartılı kelimeler kullanarak zekânızı gösterme çabasına dönüşmemeli. Bazıları öyle entelektüel ve akademik kelimeler kullanıyorlar ki, o kelimeyi cümle içinde doğru bir şekilde kullanamıyorlar. Bu davranışın hiçbir faydası olmuyor. O nedenle ne olduğundan, ne anlama geldiğinden emin olduğunuz kelimeler kullanın.Dağarcığınızı geliştirinİnsanların anlamını bildiği, dağarcığında olduğu halde kullanmadığı birçok etkili kelime var. Bu kelimeleri bulmak ve kullanmaya başlamak, sizi dinleyenlerin üzerinde bir şekilde etki bırakacaktır. Peki bunları nasıl seçeceksiniz? İş görüşmesine hazırlanıyorsunuz diyelim. Tecrübenizi ve bu işi ne kadar istediğinizi, onlara ne katacağınızı gösteren sözcükler bulun. Örneğin, şirketin kârlılığıyla ilgilenen üst düzey bir yönetici ile görüşüyorsanız, ‘kârı artırmaktan’ bahsedin. Böylece sizi daha istekli ve dikkatli dinlemesini sağlarsınız.Alıntıwww.muhsinyazici.com
 
Konuşma Sanatı PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 03 Kasım 2010 05:23

Konuşma Sanatı


Genellikle çok konuşmaya yatkın bir ulusuz galiba. Hele aydın kesimden olanlar bayırlar söylev vermeye, uzun uzun konuşmaya ve böylece ülke sorunlarını çözüp rahatlamaya… Yoğun işleriniz arasında bir bakarsınız, bir arkadaşınız kahvenizi içip sohbet etmeye gelmiş. Kovsanız kovamazsınız. İki saat dereden tepeden konuşur, dedi kodu yapar, sonra kalkıp gider.
Uzun konuşmalara karşı savunma önlemleri niyetine sözler uydurulur. Fransızlar,”Boş fincanlar iyi öter” der. Bizde ise uzun konuşanlar karşısında kafa sallayıp tevekkül içinde,”memleket çok laftan battı zaten.”Kendimizi bu sözlere kaptırıp fazla konuşmayalım diyen, dut yemiş bülbüle mi döneceğiz? Her halde hayır. Atasözleri ve deyimler çoğunlukla iki yönlü olur. Çok konuşmaya karşı çıkan sözler olduğu gibi, güzel konuşmadan yana olanlar da vardır. Bir örneği :”Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.”

Öyleyse bir orta yol bulmalı. Güzel konuşma bir sanattır. Kendine özgü kurallar vardır. Can sıkmayacaksınız. Bilgili olacaksınız. Ama ne kadar kural koyarsanız koyun, uzun, heyecanlı söylev atmanın mı, yoksa kısa, özlü konuşmanın mı daha yararlı olduğu konusunda belirli bir sonuca ulaşmak güçtür. Bu konudaki tartışma eski çağlara kadar gidiyor.

Eski Yunan’da Ispartalılar ”az ve öz” konuşmanın erdemine inanırlarken, Atinalılar bol bol nutuk atmayı severlermiş.  Bir gün Atina’da kıtlık başlamış. Isparta’ya bir heyet gönderip yardım istemişler. Heyet üyeleri birbiri ardından çıkıp Isparta Meclisine parlak söylevler vermiş. Yalvarmış, yakarmış en dokunaklı sözlerle kıtlığın getirdiği zorlukları sergilemiş, ama sonuç alamamış. Atinalılar bir heyet daha göndermiş. Gene sonuç yok. Bu arada Ispartalıların gelenekleri bilen bir Atinalı çıkıp,”beni gönderin. Ben yardım alıp gelirim.”demiş.  En sonunda onu göndermişler Atinalı, yanına dibi delik, boş bir çuval alıp Isparta Meclisinin huzuruna çıkmış. Çuvalı göstermiş. Ters yüz etmiş, dibinin delik olduğunu göstermiş. Ondan sonra sadece bir tek söz söylemiş: ”açız.” Kürsüden inmiş, Isparta kralı Atinalıyı yanına çağırmış, ”size yardım edeceğiz” demiş.” yalnız anlamadığım bir şey var. Niye o kadar uzun konuştunuz? www.muhsinyazici.com
 
Etkili Bir Telefon Konuşması Nasıl Olmalıdır? PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 03 Kasım 2010 05:13

Etkili Bir Telefon Konuşması Nasıl Olmalıdır?

Kimi günler telefonunuz susmak bilmeden defalarca çalar ve sizi çıldırtabilir. Ancak sonradan başınızın ağrımasını istemiyorsanız kendinizi frenleyip konuşmalarınızın dozunu çok iyi ayarlamalısınız. Yanlış birşey söylemeniz ya da ses tonunuzun yükselmesi, sonradan patronunuzla başınızı derde sokabilir. Bunun için yapmanız ve yapmamanız gerekenleri çok iyi bilmeniz gerekiyor;

Neler yapmalısınız?

·          Telefonda konuştuğunuz kişiye ilgi gösterin.

·          Konuşmak kadar dinlemekte önemlidir. Bu yüzden konuştuğunuz kişinin söylediklerini anlamak için çaba sarfedin.

·          Diğer kişinin bakış açısını (doğru bulmasanız bile) anlamaya çalışın.

·          Farklı görüşlere saygı gösterin, ama sizin o fikirde olmadığınızı da belirtin. Bunu yaparken üslubunuzu iyi ayarlayın.

