Eğitim, Çocuğu Tanımak ve Sevmekle Başlar !

Günün Fıkrası
Günün fıkrası: Ben görmedin ama… Adamın biri banka soyar. Paraları alıp bankadan çıkmadan önce müşte PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 13 Kasım 2013 06:21

Günün fıkrası: Ben görmedin ama…

Adamın biri banka soyar. Paraları alıp bankadan çıkmadan önce müşterilerden birine yaklaşır.

-“Beni banka soyarken gördün mü?” Diye sorar.

Adam:

-“Gördüm” deyince öldürür.

Başka bir adama da aynı soruyu sorunca onun yanıtı şöyle olur:

-“Hayır ben görmedim. Ama karım gördü

www.muhsinyazici.com

 
Günün fıkrası: Duanı istemem PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 12 Kasım 2013 09:47

Günün fıkrası: Duanı istemem

Dilencinin biri, Bektaşi'ye:

-“Bir sadaka ver sana dua edeyim.

Bektaşi on para verdikten sonra dilenciye dönerek:

-“Duanı istemem”

Dilenci sorar:

-“Neden?”

Bektaşi:

-“Eğer duan kabul olsaydı, sen dilenci olmazdın!”

 
Yok şu siyasetçiler… İki emekli parkta güvercinlere yem atıyorlardı. Birinci ihtiyar: -“Şu güvercinl PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 05 Kasım 2013 17:36

Siyasetçiler…

İki emekli parkta güvercinlere yem atıyorlardı.

Birinci ihtiyar:

-“Şu güvercinlere ne zaman yem atsam siyasetçileri hatırlıyorum”

-“Neden?”

-“Yerde dolaşırken elimizden yiyorlar, havalanınca da kafamıza pisliyorlar.”

www.muhsinyazici.com

 
Temel daha çok ağlar Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin ağladığını görür. Yaklaşır ve sor PDF Yazdır e-Posta
  
Pazartesi, 04 Kasım 2013 06:09

Günün fıkrası: Temel daha çok ağlar

Temel hastaneye gitmektedir.

Girişte birinin ağladığını görür.
Yaklaşır ve sorar:
-"Hayrola hemserim! Neden ağlıyorsun?".
Adam:

-"Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmagimi kestiler" der.
Bu sefer Temel daha siddetli bir sekilde ağlamaya baslar. Bu sefer susan
adam Temel'e sorar:
-"Hayırdir hemserim. Sen niye aglamaya basladin?".
Temel:

-" Ben..." der, "Idrar tahlili yaptırmaya geldim..."

 
Günün fıkrası: Sıra var sıra Temel, postahanaya gitmiş. Gişedeki memura: -“Havale yapacaktım” demiş. PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 02 Kasım 2013 07:45

Günün fıkrası: Sıra var sıra

Temel, postahanaya gitmiş. Gişedeki memura:

-“Havale yapacaktım” demiş.

Telefonda konuşan memur Temel’in yüzüne bile bakmadan,

-“Sıraya geç, sıraya” demiş ve telefonla konuşmaya devam etmiş.

Temel’de arkasına önüne bakmış. Kendisinden başka kimse göremeyince sinirlenmiş memura tekrar:

-“Havale yapacaktım” demiş.

Memur yüksek sesle,

-“Kardeşim görmüyor musun? Sıra var” demiş.

Temel arkasına döner bir kez daha bakmış kimseyi göremeyince çok sinirlenmiş ve telefonla konuşmaya devam eden memura, okkalı bir tokat vurur.

Tokatı yiyen memur ayağa fırlar ve:

-“Manyak mısın be adam ne vuruyorsun”

-“Asıl sen manyak mısın? Bu kalabalıkta benim vurduğumu nerden çıkardın? Demiş.

 
Günün fıkrası: Hala… PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 02 Kasım 2013 05:36

Günün fıkrarsı: Hala…

“Temel İstanbul’a gelmiş, yürüyormuş. 5 dakikada bir, top atışları duyuyormuş.
Temel merak edip sormuş:
- Hemşerum haçan ha bu top atişlari neyun nesudur? Diye...
Kraliçe Elizabeth’in gelmesi sebebiyle top atışı yapıldığı anlatılmış kendisine.
Aradan yarım saat geçmiş, top atışları hâlâ sürüyormuş.
Temel kendi kendine söylenmeye başlamış:
- Ula yarım saattir bir karıyı vuramadılar.

www.muhsinyazici.com

 

 
Hiçbir şey görmedik PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 01 Kasım 2013 09:57

Hiçbir şey görmedik

Genç kadın iş bulmak için hiçbir çaba harcamayan kocasına çok kızıyordu.
 Ama kocasının umurunda bile değildi.
 Kadın bir gün nihayet
 -"Daha fazla dayanamayacağım... Utanç içindeyim!.." diyerek patladı, "...
 -kiramızı babam, mutfak masraflarımızı annem karşılıyor.
 Bizi kız kardeşim giydiriyor, arabamızın masraflarını da halam karşılıyor."
 Adam yattığı yerden karısına
 -"Bence de utanmakta haklısın hayatım" dedi,
 -"İki erkek kardeşinden yıllardır hiçbir şey göremedik!.."

 
Biz yalnızdık Anadolu'nun orta halli bir kasabasından 40-50 kadar kişi, yakındaki büyük kente alışve PDF Yazdır e-Posta
  
Perşembe, 31 Ekim 2013 07:21

Biz yalnızdık

Anadolu'nun orta halli bir kasabasından 40-50 kadar kişi, yakındaki büyük kente alışverişe gitmiş.

