Eğitim, Çocuğu Tanımak ve Sevmekle Başlar !

Günün Fıkrası
Günün fıkrası: Kesinti Dünya basını, Türkiye’deki son siyasal gelişmeleri yorumlarken şu ortak kanıy PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 11 Ocak 2014 15:30

 

Günün fıkrası: Kesinti

Dünya basını, Türkiye’deki son siyasal gelişmeleri yorumlarken şu ortak kanıya varmada:
Türkiye Ortaçağ’a dönüyor.
Her toplumun bir ileriye dönük, bir de geriye dönük yüzü vardır. Uzun yıllardan beri Türkiye’nin hep geriye dönük yüzü yansıyor ekrana.
Mum ışığında gözleri boş bakan, avurtları çökük, dişleri sararmış bir yüz...
Bu nedenle Ortaçağ’a dönmekte olduğumuz kanıtı uyanıyor dünyada...
Oysa bizim bir de ileriye dönük bir yüzümüz var...
Peki ama o ne zaman yansıyacak ekrana diyorsanız?
Herhalde elektrikler yanıp, mumlar söndüğü zaman
.

 

 

www.muhsinyazici.com

 
Günün fıkrası: Hiç değilse… Yüzme hocası kızgın bir şekilde genç adama yaklaştı: - Derhal çıkıp gidi PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 11 Ocak 2014 15:28

Günün fıkrası: Hiç değilse…

Yüzme hocası kızgın bir şekilde genç adama yaklaştı:
- Derhal çıkıp gidin buradan, suya çiş yaptığınızı gördüm.
- Ama bu işi ilk ve tek yapan ben değilim herhalde.

- Haklı olabilirsiniz ama ötekiler hiç değilse suyun içinde yapıyorlar; sizin gibi tramplen tahtasından sulara doğru değil.

www.muhsinyazici.com

 
Günün fıkrası: Merak ediyoruz Suçüstü yakalanan adamın teki mahkemede “Avukatımı isterim” demiş. Yar PDF Yazdır e-Posta
  
Perşembe, 09 Ocak 2014 04:48

Günün fıkrası: Merak ediyoruz

Suçüstü yakalanan adamın teki mahkemede “Avukatımı isterim” demiş.

Yargıç:

-“Suçüstü yakalanmışsın, avukatın ne diyecek?” diye sorunca

-“Ben de onu merak ediyorum” demiş.

Not: Cumhurbaşkanı/Gülen arasında posta güvercinliği yapan Fehmi Koru gazetecilik konusunda ne diyeceğini hepimiz merak ediyoruz!

 
Beş para etmez PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 03 Ocak 2014 12:19

Beş para etmez

Dilenci el açmış dileniyor, hem de dua ediyor.

Bektaşi on para vermiş;

- "Duanı istemem!" demiş...

Dilenci şaşırmış:

- "Niye duamı istemiyorsun?"

- "Ulan senin duan beş para etseydi, kendini kurtarır, dilenmezdin!"

www.muhsinyazici.com

 
Gününfıkrası: Bıldır yağan kar nerede? PDF Yazdır e-Posta
  
Perşembe, 02 Ocak 2014 08:37

Günün fıkrası: Bıldır yağan kar nerede?

Eski Osmanlı mistiğinde mülkiyet üstüne söylenmiş güzel bir tekerleme vardır,

Şeriatta: “Bu senindir, o benim”. 

Tarikatta: “Hem senindir, hem benim”.

Hakikatte. “Ne senindir, ne de benim” derler.
Demokrasilerde de durum biraz böyledir.
Meclis
 aritmetiğine göre, iktidar şu partilerin, muhalefet bu partilerindir.
Anayasa’ya bağlı egemenlik Büyük
 Millet Meclisi’nin yeni tüm ulus temsilcilerinindir.
Gerçekte ise hiçbir şey kimsenin değildir.
Zaman
 geçer, bir de bakarsınız hepsi değişmiş... 

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Perşembe, 02 Ocak 2014 08:39 )
 
Günün fıkrası: Buradan duyulmuyor Papaz, iki metre ilerisinde Zangoç’a sormuş: -“Gizli gizli sen mi PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 01 Ocak 2014 06:57

Günün fıkrası: Buradan duyulmuyor

Papaz, iki metre ilerisinde Zangoç’a sormuş:

-“Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?”

Zangoç’ta derin bir sessizlik. İyice köpürmüş Papaz:

-“Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?”

Devamını oku...
 