·          Diğer kişiye sizin fikirlerinizi sorma fırsatı verin.

·          Diğer kişiyle aranızda bir sorun çıkarsa, bu sorunun ne olduğunu tanımlamaya çalışın.

·          Sorunun kendisi ile nedenleri arasındaki ilişkiyi diğer kişinin de anlamasına yardımcı olun.·          Diğer kişiyi kendi sorunlarını çözmeye teşvik edin.

·          Suskunluk en iyi yanıt olduğunda susup dinleyin. 

Ne yapmamalısınız?

·          Aynı fikirde olmasanız da, tartışmaya girmeyin.

·          İyi bir sebep olmadıkça, diğer kişinin sözünü kesmeyin.

·          Çabuk yargılar vermeyin.

·          Konuşmaya önyargılı bir şekilde başlamayın.

·          Diğer kişi hazır olmadıkça öğüt ya da davranışsal geribesleme vermeyin.

·          Tavrının sizi nasıl etkilediğini anlatmayın.

·          Öfkeye öfkeyle yanıt vermeyin; bu, olumsuz duyguları körüklemekten başka bir işe yaramaz.  

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Çarşamba, 03 Kasım 2010 05:16 )
 
1 Güzel Konuşma Kuralları PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 03 Kasım 2010 04:39

1        Güzel Konuşma Kuralları


Etkili bir konuşma için uyulması gerekenler
Güzel konuşma sanatı

Güzel konuşma; yerine, zamanına, kişisine uygun olarak yapılan konuşmadır. Neyi, nerede, ne zaman, kime nasıl söyleyeceğini bilen bir kişinin güzel konuşmayla ilgili önemli bir problemi yok demektir. Hazırlıklı veya hazırlıksız herhangi bir sözlü anlatımın güzel ve etkili olması, konuşma yanlışları yapılmamasına bağlıdır. Şu hâlde, güzel konuşmayı içinde konuşma yanlışlarının olmadığı sözlü anlatım şeklinde tanımlamak da mümkündür.

KONUŞMA YANLIŞLARI


Konuşma yanlışları çevreye, eğitime, dilin kurallarını bilme seviyesine, alışkanlıklara ve kişiye göre değişmekle birlikte bunları;

1. Alışkanlıklardan kaynaklanan davranışla ilgili konuşma yanlışları,
2. Söyleyiş tarzıyla ilgili konuşma yanlışları,
3. Konuşma kurallarını bilmemekten kaynaklanan konuşma yanlışları, olmak üzere üç başlık altında toplayabiliriz.

1. ALIŞKANLIKLARDAN KAYNAKLANAN DAVRANIŞLA İLGİLİ KONUŞMA YANLIŞLARI

Kişinin kendi çevresindeki diğer insanlarla (sözlü olarak) sağlıklı bir iletişim kurmasında alışkanlıklarının ve anlayışının payı büyüktür. Can çıkmadan huy çıkmaz. Atasözünde güzel bir şekilde ifadesini bulan bu gerçeğin güzel konuşma ile çok yakından ilgisi vardır. Çünkü, aşağıda bazılarını sıraladığımız olumsuzlukların pek çoğu kötü huylar ve alışkanlıklarla ilgilidir.

Kibirlenmek: Kişinin kendini diğer insanlardan üstün görmesi, onlara tepeden bakması, gururlanması demektir. Kibirli insanlar, ister istemez bu huylarını konuşmalarına da yansıtırlar. Başkalarına saygı göstermedikleri için kendileri de saygı görmezler. Toplum içinde sevilmeyen bu kişilerle kimse muhatap olmak da istemez.
“Hep ben bilirim, sen bir şeyden anlamazsın, en iyisini ben yaparım, o da bir şey mi, benim dediğim doğrudur” tarzındaki ifadeler kibirli insanlara özgü sözlerdendir.

2        İlgisizlik: Kibirli insanlar kendilerinden başka kimseye önem verme¬dikleri için çoğu zaman muhataplarını dinlemezler, yerli yersiz sorularla ilgisizliklerini de göstermiş olurlar. Böyle bir davranış, kişinin kendisine ve karşısındakine saygısızlığının da bir göstergesidir.

Konuşanın sözünü kesmek:
Birisi konuşurken araya girmek, sorular sormak, sabırsızlık göstermek, itiraz etmek sözü kesmeyle ilgili bir davranış yanlışıdır. Birini dinlerken anlaşılmayan hususlar olabilir. Bunlar, kişinin sözünü tamamlaması beklendikten sonra uygun bir dille sorulmalıdır. Özellikle televizyonlardaki bazı tartışma programlarında muhatapların birbirlerini dinlemeyerek bir an önce kendi söyleyeceklerini bitirme yarışına girmeleri sırasında sergiledikleri tutum, bu konunun ilginç örnekleri arasındadır. Böyle bir anlayışla yapılan tartışmanın seyirciler tarafından beğenilmeyeceği de bir gerçektir.

Kendini yetersiz görmek:
Kendini beğenmek kadar olmasa da kendini yetersiz görmek de bir davranış yanlışıdır. Çünkü başarılı bir konuşmanın temelinde kendine güven duymak vardır. “Ben yapamam, ben bilmem, ben bu işin üstesinden gelemem” gibi yanlış telkinler kişiyi başarısızlığa sürükleyen olumsuzluklardandır.