Hayvanlara yüklemişler nohutu, buğdayı; onları satıp kumaşlar, tencereler almışlar.

Dönüşte 3 kişi, kervanın yolunu kesmiş, çekmiş silahı,

-''Yatın, kıpırdamayın'' derken hepsini soymuş, yarı çıplak yollamış.

Kasabanın girişinde durumu görenler şaşırmışlar, sormuşlar:
 - “Ne oldu size, ne bu haliniz?”
Soyulduk, yanıtı alanlar yüklenmişler:

''Kim soydu, nerede soydu, kaç kişiydi?''
İçlerinden biri durumu özetlemiş:
''Onlar 3 kişi beraberdi, biz 40 kişi yalnızdık!''

 
Günün fıkrası: Teşekkür telgrafı PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 23 Ekim 2013 12:33

Günün fıkrası: Teşekkür telgrafı

Seçim gezileri için Erzincan'ın Kemah ilçesine giden Akbulut heyeti akşam olunca kalacakları ve ertesi gün propaganda çalışmaları yapacakları komşu ilçeye gitmeye karar verirler.
Fakat komşu ilçede de otel yoktur.
Belediye başkanı: "Akşama kadar yorulduklarını ve komşu ilçede de otel olmadığını belirtip, Kemah'ta kalmalarını ve ertesi gün gitmelerini" önerir.

Son Güncelleme ( Çarşamba, 23 Ekim 2013 12:34 )
Devamını oku...
 
Oğlum Burası Çorum Bir baba oğlunu Bolu'ya okula gönderir. Çocuk bir müddet sonra; -''Baba burası B PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 11 Ekim 2013 05:19

Oğlum Burası Çorum

Bir baba oğlunu Bolu'ya okula gönderir. Çocuk bir müddet sonra;

-''Baba burası Bolu kızlar dolu para bitti kızlar gitti'' der.
Babası bunun üzerine çocuğa para gönderir. 
Aradan bir kaç ay geçtikten sonra çocuk yine;

-''Baba burası Bolu kızlar dolu para bitti kızlar gitti'' der.

Babası yine para gönderir. 
Biraz zaman geçmeden çocuk yine;

-''Baba burası Bolu kızlar dolu para bitti kızlar gitti'' der.
Babası bunun üzerine;

-''Oğlum burası Çorum bende de para bitti anan gitti!!!'' demiş.  

www.muhsinyazici.com
 
Nasrettin Hoca Dertlenince PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 11 Ekim 2013 04:21

 Nasrettin Hoca Dertlenince

Nasrettin Hoca’ya: 

- “Hoca, dediler; 600 yıldır fıkralarda yaşıyorsun nasıl becerdin bunu?”
Hoca da:
- “Persler, yahut Moğol İmparatoru Timurlenk’i kapkara kasvetlerinden kurtarmaya çalışarak, dedi.”
- “Anlat bakalım, en sevdiğin fıkran hangisi?”
- “Akşehir Gölü’nün kıyısında, çorba çanağımı yıkıyordum. Bir Alevi Dedesi geldi:
“ Ne yapıyorsun Hoca,” dedi.

Ben de dalga geçmek için:
- “Göle maya çalıyorum, dedim.”
- “Göl hiç maya tutar mı?”
- “Ya bir de tutarsa...”

Son Güncelleme ( Cuma, 11 Ekim 2013 04:25 )
Devamını oku...
 
Günün fıkrası: İppne Sinekler Sekiz yaşındaki erkek çocuğu elinde raket, gözünü pencere camına konmu PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 09 Ekim 2013 10:17

 Günün fıkrası: İppne Sinekler

Sekiz yaşındaki erkek çocuğu elinde raket, gözünü pencere camına konmuş çiftleşmekte olan sineklere dikmiş ve sonra da "Anneee!!!" diye çağırmış. "Sineklerin erkeği olur mu?"
Anne bu masum sorudan kuşkulanmadığı için 'Olur yavrum...' yanıtını verince; oğlan sorusunu ikilemiş:
- Peki sineğin dişisi olur mu?..
Kadın o zaman soruların içinden çıkılmaz bir yere gideceğini sezip yan çizmiş ve 'Olmaz evladım...' demiş.
Çocuk aradığı yanıtları alınca elindeki raketi hırsla sineklerin üzerine yapıştırmış: 
- İppneler!!!  

 

Son Güncelleme ( Salı, 22 Ekim 2013 05:39 )
 
Günün fıkrası: Hukuk var mı? Resmi makamlarda da bulunmuş emekli hukukçularla, barolara kayıtlı huku PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 05 Ekim 2013 04:48

 Günün fıkrası: Hukuk var mı?