Günün fıkrası: Boş defter PDF Yazdır e-Posta
  
Pazartesi, 30 Aralık 2013 06:48

Günün fıkrası: Boş defter

Temel bir gün çocugunun defterine bakmış ama hiç yazı görememiş..

Birgün okula gitmis bakmış, yine yazı yok.

Sonra ogluna sormus :

- Defterinde neden yazı yok?

Çocuk yanıt vermis :

- Ögretmen tahtaya yazdı mı yazıyom, sildi mi siliyom...

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Salı, 31 Aralık 2013 14:44 )
 
Günün fıkrası: Baştan söyleseydiniz… PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 28 Aralık 2013 05:38

Günün fıkrası: Baştan söyleseydiniz…

AKP’liler köy köy oy toplamaya gitmişler.

Yaşlı bir teyze köy çeşmesinden evine su taşıyormuş.

AKP’li:

-“Yardım edeyim teyze” demiş.

Eve vardıklarında AKP’liler teyzeye;

Son Güncelleme ( Cumartesi, 28 Aralık 2013 05:40 )
Devamını oku...
 
Günün fıkrası: Stalin’in Tavuğu PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 27 Aralık 2013 13:49

Günün fıkrası: Stalin’in Tavuğu

Stalin bir gün Komünist Parti ileri gelenleri ile içki masasındadır. Peş peşe içilen Votka ile kafalar iyice dumanlanmıştı. Stalin bir ara elindeki çatalı önündeki Votka şişesine vurur ve herkesi dikkatle kendisini dinlemeye davet eder.

Der ki;

-“Bana şu sorunun yanıtını kim verecek? Halkın yönetime kayıtsız şartsız itaat etmesi ve liderin her dediğini onaylaması nasıl sağlanabilir?”

Son Güncelleme ( Cuma, 27 Aralık 2013 13:49 )
Devamını oku...
 
Sayın Erdoğan üç zarf hazırlar PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 24 Aralık 2013 15:38

Günün fıkrası: Sayın Erdoğan üç zarf hazırlar

Necmettin Erbakan eski öğrencisi Recep Tayyip Erdoğan’a üç tane zarf bırakıp tembih ediyor:

-"Çok zor durumda kaldığında sırasıyla aç."

Ekonomi berbat vaziyette ve hükumet sallanıyor. 

Başbakan birinci zarfı açıyor ve çareyi okuyor:

-"Muhalefeti suçla!"

Son Güncelleme ( Salı, 24 Aralık 2013 15:39 )
Devamını oku...
 
Ben Samsun‘a Gidiyorum PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 24 Aralık 2013 09:14

Ben Samsun‘a Gidiyorum

Ecevitler’in kapısı çalınmış. Kapıyı Rahşan Hanım açmış. Bakmış ayağında çizmesi, başında kalpağı Mustafa Kemal Paşa. Rahşan Hanım şakınlık içinde donmuş kalmış.

Paşa kaşları çatık:

- ‘’Bana çalışacağım bir oda gösterin ve devletin önemli dosyalarını da getirin’’ diye buyurmuş.

Hemen isteği yerine getirilmiş ve Paşa odaya kapanmış.

Bir gün, iki gün, üç gün içeriden ses seda çıkmamış.

Ecevitler Paşa’yı merak etmişler ve dördüncü gün kapıyı dinlemeye başlamışlar. Ancak içerde çıt yok. Çekine çekine kapıyı aralamışlar ve bakmışlar ki pencere açık, yerler parça parça edilmiş dosyalarla dolu ve odada kimse yok. Yalnız camda bir yazı var:

-“Ben Samsun’a gidiyorum!..”

Son Güncelleme ( Salı, 31 Aralık 2013 14:44 )
 
Günün fıkrası PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 21 Aralık 2013 06:03

Günün fıkrası

24 Kasım 2013 Ankara’da bir okul…

Öğretmen sınıf girer ve günaydın çocuklar der.

Öğrenciler hep bir ağızdan:

-“Geçmiş olsun öğretmenim” derler. (23 Kasım 2013 tarihinde öğretmenler özlük haklarının iyileştirilmesi için Ankara’da basın açıklaması yaparlar)

-“Ahmet bugün gelmemiş çocuklar.”

-“Babasının dün sizi coplayıp ve tekmelediğini görmüş televizyondan. Ahmet utancından gelemedi öğretmenim!”