Alay etme alışkanlığı:
Başkalarını hafife alarak onları toplum içinde güç duruma düşürmek, kişilerin fizikî yapıları için hoş olmayan sıfatlar kullanmak, birtakım eksiklikleri güzel olmayan bir üslûpla söylemek alay etme alışkanlığıyla ilgilidir. “İstediğini söyleyen istemediğini işitir.” sözünü her zaman hafızada tutmakta yarar vardır. Aşağıya aldığımız Mehmet Âkif’in şu nüktesi uygun bir örnek olacaktır:

Bir toplantıda sonradan görme gençlerden biri aklınca Âkif’i küçük düşürmek için alaylı bir sesle:

― Üstat, siz baytardınız değil mi, diye sorar.
Âkif gayet sakin, cevabını yapıştırır:
― Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?

Boşboğazlık: Söylenmemesi gereken bir sözü yerli yersiz söyleme alışkanlığıdır. Böyle kişiler iyi niyetli bile olsalar toplum içinde yalnız kalmaya mahkûmdurlar. Çünkü bunların çevresindeki insanlar şimdi bu yine bir boşboğazlık yapacak diye âdeta diken üstünde olurlar. Aşağıdaki fıkrada bir boşbo¬ğazlık örneği vardır:
Kulaklarının büyüklüğüyle ünlü Galileo’ye edepsizin biri:

― Üstat, kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi, demiş.
Galileo:
― Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük; ama seninkiler de bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?

Gevezelik:
Bir anlamda başkalarına konuşma hakkı tanımayan, ilgili ilgisiz sürekli olarak ben konuşayım, bu konuya bir açıklama da ben getireyim anlayışıyla sözü gereğinden fazla uzatan kişilerin ortaya koyduğu bir davranış yanlışıdır. Geveze insanlar, çoğu zaman ölçüyü kaçırarak dinleyenleri sıktıkları için toplum tarafından sevilmezler.

Usulsüz eleştiri yapmak:
Başkalarına ait düşüncelere her zaman katılma gibi bir zorunluluk olmamakla birlikte katılmadığımız fikirlerle ilgili eleştirileri de söylemenin uygun bir yolu vardır. Sıra gözetilmeden, saygısız bir üslûpla, kaba sözlerle yapılacak eleştiri, elbette konuşma kurallarını bilen, aydın bir insanın sergileyeceği tavır değildir.

İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır. sözündeki incelik, ölçü olarak alınabilir.

Yapmacıklık:
Kişinin tavırları, kıyafeti, konuşmaları, anlayışı, düşünceleri; yetiştiği ortamla, aldığı eğitimle, kültürle uyum içinde olmalıdır. Mevlânâ’nın ifadesiyle kişi ya olduğu gibi görünmeli ya da göründüğü gibi olmalıdır. Aksi hâlde insan, bülbülü taklide çalışan karga gibi gülünç bir duruma düşer. Bu sebeple yapmacık tavırlardan vazgeçmek gerekir. Zaten konuşmada inandırıcı olmanın yolu da samimiyetten geçmektedir.

Bencillik:
Sürekli olarak kendi nefsini ön plânda tutan, hemen her işte kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden, hep ben kelimesiyle kendinden bahsetmek isteyen kişilerin ortaya koyduğu davranış şeklidir. Bu anlayıştaki kişi¬lere güvenilmez. Bunlarla kolay kolay arkadaşlık kurulmaz. Basit bir şekilde örneklersek, bir ekmeği bölüşmek gerektiğine bir bakınız, arkadaşınız ekmeğin ne kadarını size ne kadarını kendisine ayırıyor. En küçük bir menfaat söz konusu olduğunda bencillik kendisini gösterecektir. Kur’anıkerim’de ben zamirinin kullanılmadığını yeri gelmişken hatırlatalım.

Övünmek:
Kişinin diğer insanlardan farklı ve üstün yönlerini ön plâna çıkarmaya çalışması övünmektir. Konuşma, başkalarına övünmek ya da başkaları tarafından övülmek düşüncesiyle yapılmamalıdır. “Ali’nin boyu kısadır.” demenin “Ben ondan uzunum.” anlamına geleceği de unutulmamalıdır.

Dedikodu etmek:
Basit ruhlu insanların eğlencesi olan dedikodu, konusu kınama ya da çekiştirme olan konuşmadır. Dedikoducu kişiler, birinin arkasından konuşarak onu kötülemeye çalışırlar, kınarlar, kendilerinin öyle olmadığını anlatmaya çalışırlar. Fakat bu arada konuştukları kişiye “Bak ben senin yanında falancayı nasıl çekiştiriyorsam seni de başkasına öyle çekiştiririm.” mesajını verdiklerini unuturlar.

Kesin konuşmak:
Başkalarının düşüncelerine saygı duymayan, kendi düşüncesini ister doğru ister yanlış olsun kabul ettirmeye çalışan, kestirip atma alışkanlığında olan, hoşgörüye tahammülü olmayan kişilerin ortaya koyduğu davranış yanlışlarından biri de kesin konuşmaktır. Özellikle tam olarak bilinmeyen konular hakkında bu anlayışla fikirler yürütmek, haberler vermek, zaman zaman kişiyi yalancı durumuna da düşürür. Meselâ, “Türkçe Sözlük’ün son baskısında 95.000 kelime vardır.” cümlesine ilâve edilecek “zannedersem, yanılmıyorsam, herhâlde” gibi bir kelime kişiyi yanlış bilgi vermekten, yalancı durumuna düşmekten kurtaracaktır.