Resmi makamlarda da bulunmuş emekli hukukçularla, barolara kayıtlı hukukçular, Bektaşi Babası’na rastlamışlar, soruyorlardı:
- T:C:’de hukuk var mı?
Bektaşi Babası, içini çekti:
- Kendimi bildim bileli bu sorudan kurtulamadık; en iyi formül galiba “Yazı-Tura” atmak. “Yazı” gelirse var, “Tura” gelirse yok. “Yazı”yı muhalefet tutar, “Tura”yı da iktidar. Tartışmalar da bitmiş olur. Tartışmaları sürdürmek isteyenlere de:
“Yazı-Tura”nın sonucunu unutma, denir. Böylece evrensel bir şöhret de kazanmış oluruz. “Hukuksal olup olmadığını ‘Yazı-Tura’ atarak saptamış tek ülke!” diye...
Bektaşi Babası’na:
- Yazı-Tura’yı kim atacak, diye sorulduğunda da şu yanıtı aldılar:
- O sırada acil işi olmayan Meclis Başkan Vekillerinden biri atar; olur biter.

www.muhsinyazici.com 

Son Güncelleme ( Cumartesi, 05 Ekim 2013 04:51 )
 
Günün fıkrası: “Vaadi mukaddes” PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 05 Ekim 2013 04:47

 Günün fıkrası: “Vaadi mukaddes

Artan fiyat artışlarıyla ortalık cehenneme döndü ya, şimdi yeniden vaat furyası başladı:
- Alınacak önlemlerle dar gelirliler korunacaktır.
- Sıkıntı içinde olanlar unutulmayacaktır.
- Tabandakilerin geçim düzeyi yükseltilecektir.
Ancak bunlara büsbütün de omuz silkmemek gerekir. Biliyorsunuz aynı sözleri Kutsal Kitap  da yazar:

- Sıkıntı çeken Âdem rahata kavuşacaktır...
Sonra da ekler:
- Öteki dünyada...”

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Cumartesi, 05 Ekim 2013 04:53 )
 
Günün fıkrası: Hangisinin? PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 02 Ekim 2013 05:08

Günün fıkrası: Hangisinin?

Bakanlardan birinin ölmesiyle başka bir milletvekili onun süresini doldurmak üzere seçilmişti. Adam hemen karısına telefon ederek, bu haberi vermek istedi :

-“Bir bakan karısı olmak ister miydin?” diye sordu.

Karısı biraz düşündü sonra:

-“Hangisinin?”

 
Tavlada pul çalan Vaktiyle bir kaza ahalisi, kaymakamdan şikâyete başlamış... Mutasarrıf, çalışkan v PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 29 Eylül 2013 09:24

 Tavlada pul çalan

Vaktiyle bir kaza ahalisi, kaymakamdan şikayete başlamış...
Mutasarrıf, çalışkan ve namuslu bir kişi olarak tanıdığı kaymakamın bir iftiraya gitmemesi için, tahkikatı kendisi yapmaya karar vermiş. Tahkikat müdürünü de yanına alarak, kasabaya gitmiş...

Son Güncelleme ( Pazar, 29 Eylül 2013 09:59 )
Devamını oku...
 
Günün fıkrası: Aradaki fark beş dakika İkİ sarhoş mezarlıkta içiyorlarmış, O sırada bİr cenaze alayı PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 27 Eylül 2013 06:32

Günün fıkrası: Aradaki fark beş dakika

İkİ sarhoş mezarlıkta içiyorlarmış,
O sırada bİr cenaze alayı gelmiş.
Sarhoşlardan biri , ben bİr bakayım kimmİş diye cenazenın yanına sokulmuş...
-“Hayrola arkadaş neden öldü acaba” demİş...
Cenaze sahİbİ,

-“Meftamız çok içerdi alkol yüzünden öldü demİş...
Buna canı sıkılan sarhoş arkadaşının yanına gelmiş.

-“Artik  içmeyelim adam, alkolden ölmüş.”  Der...
5 dakika sonra bir cenaze daha gelir...

Bizim sarhoş merakla,

-“Bu da mı alkolden öldü” dİye sorar...
Cenaze sahibi:

-“Hayir, rahmetli sağliğında hiç içmezdi, alkolden nefret ederd”  Der,
Sarhoş koşa koşa, arkadaşinin yanına gelir ve,

-“Hadi içelim arkadaşim” Der.

-“İçenle içmeyen arasinda 5 dakİka var...

www.muhsinyazici.com

 
Günün fıkrası: Hala eve bal getirir Çoban Namık su kıyısında koyunlarını otlatırken bir ağacın altın PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 22 Eylül 2013 06:07

 Günün fıkrası: Hala eve bal getirir

Çoban Namık su kıyısında koyunlarını otlatırken bir ağacın altında bikini ile güneşlenen bir Fransız turisst görmüş. Namık zaten uzun zamandır Kastel Yaylaları’nda dayanamamış kadına tecavüz etmiş. Ama ne tecavüz defalarca.
Fransız turist soluğu jandarmada almış. Jandarma, Namık’ı yakalamış, karakola getirmiş.
Fransız turist:
- Böyle bir erkek, demiş; ben asla görmedim. Şikayetçi değilim şayet benimle birlikte Fransa’ya gelirse.
Namık:
- Ben nasıl gelebilirim, diyormuş; koyunlar var, çoluk çocuk var gelemem ben.
Kadın ısrar ediyormuş:
- Gelmezsen hapse atacaklar.
Namık sonunda:
- Benim bir kardeşim var, o bekâr, onu alıp götür.
- O da senin gibi mi? Yani güçlü kuvvetli bir erkek mi?
Namık:
- Valla bilmiyorum ama, demiş; 2 yıl önce bir ayıya tecavüz etmişti, ayı 2 yıldır hâlâ eve bal getirir.

 

 

Son Güncelleme ( Pazar, 22 Eylül 2013 06:34 )
 
Günün fıkrası: O mu sünnet etti? PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 22 Eylül 2013 03:37

Günün fıkrası: O mu sünnet etti?