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Salı, 31 Aralık 2013 14:45 )
 
Günün fıkrası: Bugün… PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 20 Aralık 2013 17:14

Günün fıkrası: Bugün…

Hastanede bir gün deliler namaza başlamış, doktor şaşırmış.

Delilerden kurtulmak için fırsat arayan müdür delileri dışarı çıkarıp:

-“Sizi hacı yapacağım” demiş.

Deliler sevinmiş

Müdür delileri binanın etrafında dönmelerini ister.

Hepsi dönmeye başlar.

Günler geçer müdür masasında oturmuş çayını içerken birden pencereden içeri taşlar yağar.

Kafa kırık, gözler patlak bir halde çıkıp bağırır,

-“Ne yapıyorsunuz sizzz!”

Ve deliler hep bir ağızdan:

-“Bugün şeytan taşlama günü”

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Salı, 31 Aralık 2013 14:45 )
 
Avukatın ölümü ve sorgu meleği PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 20 Aralık 2013 08:35

Günün fıkrası: Avukatın ölümü ve sorgu meleği

Avukatın biri ölür ve öte tarafa geçer.
Cennetin kapısında  sorgu meleği avukatın günahlarını dinlemeye baslar:
1) Çevreyi kirleten büyük bir şirketi, suçlu olduklarını bildiğim  halde savundum ve beraat ettirdim.
2) Bir seri cinayet katilini, yüksek ücret ödediği için savundum ve idamdan kurtardım.
3) Birçok müşterimden fahiş fiyat aldım.
4) Parası olmayan kadınları savunmak için onlara seks teklif ettim."

Son Güncelleme ( Salı, 31 Aralık 2013 14:46 )
Devamını oku...
 
Günün fıkrası: Kayseri’li PDF Yazdır e-Posta
  
Perşembe, 19 Aralık 2013 09:10

Günün fıkrası: Kayseri’li

Taksinin yokuşta frenleri patlamış, müthiş bir hızla aşağı iniyor.

Kayserili müşteri bağırmış: 

-“Durdur şu arabayı.” 

Şoför panik içinde haykırmış: 

-“Durduramıyorum!.. “

-“O zaman taksimetreyi durdur hiç değilse.” 

www.muhsinyazici.com

 
Nereyi aradın lan öyle? Adamın biri evine gelir ve posta kutusunda telefon faturasını görür. Bir bak PDF Yazdır e-Posta
  
Pazartesi, 16 Aralık 2013 07:48

Nereyi aradın lan öyle?

Adamın biri evine gelir ve posta kutusunda telefon faturasını görür. Bir bakar ki 3 milyar küsur lira fatura.

Beyninden vurulmuşa döner. Hemen ayrıntılı fatura ister. Fatura gelir. Aranan bütün numaralar adamın arkadaşlarına ve dostlarına aittir.
Adam:
- 'Bu nasıl olur?

Devamını oku...
 
Bu fıkra size neyi hatırlatıyor?! PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 13 Aralık 2013 16:06

Bu fıkra size neyi hatırlatıyor?! 

Albay, binbaşıya emir verir:
- Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgâha götürürsün. 

Son Güncelleme ( Cuma, 13 Aralık 2013 16:07 )
Devamını oku...
 
Sen bana değil Cizrelilere teşekkür et Bir seçim dönemi... SHP Genel Başkanı İnönü, Diyarbakır ve Ci PDF Yazdır e-Posta
  
Perşembe, 12 Aralık 2013 06:18

Sen bana değil Cizrelilere teşekkür et

Bir seçim dönemi... SHP Genel Başkanı İnönü, Diyarbakır ve Cizre’deki mitinglerde konuştuktan sonra Siirt’te halka hitap edecektir.

Ancak Cizre’de bir grup protesto gösterisi yapıp parti otobüsünü taşlayınca buradaki miting iptal edilir, hiç beklenmeden Siirt’e gelinir.

Seçim gezilerinde program sarkmasına alışık Siirt İl Başkanı, parti otobüsünün tam zamanında geldiğini görünce biraz şaşkın, İnönü’ye teşekkür eder.

Aldığı yanıt:

- "Sen bana değil, asıl Cizrelilere teşekkür et..."

www.muhsinyazici.com

 
Erdal İnönü PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 04 Aralık 2013 05:03

Günün fıkrası: Erdal İnönü

İsmet Paşanın oğlu Erdal İnönü, bir seçim mitingi için Rize'ye gider. Kürsüde konuşan ince zayıf uzun boylu İnönü’yü gören Temel sorar:

- “Habu konuşan adam da kimdur?”