Sert konuşmak: Kişinin birilerine karşı kendini daima güçlü, haklı, kabadayı göstermek ister gibi bir anlayışla ve sert bir ses tonuyla, birilerini tehdit eder gibi konuşması da bir davranış yanlışıdır. Yanlış bir düşünce ne kadar kaba, sert bir üslûpla söylenirse söylensin doğru olamaz, kişiyi haklı çıkarmaz, sadece konuşanın ne kadar kaba birisi olduğunu gösterir.
        2. SÖYLEYİŞ TARZIYLA İLGİLİ KONUŞMA YANLIŞLARI

Etkili ve güzel bir konuşmada konunun içeriği kadar söyleyiş tarzı da önemlidir. Neyi, ne zaman, nerede, nasıl söyleyeceğini bilmeyen bir kişinin güzel konuşması çok zordur. Herhangi bir isteğin ifadesinde, seçilen kelimelerin ve söyleniş tarzının kişiler üzerinde farklı etkiler uyandıracağı unutulmamalıdır. Aşağıdaki cümleler, bu konuyu örnekleyen özlü sözlerdendir:

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. (Atasözü)

Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.
(Yunus Emre)

Konuşmanın etkisini azaltan ve ahengini bozan söyleyiş tarzıyla ilgili bazı yanlışlıklar aşağıda sıralanmıştır:

Aynı kelimeleri tekrarlamak:
Konuşma sırasında hiç gerekmediği hâlde kelimeleri aynen tekrarlamak, dinleyenlerin dikkatini çekecek sıklıkta anlaşıldı mı, bilmem anlatabiliyor muyum, binaenaleyh, çocuklar, efendime söyleyeyim, sana bir şey söyleyeyim mi, demem o ki, evet, işin garip tarafı, sizin anlayacağınız, şey, şey yani… gibi sözleri tekrarlamak anlatım ve söyleyiş güzelliğini bozar.

Söyleyiş yanlışları yapmak, anlamsız sesler çıkarmak: Güzel bir konuşmada vurgu ve tonlamanın doğru yapılması kadar kelimelerin doğru telaffuzu da önemlidir. Bazen yanlış söylenen bir kelime, anlamı bilinmeden kullanılan bir söz, konuşmacının eğitim durumu, anlayışı, görgüsü… hakkında fikir vermeye yetecektir.
Başka dillerden Türkçeye giren kelimelerin söylenişine özellikle dikkat edilmelidir. Aksi hâlde söylenmek istenenle söylenen birbirinden farklı olur: Aşık oldum ben sana. (aşık: 1. Ayak bileğindeki küçük kemiklerden biri, 2. Yapı çatılarında uzun mertek – Âşık oldum ben sana.) Türkiye hala ayakta. – Türkiye hâlâ ayakta. (hala: babanın kız kardeşi)

Konuşmacı anlatacağını gevelemeden açıkça söylemeli, sözü gereksiz yere uzatarak dolambaçlı yolları tercih etmemelidir.

Hatırlanamayan sözlerin yerine bilerek veya bilmeyerek aaa…, eee…, ııı… gibi anlamsız sesler çıkarmak veya arada boşluklar bırakmak konuşmanın ahengini bozan diğer yanlışlıklardandır. Biraz çaba göstererek bu olumsuzluğun önüne geçmek mümkündür.

Ses tonu, konuya ve konuşmanın yapıldığı yere göre ayarlanmalıdır. Gereksiz yere bağırmak veya zor işitilen bir sesle isteksiz bir ses tonuyla konuşmak, sunuşun etkisini azaltır.

Argo sözleri kullanmak ve kaba konuşmak: Türkçe Sözlük’te; kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek ya da topluluktaki insanların kullandığı özel dil ya da sözcük dağarcığı; serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz ya da deyim olarak tanımlanan argo -özgünlüğü korumak gereken durumlar dışında- edebî dilde asla kullanılmamalıdır. Bir de buna kaba sözler, küfürler eklenecek olursa konuşma, edep sınırlarının dışına taşar. Kendisine ve çevresindekilere saygısı olan aydın bir insanın konuşmasında argoya ve kaba sözlere rastlanmaz.
 3. KONUŞMA KURALLARINI BİLMEMEKTEN KAYNAKLANAN KONUŞMA YANLIŞLARI

Güzel ve etkili konuşma kurallarını bilmeyen, bu konuda deneyimi olmayan, konuşma sırasında yapılan yanlışlıkların neler olduğundan habersiz bir konuşmacının başarılı bir sunuş yapamayacağı, konuşmasının yanlışlarla dolu olacağı muhakkaktır. Konuşmacı, karşılaştığı kötü örnekleri kendisine devamlı ölçü kabul ederse başarılı olamaz.

Üslûp yanlışları: Yerine, kişisine, zamanına ve konusuna göre nasıl konuşacağını bilmeyen bir şahsın, asker arkadaşıyla konuştuğu şekilde amiriyle konuşmasını yadırgamamak gerekir. Konuşma türlerini ve bunların özelliklerini bilmeyen bir konuşmacı, kime nasıl hitap edeceğini; panelde nasıl, forumda nasıl, açık oturumda nasıl konuşulacağını bilmezse üslûp yanlışları yapacaktır.

Plânsızlık: Bir dinleyici grubu önünde yapılan sunuş konuşmaları, konuşma plânı yapmayı gerektirir. Konuşma plânı nedir, nasıl yapılır, plânda nelere dikkat edilir, süre ne kadardır gibi soruların cevaplarını bilmeyenlerin yapacağı sunuş konuşmalarında, plânsızlıktan kaynaklanan yanlışlıkların olması kaçınılmazdır.