Adamın biri, bir lokantanın tuvaletindeki pisuarda çiş ediyormuş. Yanına biri daha gelmiş ve o da başlamış işemeye.
İlk gelen birden dönmüş yanında işeyene:
- Sizi de mi Hacı Hami Efendi sünnet etmişti, diye sormuş.
- Evet, nasıl anladınız?
- Geldiğinizden beri ayağıma işiyorsunuz da ondan.

 
Ödevim PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 20 Eylül 2013 04:48

 Ödevim

 Küçük kız okuldan ağlayarak döner ve annesine:

- Anneciğim, bugün okulda yapmadığım bir şey yüzünden cezalandırıldım, der.
- Annesi haykırır:
- Ama bu nasıl olur! Yarın okula gelip müdürle bu durumu konuşacağım.

 Bu arada senin yapmadığın şey neydi?

Küçük kız yanıt verir:
- Ev ödevim.

 

 

Son Güncelleme ( Cuma, 20 Eylül 2013 06:15 )
 
Sonra ne olacaksın? Vaktiyle Bektaşi Babası, bir eyalet Valisi’yle konuşuyormuş: - Sonra ne olacaksı PDF Yazdır e-Posta
  
Perşembe, 19 Eylül 2013 01:49

Sonra ne olacaksın?

Vaktiyle Bektaşi Babası, bir eyalet Valisi’yle konuşuyormuş:
- Sonra ne olacaksın? diye sormuş.
Vali:
- Belki vezir, demiş.
- Peki daha sonra?
- Sadrazam yardımcısı.
- Ya daha sonra?
- Ola ki Sadrazam.
- Sonra da ne olacaksın peki?
Vali:
- Hiç.. demiş.
Bektaşi:
- Bak, demiş, ben şimdiden Hiç’im.

 
Tanısana Hadi! Biyoloji dersi sınavı için sınıftaki öğrenciler çok sıkı çalışmış. Tutulan notlar ezb PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 17 Eylül 2013 20:18

Tanısana Hadi!

Biyoloji dersi sınavı için sınıftaki öğrenciler çok sıkı çalışmış. Tutulan notlar ezberlenmiş. Öğrenciler sınavın yapılacağı gün okula gitmişler, bir de bakmışlar, ortada kâğıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar var.
Öğretmen; 

- “Bu mikroskop lam’larında bir böceğin bacağı bulunmaktadır. Biyoloji sınavınız mikroskop lamlarındaki böcek  bacağından  böceğin hangi tür olduğunu tanımak”
Doğal olarak hemen itirazlar olmuş; ama itirazlar nafile, öğretmen kararından vazgeçmemiş. Öğrenciler mikroskoplarına geçmiş, ama uzun uğraşlara rağmen böceği  tanıyamıyorlar.
En sonunda öğrencinin biri bu duruma dayanamamış, kapıyı çarpıp dışarı çıkmış.

Öğretmen arkasından seslenmiş;
- “Sen kimsin,  kapıyı çarpıp çıkıyorsun?”
Kapı hafifçe aralanmış ve sonrasında kapı aralığından bir bacak uzanmış ve şöyle ses gelmiş:
- “Tanısana hadi tanısana kim olduğumu…”

 

 
Herkes Yemek İstiyor Öğretmen, elindeki küreyi sınıfa göstererek. "Çocuklar,şu elimdeki,dünyamızın k PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 17 Eylül 2013 20:17

Herkes Yemek İstiyor

Öğretmen, elindeki küreyi sınıfa göstererek.
"Çocuklar,şu elimdeki,dünyamızın küçük bir örneğidir.Gördüğünüz gibi aynı bir portakala benzemektedir..."
 Öğrencilerden biri:
"Anlaşıldı,dedi.Onun için herkes onu yemek istiyor." 

 
Kalp Atışları Hızlanıyor PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 17 Eylül 2013 20:15

Kalp Atışları Hızlanıyor

Hemşire, doktora hastayı gösterdi ve
- Kalbini dinlemek için ne zaman eğilsem, kalp atışları birden hızlanıyor.
Tedavi için ne önerirsiniz doktor bey? Ne yapsak?
- Dr: Önlüğünün yakasını iliklesen...

 
Abdurrezzak Öğretmen iki öğrencisine, sınıfta yaramazlık yaptıkları için kızar ve yüzer kez isimleri PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 17 Eylül 2013 20:14

Abdurrezzak

Öğretmen iki öğrencisine, sınıfta yaramazlık yaptıkları için kızar ve yüzer kez isimlerini yazmalarını söyler.

Öğrencilerden biri bu karara üzülüp itiraz eder,

-“Öğretmenim, bu çok büyük bir haksızlık değil midir?”

Öğretmen:

– “Çocuğum neden haksızlık olsun ki?”

Öğrenci:

-“Onun adi Ali, benim ki ise Veled bin Abdurrezzak…”

 
Günün fıkrası: Açılım üzerine Etine dolgun bi kadın, kucağında bebeğiyle Ankara garından otobüse bin PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 17 Eylül 2013 17:06

Günün fıkrası: Açılım üzerine

Etine dolgun bi kadın, kucağında bebeğiyle Ankara garından otobüse biner. Yanına irikıyım bi arkadaş oturur. Kızılcahamam’a vardıklarında, kadın emzirmek için memesini açar, çocuğun ağzına dayar, çocuk direnir, başını öte yana çevirir, kadın uyarır,

-“Alsana yavrum, bak yoksa amcaya veririm” der.