Son Güncelleme ( Perşembe, 08 Mayıs 2014 18:48 )
Devamını oku...
 
Günün fıkrası PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 24 Kasım 2013 05:29

Günün fıkrası

X Partisi seçim kampanyasına kentin bütün duvarlarına binlerce afiş asarak başladı.
Afişlerin üstünde:
‘Bu renge dikkat edin’ diye yazıyordu.
Ve renk mor idi.
Rakip Y Partili duvarlara bakarak:
- Uygun renk bulmuşlar, dedi; seçimler yaklaştıkça ne kadar morardıklarını göstermek istiyorlar besbelli.”

 

www.muhsinyazici.com

 
Günün fıktası: Sonsuzluğa kadar İki matematikçi bir uçak seyahatine başlarlar. Havalandıktan bir saa PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 19 Kasım 2013 11:05

Günün fıkrası: Sonsuzluğa kadar

İki matematikçi bir uçak seyahatine başlarlar. Havalandıktan bir saat sonra bir anons duyulur:
- “Sayın yolcularımız. Uçağımızın dört motorundan biri arızalanmıştır. Endişe etmeyiniz. Üç motorla uçuşu tamamlayabiliriz. Fakat beş saat sürecek yolculuğumuz yedi saate uzamıştır.”
Yola devam ederler. Kısa bir süre sonra yeni bir anons duyulur:

Devamını oku...
 
Günün fıktası: Tuvalet muhabbeti Temel otobüs yolculuğu sırasında mola yerinde inerek tuvalete gitmi PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 19 Kasım 2013 11:01

Günün fıkrası: Tuvalet muhabbeti

Temel otobüs yolculuğu sırasında mola yerinde inerek tuvalete gitmiş. Tuvalete girdikten kısa süre sonra, yan tuvaletten bir ses gelmiş:
- “Merhaba!”

Temel bu sesi duyunca önce ne yapacağını şaşırmış, sonra gayri ihtiyari

-"Merhaba" demek zorunda kalmış.

Hemen ardından  :
- “Nasılsın?” diye ses gelmiş.

Devamını oku...
 
Bende de böyle… PDF Yazdır e-Posta
  
Pazartesi, 18 Kasım 2013 05:58

Bende de böyle…

“Churchill, akıl hastanesinde dolaşıyormuş. Bir hastanın kendisine çok dikkatli baktığını görünce yanına yanaşmış:
- Hayrola beni tanımadın mı?
- Hayır tanımadım, kimsin sen?
Churchill gülmüş:
- Ben haşmetlu İngiliz İmparatorluğu’nun başbakanıyım.
Akıl hastası gülmüş:
- Ben de böyle başlamıştım, sonra buraya getirdiler.”

Son Güncelleme ( Salı, 31 Aralık 2013 14:45 )
 
Seni gidi… Pısırık bir adam, eli maşalı karısına dert yanmış: -“Pis herifin biri dadandı, sabah saba PDF Yazdır e-Posta
  
Pazartesi, 18 Kasım 2013 05:53

Seni gidi…

Pısırık bir adam, eli maşalı karısına dert yanmış:
-“Pis herifin biri dadandı, sabah sabah otobüste karşıma oturuyor, kötü kötü bakıp, kötü laflar ediyor.”
-“Merak etme, ben hallederim...”
Adam bir süre konuşmaktan vazgeçmiş, lakin iki gün sonra yine başlamış, bu defa şikayetçi kocaya,

-“Seni gidi dedikoducu gavat!” diyormuş.
Demek “gavat” sıfatı, siyasi mizahımızda da var!

Son Güncelleme ( Pazartesi, 18 Kasım 2013 08:40 )
 
Eski oyun PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 16 Kasım 2013 05:50

Günün fıkrası: Eski oyun  

Nasrettin Hoca, uyurken bağırmaya başlamış.
- Kıvıııır, kıvır.
Karısı uyandırmış Hoca’yı:
- Ne bağırıyorsun öyle kıvııır, kıvır, diye, demiş.
Nasrettin Hoca gözlerini ovuşturarak anlatmaya başlamış gördüğü rüyayı:
- Adamın biri beni minare şerefesine çıkardı; parmağını arkama sokarak aşağıya sarkıttı. Kıvırmazsa tepe üstü yere düşeceğim. Ondan bağırıyordum.
Seçimler yaklaştı ya, şimdi partiler de kendi dillerinde yalvarmaya başladılar halka:
- Kıvııır, kıvır...