Toplumda sevilmek ve sayılmak, kendini dinletmek, aranan bir kişi olmak, konuşma kurallarını iyi bilmek ve bu kuralları başarılı bir şekilde uygulamakla mümkündür.

Konuşma yanlışlarını ana hatlarıyla bu şekilde özetledikten sonra güzel konuşma kurallarına geçebiliriz

Güzel Konuşma Kuralları


Sözlü anlatımda konuşmacının önünde geniş bir zaman, tekrar tekrar okuma ve düzeltme imkânı yoktur. Bu sebeple usulüne uygun etkili ve güzel bir konuşma yapmak, aynı konu hakkında yazı yazmaktan daha zordur. Güzel yazı yazan biri aynı derecede iyi bir konuşmacı olmayabilir.

Güzel ve etkili konuşmak her ne kadar kolay bir iş olmasa da yukarıda sıralanan konuşma yanlışlarından sakınmakla, bu konuyla ilgili kaynakları ve örnekleri incelemekle, biraz çaba ve dikkatle en azından öncekilerden daha iyi ve başarılı bir konuşma yapmak mümkündür. Konuşma eyleminin gerçekleştiği bir ortamda konuşmacı veya dinleyici olarak bulunuyorsanız aşağıdaki hususlara dikkat etmelisiniz.

1. Muhatabınıza önem veriniz, saygılı olunuz ve övünmeyiniz. Bu aynı zamanda kişinin kendisine olan saygısının da gereğidir. Siz muhatabınıza saygı göstermezseniz o da size saygı göstermeyecektir.

2. Dinlemesini biliniz. Siz muhatabınızı dinlemezseniz karşı tarafın sizi dinlemesini istemeye hakkınız olmayacaktır. Her kafadan bir sesin çıktığı, herkesin aynı anda konuşmaya çalıştığı, gürültülü ve ilgisiz bir ortamda güzel konuşmak mümkün değildir.

3. Samimî olunuz ve yapmacıklıktan sakınınız. Sözlerinizin ve tavırla¬rınızın birbirini desteklemesi inandırıcılığınızı artıracaktır. Söylediklerinize öncelikle sizin inandığınız her hâlinizden belli olmalıdır.

4. Yere, zamana, duruma, muhataba uygun bir konu seçiniz ve boş konuşmayınız. Düşündüklerinizin hepsini söylemeyin fakat söylediklerinizi düşünüp söyleyiniz. Söyleyecek sözünüz olmadığı zaman susmasını biliniz. Sözü gereksiz yere uzatmayınız. Konuşmanın sabır taşıracak uzunlukta olma¬masına dikkat ediniz. Sözün, düşünceyi tam olarak ifade etmesine özen gösteriniz.

5. Çevrenizdekilere sık sık nasihat vermeye kalkışmayınız. Sizin düşünceniz sorulursa usulüne uygun olarak karşılık veriniz.

6. Konuşurken kelime seçimine, bunları doğru söylemeye ve üslûbu¬nuza özen gösteriniz. Söz varlığınızı genişletmeye çalışınız. Sınırlı bir dille, tekrarlanan kelimelerle konuşmayınız. Anlamını tam bilmediğiniz kelimeleri kullanmaktan sakınınız ve kelimeleri doğru telaffuz ediniz. Kelimelerin söylenişine ağız özelliklerini yansıtmayınız. Edebî dille, kültür diliyle konuşmaya çalışınız. Yakın anlamlı kelimeler arasındaki anlam inceliğine dikkat ediniz. Konuşma¬nızda kaba sözlere ve argoya yer vermeyiniz.

7. Mümkün olduğu kadar sağlam cümleler kurmaya çalışınız. Uzun cümlelere hâkim olamıyorsanız kısa cümleleri tercih ediniz.

8. Sesin insanın kişiliğini yansıtan önemli bir unsur olduğunu unutmayınız. Dalgınlık, yorgunluk, hastalık, korkaklık, zayıflık, çekingenlik, kendini beğenmişlik gibi nitelikleri konuşmaya yansıtmamaya özen gösteriniz. Pürüzlü, kaba, sert, çok ince, hım hım, genizden gelen sesin dinleyenler üzerinde olumlu etki bırakmayacağını unutmayınız.

9. Sesinizin tonunu duygu ve düşüncenizin özelliğine göre ayarlayınız. Tek düze ses tonuyla konuşmayınız, gerektiği yerde ses tonunuzu değiştiriniz. Vurgulara dikkat ediniz.

10. Konuşmada jest ve mimiklerden aşırılığa kaçmadan, gerektiği ölçüde söz ve düşüncenin ahengine uygun olarak yararlanınız.

11. Bir sunuş konuşması yapmanız gerektiği zaman (konuyu ne kadar iyi bilirseniz bilin) mutlaka hazırlık yapınız, en azından konuşma plânınızla ilgili kısa notlar alınız.

12. Dinleyicilerinizle göz irtibatını kesmeyiniz. Konuşma sırasında bir noktaya, bir yere veya bir kişiye değil, dinleyicilerinizin hepsine ve her tarafa bakarak konuşunuz.

13. Konuşma sırasında doğruyu güzel bir üslûpla ifade etmeye özen gösteriniz. Kendinize ait bir üslûp geliştirmeye çalışınız. Yeri geldikçe benzetmelerden, mecazlardan, tezatlardan, kişileştirmelerden, özlü sözlerden, fıkralardan yararlanınız.