Adam çaktırmadan göz ucuyla bakar, önüne döner.

Bolu’ya geldiklerinde, kadın yine memesini çıkarır, çocuk yine direnir, kadın yine uyarır,

“Al, yoksa amcaya veririm” der.

Adam çocuğa bakıyormuş ayağıyla, memeye bakar, önüne döner.

Adapazarı, İzmit, aynı sahneler tekrarlanır. İstanbul gişelere gelindiğinde, kadın yine:

- “Al çocuğum, yoksa amcaya veririm” deyince...

Adam patlar!

-“Hanım hanım, vereceksen ver artık, Bolu’da inecektim, senin yüzünden buralara kadar geldim!”

 
Günün fıkraı: Adem ile Havva hangi milletten? Bir Fransız, bir Alman ve bir Türk müzede “Adem ve Hav PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 11 Eylül 2013 04:03

Günün fıkrası: Adem ile Havva hangi milletten?

Bir Fransız, bir Alman ve bir Türk müzede “Adem ve Havva Cennet Bahçesinde” tablosuna bakıyorlarmış.

Alman:

-“Bedenlerinin kusursuzluğuna bakar mısınız? Adem ile Havva mutlaka Alman olmalı” demiş.

Fransız Alman’a karşı çıkmış:

-“Havva ne kadar güzel, Âdem ne kadar yakışıklı. Bu denli çekici olduklarına göre, hiç kuşkusuz Fransız olmalılar.”

Türk, tabloya uzun uzun izledikten sonar kararını vermiş:

-“Bunlar kesin Türk’tür. Üstte yok, başta yok, elmadan başka yiyecek yok. Ama hala kendilerini cennette sanıyorlar.

www.muhsinyazici.com

 

 
Pazar fıkrası PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 08 Eylül 2013 07:58

Pazar fıkrası

Esnaf heyeti bakanı ziyarete gitmiş...

Bakan bey sormuş:
- "Beyler içmek için ne alırsınız?"
- "Çay alırız, demişler..."
Bakan zile basmış...

Gelen odacıya:
- "Oğlum beylere birer çay getir, demiş..."
Ardından eklemiş:
- "Tazeyse bana da getir..."

www.muhsinyazici.com

 
Günün fıkrası: Ruşen Çakır kovuldu ve... PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 07 Eylül 2013 13:44

Günün fıkrası: Ruşen Çakır kovuldu ve...

Baba Erdoğan Demirören, Ruşen Çakır'ın atılmasını/kovulmasını ister.

Vatan gazetesi yönetimi merak eder; "hangi yazısından dolayı!"

Baba Demirören "ne yazısı" der, "ben onu okumuyorum."

Peki...

Sebeb nedir?

Baba Demirören açıklar:

Devamını oku...
 
Günün fıkrası: Asıl¬ma¬ya gi¬der¬ken… Es¬ki dö¬nem¬de bir de¬li¬kan¬lı, Va¬li Pa¬şa¬’nın ha¬tı¬rı iç PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 06 Eylül 2013 05:16

 Günün fıkrası: Asıl­ma­ya gi­der­ken…

Es­ki dö­nem­de bir de­li­kan­lı, Va­li Pa­şa­’nın ha­tı­rı için ağır bir su­çu gü­nah­sız ye­re üzerine al­mış… 

Pa­şa:

-“Hiç me­rak et­me ben se­ni kur­ta­rı­rı­m” di­yor­muş.
Fa­kat iş­ler ters git­miş ve du­rum cid­di­leş­miş.

Mah­ke­me­den çı­kan ka­rar: İdam!
Bi­ça­re, suç­suz ye­re ası­la­cak!
De­li­kan­lı idam seh­pa­sı­na gö­tü­rü­lür­ken yal­va­ra­rak so­ran göz­ler­le ba­kıp:
-“A­man Pa­şa­m” de­miş “Ö­lü­me gi­di­yo­rum. Ha­ni be­ni kur­ta­ra­cak­tın?”
Va­li eği­lip, müş­fik bir ses­le genç ada­mın ku­la­ğı­na fı­sıl­da­mış:
-“A­man de­li­kan­lı, gö­re­yim se­ni… Bir can için be­ni mah­cup et­me!”

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Cuma, 06 Eylül 2013 05:23 )
 
Günün fıkrası: Vaz geçtim PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 03 Eylül 2013 06:56

Günün fıkrası: Vaz geçtim

Nasrettin Hoca pazarda zeytin satıyormuş...
İki üç sokak ileride oturan yarıbuçuk tanıdığı bir kadın gelmiş.
Kadın:

- “Zeytinin iyi mi?”
Hoca:

- “Tadına bak.”
Kadın:

- “Ben orucum.”
Hoca:

- “Madem oruçlusun zeytini al git parasını sonra ver.”
Hocanın birdenbire aklına düşmüş; Ramazanlık değilmiş çünkü...
Hoca:

- “Tuttuğun oruç ne orucu ki?”
Kadın:

- “Üç sene önceden borcum vardı da onları tutuyorum.”
Hoca tam zeytinleri veriyormuş vazgeçmiş...
Kadın:

- “Biraz önce al git dedin noldu da vazgeçtin Hoca?”
Hoca:

- “Get anam get... Allah'a olan borcunu üç senede veriyorsan bizim borcu ne zaman getirirsin kim bilir.”