 Seçimlerden sonra ise aynı şeyi halk bağıracaktır politikacılara.”

 www.muhsinyazici.com

 

 

Son Güncelleme ( Cumartesi, 16 Kasım 2013 05:52 )
 
Kaçın maliyeciler gelmiş PDF Yazdır e-Posta
  
Perşembe, 14 Kasım 2013 07:26

Kaçın maliyeciler gelmiş

Tilki ormanda nefes nefese koşuyormuş.
Karşısına çıkan kaplumbağa:
-“Tilki kardeş ne bu telaş?”
“'Ormana maliyeciler gelmiş” demiş tilki.
-“Şimdi bir bakarlar bende kürk, hanımda kürk, çocuklarda kürk, dünyanın vergisini yazarlar...”
Bunu duyan kaplumbağa telaşla yürümeye başlamış. Onu telaşlı gören  leylek:
-“Hayrola kaplumbağa kardeş ne bu telaş?” diye sormuş.
-“Maliyeciler ormanda” demiş kaplumbağa.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 18 Kasım 2013 16:18 )
Devamını oku...
 
Günün fıkrası: Ben görmedin ama… Adamın biri banka soyar. Paraları alıp bankadan çıkmadan önce müşte PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 13 Kasım 2013 06:21

Günün fıkrası: Ben görmedin ama…

Adamın biri banka soyar. Paraları alıp bankadan çıkmadan önce müşterilerden birine yaklaşır.

-“Beni banka soyarken gördün mü?” Diye sorar.

Adam:

-“Gördüm” deyince öldürür.

Başka bir adama da aynı soruyu sorunca onun yanıtı şöyle olur:

-“Hayır ben görmedim. Ama karım gördü

www.muhsinyazici.com

 
Günün fıkrası: Duanı istemem PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 12 Kasım 2013 09:47

Günün fıkrası: Duanı istemem

Dilencinin biri, Bektaşi'ye:

-“Bir sadaka ver sana dua edeyim.

Bektaşi on para verdikten sonra dilenciye dönerek:

-“Duanı istemem”

Dilenci sorar:

-“Neden?”

Bektaşi:

-“Eğer duan kabul olsaydı, sen dilenci olmazdın!”

 
Yok şu siyasetçiler… İki emekli parkta güvercinlere yem atıyorlardı. Birinci ihtiyar: -“Şu güvercinl PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 05 Kasım 2013 17:36

Siyasetçiler…

İki emekli parkta güvercinlere yem atıyorlardı.

Birinci ihtiyar:

-“Şu güvercinlere ne zaman yem atsam siyasetçileri hatırlıyorum”

-“Neden?”

-“Yerde dolaşırken elimizden yiyorlar, havalanınca da kafamıza pisliyorlar.”

www.muhsinyazici.com

 
Temel daha çok ağlar Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin ağladığını görür. Yaklaşır ve sor PDF Yazdır e-Posta
  
Pazartesi, 04 Kasım 2013 06:09

Günün fıkrası: Temel daha çok ağlar

Temel hastaneye gitmektedir.

Girişte birinin ağladığını görür.
Yaklaşır ve sorar:
-"Hayrola hemserim! Neden ağlıyorsun?".
Adam:

-"Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmagimi kestiler" der.
Bu sefer Temel daha siddetli bir sekilde ağlamaya baslar. Bu sefer susan
adam Temel'e sorar:
-"Hayırdir hemserim. Sen niye aglamaya basladin?".
Temel:

-" Ben..." der, "Idrar tahlili yaptırmaya geldim..."

 
Günün fıkrası: Sıra var sıra Temel, postahanaya gitmiş. Gişedeki memura: -“Havale yapacaktım” demiş. PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 02 Kasım 2013 07:45

Günün fıkrası: Sıra var sıra

Temel, postahanaya gitmiş. Gişedeki memura:

-“Havale yapacaktım” demiş.

Telefonda konuşan memur Temel’in yüzüne bile bakmadan,

-“Sıraya geç, sıraya” demiş ve telefonla konuşmaya devam etmiş.

Temel’de arkasına önüne bakmış. Kendisinden başka kimse göremeyince sinirlenmiş memura tekrar:

-“Havale yapacaktım” demiş.

Memur yüksek sesle,

-“Kardeşim görmüyor musun? Sıra var” demiş.

Temel arkasına döner bir kez daha bakmış kimseyi göremeyince çok sinirlenmiş ve telefonla konuşmaya devam eden memura, okkalı bir tokat vurur.