Kaynak: Akdeniz Üniversitesi Türk Dili Bölümü
www.muhsinyazici.com
 
İyi Bir Konuşmanın Özellikleri PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 03 Kasım 2010 04:29

İyi Bir Konuşmanın Özellikleri

·          Konuşma, konuya yeni ve özgün bir yaklaşım getirmelidir. Panel, açık oturum gibi çok konuşmacının yer aldığı bir toplantıda konuşuluyorsa, bir öncekinin söylediklerini aynen tekrar etmemeye dikkat edilmeli, paylaşılan görüşlerde ayrıntılara dikkat çekilmelidir.

·          Konu belirli bir ana düşünce çevresinde toplanmalıdır.

·          Neden-sonuç, soru-yanıt, sav(iddia)-kanıt ilişkisi gözetilmelidir.

·          İnandırıcılık esas alınmalıdır. Bunun için sav, kanıtlara, tanıklara, belgelere dayandırılmalıdır.

·          Tekrarlardan, konuyu dağıtacak sapmalardan kaçınılmalı; konuşma süresince odak nokta gözden kaçırılmamalıdır.

·          Konuşmacı konusuna hakim, alanında bilgili bir kişi olduğunu dinleyicisine hissettirmelidir.

·          Konuşmaya yapıcı, güvenilir bir hava hakim olmalıdır.

·          Uzun cümlelerden kaçınılmalı; anlaşılır, kısa cümleler kurulmalıdır.

·          Soyut ifadeler, aşırı teknik terimler kullanılmamalıdır.

·          Kitap ifadelerinden, yapmacıklıktan, “edebiyat parçalamaktan” uzak durulmalıdır.

·          Topluluğu galeyana getirecek, çatışma ve kargaşa yaratacak üsluptan sakınılmalıdır.

·          Doğal, rahat, sakin bir tavırla konuşulmalıdır.

·          Konunun ilgi çekici, özgün yanları vurgulanmalıdır.

·          Tekdüzelikten kaçınılmalı, konu ilginç örneklerle renklendirilmelidir.

·          Konuşma sırasında görsel, işitsel, yazılı araçlar etkin ve işlevsel bir şekilde kullanılmalı, dinleyicinin dikkati uyanık tutulmalıdır.

·          Ne tür bir konuşma yapılacağına bağlı olarak konuşma süresi 15 dakika ile 60 dakika arasında tutulmalı, süre aşılmamalıdır. Süre iyi ve doğru kullanılmalıdır.

·          Dinleyicilere soru sorma şansı ve zamanı tanınmalıdır.

·          Jest ve mimiklere dikkat edilmelidir.

·          Vurgu ve tonlama hatalarından kaçınılmalıdır.

·          Diksiyon ve telaffuz hataları yapılmamalıdır.

·          Açık, düzgün, sağlam bir Türkçeyle topluluğa hitap edilmelidir.

www.dilimiz.gen.trwww.muhsinyazici.com 

Son Güncelleme ( Çarşamba, 03 Kasım 2010 04:32 )
 
Sözlü Anlatımın Temel Kuralları PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 03 Kasım 2010 04:22

Sözlü Anlatımın Temel Kuralları

 a. Konuşma, bir kez işitildiğinden dolayı dinleyicilerin ilgi duymaması durumunda önemini hemen yitirir. Metinleri ise, geriye dönmek ve tekrar okumak mümkündür. 

b. Konuşmacı, dinleyici grubun ve çevredekilerin dikkatini sağlama gereğini her zaman göz önüne almalıdır. Yazar ise, yazdığı sürece okuyucu kitlesinden uzaktır. Her dinleyici kitlesi, her topluluk; bir sorunun belirlenmesi, açıklanması için toplanır. Konuşmacı; dinleyici sayısını, ortalama düzeyini, öğrenim derecesini, özel ilgilerini vb. göz önünde bulundurmalıdır. 

c. Konuşma üslûbu, yazı üslûbundan faklıdır; konuşma, o anda anlaşılır olmalıdır. Çünkü dinleyenler, o şeyi anlamak için geri dönemez; o cümle üzerinde uzun uzun düşünemez; cümleyi anlaşılır şekle koymak için çalışamaz. Konuşmacının cümleleri; kısa, anlatımı basit ve yazı dilinden daha açık olması şarttır. ç. Sözlü anlatımda da, yazı türlerinden hiçbirinde önemi olmayan konuşmacının sesi, dikkate alınması gereken hususlardandır. 

d. Konuşmacının anlatımının daha açık ve etkili olabilmesi için beden dili de son derece önemlidir.

 DİKSİYON

Ses, insanın kişiliğini yansıtır. Gözlem yeteneği güçlü bir kimse, her hangi biri ile birkaç dakikalık konuşma sırasında, onun hangi özellikte bir insan olduğu hakkında genel yargıya varabilir.

Diksiyonda başarı; kişinin okuduğunu, söylediğini içinde duyabilmesine, içinden geldiği gibi sıcak, içten söyleyebilmesine bağlıdır. Havasına girebilen bir kişi, söylediklerine bir anlam derinliği ve inceliği kazandırır. (S. SARICA - M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 243) 

Bazen bir tek kelimenin telâffuzu bile, o kişinin geçmişi, öğrenim derecesi, zihin faaliyeti ve yeteneği hakkında fikir verebilir. Ses; dalgınlık, kayıtsızlık, korkma, utanma, kibirlilik, kendini beğenme, dikkatsizlik, bünyece zayıflık vb. birçok özellikleri ortaya koyabilir. Aynı zamanda o kimsenin uyanık, yetenekli, dengeli, atak, makul, cesur olduğunu da gösterebilir. Kaba, pürüzlü, sert, haşin, genizsil, çok ince sesler; dinleyenler üzerinde iyi bir etki bırakmaz. 