 
Ankaralı siyasetçi PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 31 Ağustos 2013 09:06

 Aankaralı siyasetçi

Vurulmuş, ezilmiş, parçalanmış bahtsız birinin kimlik tespiti yapılıyordu.
Doktorlardan biri:
- Mutlaka Ankaralı siyasetçilerden biri olacak şu, dedi.
Yanındakiler:
- Nereden anladınız, diye sordular.
Doktor parmağıyla göstererek şu cevabı verdi:
- Baksanıza ar damarı çatlamış.”

 
Ufak bir kaza Kasabanın oduncusu papazin evine odun götürmüş. Odunları kömürlüğe boşaltırken, nasıl PDF Yazdır e-Posta
  
Perşembe, 29 Ağustos 2013 10:26

Ufak bir kaza

Kasabanın oduncusu papazin evine odun götürmüş. Odunları kömürlüğe boşaltırken, nasıl olduysa olmuş, bir tanesi gitmiş alt kattaki pencerenin camini kirmiş.

Oduncu çok telaşlanmış ve özür dilemek için papazi aramış ama bulamamış. Ayni telaş içerisinde evine dönmüş ve kapıda kiliseye derse giden oğluyla karşılaşmış. 

Çekmiş oğlunu kenara olanları anlatmış ve bak oğlum papaz efendi sorarsa

-“Babam boşaltırken bir kaza olmuş ve çok özür diliyor” dersin demiş. 

Çocuk da telaşlanmış ama yapacak bir şey yok kilisenin yolunu tutmuş.

Papaz o gün yaratılış hakkında konuşuyormuş.

Ve oduncunun oğluna: 

-"söyle bakalım sen dünyaya nasıl geldin?" diye sormuş.

Oduncunun oğlu da kekeleyerek: 

-"Babam çok özür diliyor, boşaltırken bir kaza olmuş!"

www.muhsinyazici.cocm

 
Matematik yalan söylemez Öğretmen matematik dersinde öğrencilerine sordu: - Çocuklar, matematik asla PDF Yazdır e-Posta
  
Perşembe, 29 Ağustos 2013 02:52

Matematik yalan söylemez

Öğretmen matematik dersinde öğrencilerine sordu:
- Çocuklar, matematik asla yalan söylemez. Örneğin bir adam bir tarlayı on günde sürerse, on adam bir günde sürebilir. Buna benzer bir örnekte siz verin bakalım.
Öğrencilerden birisi gülerek yanıt verdi:
- Örneğin bir vapur Atlantik Okyanusunu altı günde geçerse, yüz kırk dört vapur bir saatte geçebilir!

www.muhsinyazici.com

 
Günün fıkrası: O zaman vazeçtim İngiltere Cumhurbaşkanı Atatürk'ü ziyarete gelmiş Ankara'ya. Erzur PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 27 Ağustos 2013 07:21

Günün fıkrası: O zaman vazeçtim

İngiltere Cumhurbaşkanı Atatürk'ü ziyarete gelmiş Ankara'ya.

Erzurumlu Teyo Pehlivan da tesadüf, Mustafa Kemal'in yanındaymış. Erzurum'un bir meselesi varmış, kentin ileri gelenleri çok rica etmiş. "Ata seni kırmaz, n'olur şunu bi hallediver" demişler,

Teyo Pehlivan da bu nedenle Gazi'ye gelmiş. Bir ara Atatürk'le İngiliz Cumhurbaşkanı satranç oynamaya karar vermiş.

Devamını oku...
 
Suç Kimin? Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineğini PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 25 Ağustos 2013 09:22

Suç Kimin?

Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineğini sağan genç bir kadını uzaktan izlemiş.

Şeytan kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.

Son Güncelleme ( Pazar, 25 Ağustos 2013 11:56 )
Devamını oku...
 
Köpekten zarar görmedik PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 25 Ağustos 2013 08:06

Köpekten zarar görmedik

Yanında köpeğiyle seyahat eden bir iş adamı geldiği otelde resepsiyon görevlisine köpeğinin çok eğitimli ve terbiyeli olduğunu belirterek köpeğiyle otelde kalıp kalamayacağını sorar.
Görevli:
- “Sayın Beyefendi, der; otelcilik sektöründe uzun yıllar sarhoş olan, yanlış odaya giren, sigara ile yatağı yakan, ayakkabısını perdeye silen, banyo havlularını yürüten, tuvaleti tıkayan bir köpeğe hiç rastlamadım. Bu nedenle köpeğinizi otelimizde ağırlamaktan şeref duyarız. Siz de köpeğinizin yanına gelip kalabilirsiniz.”

www.muhsinyazici.com

 
Günün fıkrası: Başvuru Sanki Diyarbakır doğumluymuş gibi sahte nüfus kağıdı çıkaran CTA ajanı mekap PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 20 Ağustos 2013 02:39

Günün fıkrası: Başvuru

Sanki Diyarbakır doğumluymuş gibi sahte nüfus kağıdı çıkaran CTA ajanı mekap giymiş, poşu sarmış, çaktırmadan PKK’ya katılmak için Kandil’e gitmiş.

Başvuru formunu doldururken,

-“Hangi istihbarat örgütündensin” diye sormuşlar.

Şaşırmış tabii.

-“Nerden anladınız” demiş.

-“Senden önce hiç zenci Kürt görmedik” demişler.