Sesimizin niteliği hakkında bilgi sahibi olabilmek için kimi basit paragrafları yüksek sesle birçok kez okumak yararlıdır. Böylelikle sesimizin başkaları üzerinde bırakabileceği etkileri ve kusurlarımızı öğrendikten sonra, sıkı bir çalışmayla sesin az çok eğitilebilmesi mümkündür.  

Bu alanda başarılı olabilmek için aşağıda belirtilen iyi bir konuşma sesinin niteliklerini bilmek gerekir. 

* Sesin işitilebilir olması
* Canlılık
* Sesin ayarlanması
* Anlatımda değişiklik
* Temiz ve doğru söyleyiş
"Hitabette galip gelen, kelimeler değil; kelimelerin nasıl söylendiğidir."  

Karşılıklı konuşmanın ilk istediği şey açıklık ve bütünlüktür.

Sözün ağızdan çıktığı anda anlaşılmasını sağlayacak bir telâffuz yeteneği, topluluk önünde konuşanlar için son derece önemlidir.  

Dinleyiciler, hatibin sesinin tonundan ya da kalitesinden ötürü, hatip hakkında yanlış intiba edinirlerse büyük bir ihtimalle kabahat hatibindir. Sert, tiz ya da zayıf bir ses, gevşek bir telâffuz, hatibin mesajından çok şey eksiltir.

Sözlü anlatım çalışmalarının ilk kısmında sesin yeterli ve uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir. Ses doğru çıkaklarında çıkarılmalı ve iyi tınlamalıdır. Bazı sesler, tınısı bakımından kulağa hoş gelir; ama bazıları da ses tonunun iyi ayarlanamamasından ya da çok sert, çok tiz olduklarından kulağı tırmalar. Tınısız ya da donuk bir ses, inandırıcı olamaz ve beklenen etkiyi meydana getiremez. Bunun için çıkarılan ses, iyi ayarlanmış ve ahenkli olmalıdır.

Söyleyişte en küçük bir yanlışa bile rastlanmamalıdır; ton değişikliği, duygu ve düşüncelerin bütün özelliklerini en iyi şekilde yansıtmalıdır.Ses perdesinin düzeyi (esneklik); pes, orta ya da tiz olabilir. Esneklik, ses hacminin değişikliğe bağlı olan ses tonunu ya da perde değişikliğini kap-sar. Ses, yükseltildiği zaman hacimce büyür; alçaltıldığı zaman ise küçülür. Konuşmaların tekdüzelikten kurtulması için, ses hacminin ve perdelerinin karışık olarak kullanılması gerekir. 

Sesin esnek olmasının şu anlamları vardır:

Kuvvetli ve yüksek ton: öfke, hoşnutsuzluk
Tatlı ve biraz yükselen ton: sevgi, şefkat
Hafif sesle orta ton : düşünce ve sükûnet
Bir yukarıdakinin daha üstünde ton : ateşlilik ve ciddiyet
Kuvvetli bir sesle alçak ton: duygu ve düşüncede dayanıklılık
Tatlı bir ses ve alçak ton: ağırlık
Fısıltı hâlinde ton: sinsi ve aldatıcı bir durum
 Sesin ton değişiklikleri, önemli yerleri vurgulamayı ve tekdüzeliği önlemeyi sağlar.

Genel olarak konuşmaya orta bir tonla başlanır, ses yavaş yavaş yükseltilir.

www.turkceciler.comwww.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Çarşamba, 03 Kasım 2010 04:28 )
 
İyi Bir Konuşma Sesinin Nitelikleri PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 03 Kasım 2010 04:19

İyi Bir Konuşma Sesinin Nitelikleri

"Kişiliğiniz sesinizde gizlenmiştir."

İnsan kişiliğinin bazı yönlerini en iyi ses, ele verir. Öğretmenlik ve askerlik bu konuda özel bir önem ve dikkat gerektiren mesleklerdir.  

İyi bir konuşmanın özellikleri şunlardır:

a. İşitilebilirlik: Konuşurken, sesin, bütün dinleyiciler tarafından rahatlıkla işitilebilmesidir. Çok yavaş ya da yüksek tonlarla konuşulmamalı; ses tonu konuşulan yerin ve dinleyici kitlesinin büyüklüğüne ve özelliğine bağlı olarak ayarlanmalıdır.

b. Akıcılık: Sözlerin ve düşüncelerin, dinleyicilerin algılama hızına denk düşmesidir. Bu hız, her zaman aynı kalmamalı; heyecan durumuna, dinleyicilere ve konuya göre yer yer değişiklikler göstermelidir.

c. Hoşa giderlik: Ses tınısının katı, tiz, kulak tırmalayıcı, hırıltılı, madenî, burundan gelen, hışırtılı, boğuk, çok yumuşak, gevrek, biçimden yoksun vb. olmamasıdır. Genellikle doğuştan gelen bu özellikler, düzenli çalışma ile belli oranlarda düzeltilebilir.

ç. Anlamlılık: Sesin genel olarak, dostça bir nitelik taşıması ve güven duygusu telkin etmesidir. Ses, kelimelerdeki anlamın daha fazlasını ya da tam zıddını yansıtabilir.

d. Bükümlülük: Sesin; ton, hız ve anlam bakımından değişiklik göstermesidir.

 KONUŞMA (DİKSİYON) YETERSİZLİKLERİ

 Pek çok insanda konuşma yetersizlikleri görülür. Hatta, üniversite bitirmiş bazı insanlar bile doğru ve güzel konuşamaz.  

Konuşma yetersizliklerini şu maddeler altında toplamak mümkündür: 

a. Yöresel Ağızla Konuşma: Kelimeleri, kişinin yetiştiği çevrenin ağzındaki seslerle söylemedir.

Örnekler:
kalın / galın
gidiyorum /  gidiyom ya da gidim
merdiven / ayahçah
tas /  üsküre
yuvarlanmak /  gındırlanmak
çukur /  kortik
 

b. Anlatımda Yetersizlik: Konu üzerinde kısa konuşulur, söylenecekler tam bildirilmez. Cümleler; bazen yarım bırakılır, bazen de bozuk cümle kullanılır. Anlamı bilinmeyen kelimeler seçilir. Yanlış telaffuz yapılır.

Örnekler:
maiyet /  mahiyet
yönetmelik / yönetmenlik
porte /  portre
 

c. Kavrayış Eksikliği: Meslekî bilgi yönünden henüz yeterli seviyeye gelinmediğini gösterir. Konuşulan ya da kişinin kendisine sorulan konu hakkında yeterli bilgisi, deneyi olmayabilir. Bunun sonucu olarak konuyu tam olarak anlamayabilir.

Yukarıda sıralanan bu yetersizliklerin yanında, az da olsa bazı insanlarda sürekli bir yargılama yapamama, dağınık konuşma, gereksiz sözler söyleme, çekingenlik, kural bilmeme, sesleri yeterli olmama, konuşurken gereksiz el - kol, gövde hareketleri yapma gibi kusurlar da görülmektedir. (S. SARICA - M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 232)

Bütün bu rahatsızlıklar, evde, okulda fırsat yakalandığında plânlı ve düzenli olarak çok konuşmakla giderilebilir. Ayrıca, doğru ve güzel konuşma şartları doğrultusunda konuşmaya önem vermek gerekmektedir

www.turkceciler.comwww.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Çarşamba, 03 Kasım 2010 04:24 )
 
Güzel ve Etkili Konuşma PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 03 Kasım 2010 04:14

Güzel ve Etkili Konuşma

Güzel ve etkili konuşmada önemli bir konu sesin mükemmel çıkışıdır. Sesin mükemmel çıkışı ses çıkışı ile nefesin kullanımı arasında başarılı bir uyum oluşturulmasını gerektirir. Düzgün sesin dört temel özelliği vardır. Bunlar sesin “işitilme düzeyi)yükseklik)”, “sesin hız düzeyi”, “hoşa gitme/tını düzeyi”, “değişirlik/bükümlülük düzeyi”nden oluşmaktadır. Aşağıda bu özellikleri öğrenelim ve geliştirmeye çalışalım.

İşitilebilme - Yükseklik
Bazı insanların sesleri bir metre mesafeden bile güçlükle duyulabilmektedir. Böyle bir sesle yapılan konuşmanın anlaşılabilmesi son derece güçtür ve dinleyiciler dinlerken psikolojik gerginlik içerisine girerler.

Ses dinleyiciler tarafından işitilebilecek kadar yüksek olmalıdır. Normal ses kalabalık kitlenin en uzağına ulaştırılacak kadar yüksek çıkmalıdır. Ancak yüksek ses bağırmaya dönüşmemelidir. Bu anlamda eğer mikrofon kullanmıyorsanız özellikle konuşma yaptığınız topluluğun büyüklüğüne dikkat etmelisiniz. Hemen yanınızdaki bir arkadaşınıza 20 metre uzaktaki insana konuşur gibi konuşursanız sesin yüksekliğini hatalı kullanmış olursunuz. Sesin yüksekliği salonun büyüklüğüne göre ayarlanmalıdır. Ancak sesi yükseltirken “bağırma” tonu oluşturmamak çok önemlidir.

Dikkat edin: Kaç kişilik bir guruba konuşuyorsunuz? Salonunuz ne kadar geniş? Ortamda gürültü var mı? Sesiniz 20 metreden rahat duyulabiliyor mu? Yoksa mırıltı gibi mi çıkıyor? sesiniz yükselince bağırmaya dönüşüyor mu? Uygun ses yüksekliği dinleyici kitlesini tamamen ve rahatlıkla kuşatan sestir.

Aşağıdaki alıştırmalar sesimizi kontrollü olarak yükseltebilmek için hazırlanmıştır. Ses yüksekliğimizi kontrol edebildiğimiz taktirde dinleyicilerimizi de kontrol edebileceğiz...

Yazar: Muhammet Bozdağ  -  www.muhsinyazici.com
 


mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün182
mod_vvisit_counterDün1079
mod_vvisit_counterBu Hafta5115
mod_vvisit_counterBu Ay33414
mod_vvisit_counter6 Aralık 2008'den Beri2089195
Üyeler : 836
İçerik : 19658
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 5814352

Anket..

Sitemizde en çok hangi bölüm ilginizi çekiyor?
 

Anket...

Ben bir...
 
internet haftasi
e-okul