 
Günün fıkrası PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 18 Ağustos 2013 12:43

Günün fıkrası

Temel bilim adamıyken, bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar:
- Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağıya indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanıyorlarmış; kanıtlanmış oldu böylece.
Sıra Türkiye’ye gelir ve Temel başlar anlatmaya:
- Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağıya indik ama bir şey bulamadık. Demek ki atalarımız telsiz telefon kullanıyorlarmış.”

 

Son Güncelleme ( Pazar, 18 Ağustos 2013 12:43 )
 
Diktatör Diktatör general askerleri ile yolda giderken askerlerden biri hapşırmış. Diktatör arkasını PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 17 Ağustos 2013 05:40

 

Diktatör

Diktatör general askerleri ile yolda giderken askerlerden biri hapşırmış.
Diktatör arkasını dönüp:
-Kim hapşırdı, demiş.
Askerler korkudan bir şey söyleyememiş.
Diktatör bunun üzerine birinci sırayı kurşuna dizmiş.
Sonra yola devam etmişler biraz sonra yine bir hapşırık sesi gelmiş.
Diktatör kim hapşırdı deyince yine korkudan kimse kimin hapşırdığını söyleyememiş.
Bunun üzerine diktatör ikinci sırayı kursuna dizmiş.
Biraz sonra yine birisi hapşırmış.
Diktatör arkasını dönüp sormuş kim hapşırdı diye.
Bir asker "ben hapşırdım" demiş .
Diktatör general askere dönüp:
-Çok yaşa evladım, demiş.

 

 

 
Şaşırmış PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 17 Ağustos 2013 05:37

Şaşırmış

Bir ülkeye misafir olarak dost bir ülkenin devlet başkanı gelir ve protokol talimatına uygun olarak 21 pare top atışı ile karşılanır.
Protokol uygulamaları konusunda bilgisi olmayan saf biri arkadaşına ;
-Yahu ne oluyor böyle, diye sorar.
Arkadaşı :
- Bir şey olduğu yok. Bir konuk devlet başkanı geldi de onun için top atışı yapıyorlar, der.
Top atışı 21 atım olduğu için devam edince, bu atışların ne olduğunu soran meraklı; bu kez kızgın bir ifade ile;
- Of be! Ben de bizim topçuları nişancı sanırdım. Der

 
Antikacı PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 17 Ağustos 2013 05:35

Antikacı

Birisi eski dostlarından birinin evine gitmişti.

Ev sahibinin hanımı beyine sordu:
- Bu bey kim ?
- Nasıl yani?
- Canım, hep anneme bakıyor da!
- Ha o mu ? Antikacıdır!

 
Yedek Motor Volkswagen arabaları olan iki hanım kendi arabalarına binip şehir dışına çıktılar. Yolda PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 17 Ağustos 2013 05:32

Yedek Motor

Volkswagen arabaları olan iki hanım kendi arabalarına binip şehir dışına çıktılar. Yolda birisinin arabası stop etti. Arabadan inip ön kaputu açtıysa da bir şey anlayamadı. Çünkü motor yoktu.
Arkadaşı yanına yaklaştı ve:
- Üzülme. Benim bağajda bir yedek motor daha var!

- Sende üzülme, bende de yedek sevgili var!

 
Günün fıkrası: Temel’in Aristo Mantığı PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 16 Ağustos 2013 16:49

Günün fıkrası: Temel’in Aristo Mantığı

Temel Dursun'a sordu.

-“Yahu dursun Aristo mantığı nedir?

Dursun nasıl anlatacağını düşündükten sonra: 
 
-“Bak Temel..”

-“Efendim Dursun:

-“Senin akvaryumun var mu?

Temel:

-“Var”

Son Güncelleme ( Cuma, 16 Ağustos 2013 17:24 )
Devamını oku...
 
Günün fıkrası: Amcama dokunmayın Karadenizde bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 14 Ağustos 2013 21:22

Günün fıkrası: Amcama dokunmayın

Karadenizde bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş.

Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış. İlk sırada küçük Cemal varmış. Başlamış anlatmaya:
- Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı.

Devamını oku...
 
Günün fıkrası: Su katıyorlar Bektaşinin birini ramazanda içki içtiği için yaka paça kadıya götürürle PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 13 Temmuz 2013 05:52

Günün fıkrası: Su katıyorlar

Bektaşi'nin birini ramazanda içki içtiği için yaka paça kadıya götürürler.
 Çakırkeyif Bektaşi'yi görür görmez kadı: 
- 'Behey kafir! Bu yaşta hala içiyorsun bu zıkkımı. Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu?' der.
 - 'Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır...' diye karşılık verir Bektaşi.
 Kadı:

- 'Bunun içine pamuk katarlar.' 
Bektaşi:

- 'Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su katıyorlar... 

www.muhsinyazici.com 

 
Günün fıkrası: Tarih olmuşuz hanım İmam Efendi, camide namaz kıldırırken, kazayla, kaçırıvermiş. Öy PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 12 Temmuz 2013 18:58

Günün fıkrası: Tarih olmuşuz hanım

İmam Efendi, camide namaz kıldırırken, kazayla, kaçırıvermiş.

Öyle bir utanmış ki, namazı falan bırakıp, hemen eve gelmiş.
-“Hanım, demiş. Camide böyle, böyle oldu. Ben artık bu köyde kimsenin yüzüne bakamam. Kalk gidiyoruz bu köyden, başka yere taşınıyoruz.”

Demiş ve taşınmışlar uzaklara.

Aradan 20 yıl geçmiş, hoca köyünü çok özlemiş. Bu özlem dayanılmaz bir hal almış ve eşine;
- “Hanım, kalk gidelim köyümüze 20 yıl geçti aradan unutulmuştur nasılsa.”

Demiş ve düşmüşler yollara. Köye yaklaştıklarında genç bir çoban görmüşler.

Hoca;
-“Hanım sen burada bekle de ben gidip şu çobana bir sorayım. Bakalım köylüler olayı unutmuşlar mı. Eğer unutmamışlarsa geri döneriz.”

Demiş ve çobanın yanına yaklaşmış.
- “Selamuanleykum çoban oğlum. Sen kaç yaşındasın?”
-“Valla yaşımı bilmem amma İmamın camide yellendiği yıl doğmuşum.”
Hoca öfkeyle hanımının yanına dönmüş;
-“Kalk hanım, kalk gidelim buralardan. Bizim kıçımız tarih olmuş.

www.muhsinyazici.com 

 
Günün fıkrası: Ya çekersen PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 09 Temmuz 2013 06:39

Günün fıkrası: Ya çekersen

Delinin biri bir gün doktoruna gider ve iyileştiğini söyleyerek hastaneden çıkmak ister. Bunun üzerine doktor:
-Sana bir soru sorucağım doğru bilirsen burdan çıkarsın.

Deli:
-Peki anlaştık sor sorunu.

Doktor:
-Sen 10 katlı bir binanın tepesine çıksan, ben de aşağıda bir bardak su tutsam... bu suya atlar mısın atlamaz mısın?

Deli:
-Niye atlayım ben deli miyim der? Doktor içinden adamın gerçekten iyileştiğini düşünür ve neden diye sorar.

Deli:
-Ya bardağı çekersen?

www.muhsinyazici.com

 
Günün fıkrası: Cesarteim yok ki… PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 09 Temmuz 2013 06:20

Günün fıkrası: Cesartim yok ki

Adamın biri çok fazla öksürüyormuş..

Doktora gitmiş derdini anlatmış. Doktor da adama yanlışlıkla öksürük ilacı yerine müshil ilacı vermiş ve demiş ki:

-'Bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç, sonra kontrole gel'.

Adam bir hafta sonra gelince doktor:

-'Öksürüğün nasıl oldu?' diye sormuş. 

Adam:

-'Cesaret edipte öksüremiyorum ki doktor bey!'

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Çarşamba, 10 Temmuz 2013 03:26 )
 
Günün fıkrası: Müzede PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 07 Temmuz 2013 12:55

Günün fıkrası: Müzede

Bundan 50 yıl önce,Mısır’ın ilk Cumhurbaşkanı Nasır,Kahire’deki en yaşlı Haham’la konuşurken, ona:
- Hz. Musa ümmetini Kızıldeniz’den yürüyerek geçirip Kudüs’e sokmuş. Ben de Kızıldeniz’i yürüyerek geçerek, tıpkı Hz. Musa gibi Kudüs’e girmek istiyorum; nasıl yapayım?
İhtiyar Haham:
- Gayet basit, demiş; Tanrı’nın, Hz. Musa’ya verdiği o küçük sopayı eline alman yeterli.
- Ya o kadar mı? Şimdi nerede o sopa?
- Kudüs’teki müzede...

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 08 Temmuz 2013 07:40 )
 
Günün fıkrası: Çuh çuh çuh PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 07 Temmuz 2013 12:47

Günün fıkrası: Çuh çuh çuh

Yıllarca evvel, güney kentlerimizdeki kentlerin birinde, bir akıl hastanesi varmış. Personelin bir ihmali sonucu, akıl hastanesindeki tüm akıl hastaları, yani tam 423 deli dışarı kaçmış ve kentin caddeleriyle sokaklarına dağılmış.
O yıllarda oradaki hastanenin Başhekimi de, ünlü Mutemet Bey’miş.
Tüm delilerin kaçıp kente dağıldığını öğrenen Mutemet Bey:
- “Bana bir düdük verin”, demiş; ve önce benim, sonra da birbirinizin belinden tutarak, Başhekim en önde, çuh çuh çuh dercesine düdüğünü kesik kesik çalarak; hastane personeli, arkasında eğilmiş, vagon olmuş; başlarlar kentin sokaklarıyla caddelerinde dolaşmaya.
Başhekimin tahmini tutmuştur. Bütün deliler, bu kuyruğa girer tren olurlar. Başhekim Mutemet Bey, gerçek bir lokomotifçesine hastaneye, kaçmış olan akıl hastalarının hepsiyle birlikte döner.
Sorun çözüldüğü için Mülki makamlar ve doktorlar, trencilik oynayıp hastaneye döndükleri için de deliler, hallerinden çok memnundurlar.
Ancak esas sorun akşam yoklamada ortaya çıkar.
Hastaneye trencilik oynayarak gelenlerin sayısı, 423 yerine 612 olmuştur.

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 08 Temmuz 2013 07:40 )
 
Diğer Makaleler...
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 3 > 17
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün816
mod_vvisit_counterDün1424
mod_vvisit_counterBu Hafta3432
mod_vvisit_counterBu Ay816
mod_vvisit_counter6 Aralık 2008'den Beri2301557
Üyeler : 902
İçerik : 20382
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 7237733

Anket..

Sitemizde en çok hangi bölüm ilginizi çekiyor?
 

Anket...

Ben bir...
 
internet haftasi
e-okul