Tokatı yiyen memur ayağa fırlar ve:

-“Manyak mısın be adam ne vuruyorsun”

-“Asıl sen manyak mısın? Bu kalabalıkta benim vurduğumu nerden çıkardın? Demiş.

 
Günün fıkrası: Hala… PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 02 Kasım 2013 05:36

Günün fıkrarsı: Hala…

“Temel İstanbul’a gelmiş, yürüyormuş. 5 dakikada bir, top atışları duyuyormuş.
Temel merak edip sormuş:
- Hemşerum haçan ha bu top atişlari neyun nesudur? Diye...
Kraliçe Elizabeth’in gelmesi sebebiyle top atışı yapıldığı anlatılmış kendisine.
Aradan yarım saat geçmiş, top atışları hâlâ sürüyormuş.
Temel kendi kendine söylenmeye başlamış:
- Ula yarım saattir bir karıyı vuramadılar.

www.muhsinyazici.com

 

 
Hiçbir şey görmedik PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 01 Kasım 2013 09:57

Hiçbir şey görmedik

Genç kadın iş bulmak için hiçbir çaba harcamayan kocasına çok kızıyordu.
 Ama kocasının umurunda bile değildi.
 Kadın bir gün nihayet
 -"Daha fazla dayanamayacağım... Utanç içindeyim!.." diyerek patladı, "...
 -kiramızı babam, mutfak masraflarımızı annem karşılıyor.
 Bizi kız kardeşim giydiriyor, arabamızın masraflarını da halam karşılıyor."
 Adam yattığı yerden karısına
 -"Bence de utanmakta haklısın hayatım" dedi,
 -"İki erkek kardeşinden yıllardır hiçbir şey göremedik!.."

 
Biz yalnızdık Anadolu'nun orta halli bir kasabasından 40-50 kadar kişi, yakındaki büyük kente alışve PDF Yazdır e-Posta
  
Perşembe, 31 Ekim 2013 07:21

Biz yalnızdık

Anadolu'nun orta halli bir kasabasından 40-50 kadar kişi, yakındaki büyük kente alışverişe gitmiş.

Hayvanlara yüklemişler nohutu, buğdayı; onları satıp kumaşlar, tencereler almışlar.

Dönüşte 3 kişi, kervanın yolunu kesmiş, çekmiş silahı,

-''Yatın, kıpırdamayın'' derken hepsini soymuş, yarı çıplak yollamış.

Kasabanın girişinde durumu görenler şaşırmışlar, sormuşlar:
 - “Ne oldu size, ne bu haliniz?”
Soyulduk, yanıtı alanlar yüklenmişler:

''Kim soydu, nerede soydu, kaç kişiydi?''
İçlerinden biri durumu özetlemiş:
''Onlar 3 kişi beraberdi, biz 40 kişi yalnızdık!''

 
Günün fıkrası: Teşekkür telgrafı PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 23 Ekim 2013 12:33

Günün fıkrası: Teşekkür telgrafı

Seçim gezileri için Erzincan'ın Kemah ilçesine giden Akbulut heyeti akşam olunca kalacakları ve ertesi gün propaganda çalışmaları yapacakları komşu ilçeye gitmeye karar verirler.
Fakat komşu ilçede de otel yoktur.
Belediye başkanı: "Akşama kadar yorulduklarını ve komşu ilçede de otel olmadığını belirtip, Kemah'ta kalmalarını ve ertesi gün gitmelerini" önerir.

Son Güncelleme ( Çarşamba, 23 Ekim 2013 12:34 )
Devamını oku...
 
Oğlum Burası Çorum Bir baba oğlunu Bolu'ya okula gönderir. Çocuk bir müddet sonra; -''Baba burası B PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 11 Ekim 2013 05:19

Oğlum Burası Çorum

Bir baba oğlunu Bolu'ya okula gönderir. Çocuk bir müddet sonra;

-''Baba burası Bolu kızlar dolu para bitti kızlar gitti'' der.
Babası bunun üzerine çocuğa para gönderir. 
Aradan bir kaç ay geçtikten sonra çocuk yine;

-''Baba burası Bolu kızlar dolu para bitti kızlar gitti'' der.

Babası yine para gönderir. 
Biraz zaman geçmeden çocuk yine;

-''Baba burası Bolu kızlar dolu para bitti kızlar gitti'' der.
Babası bunun üzerine;

-''Oğlum burası Çorum bende de para bitti anan gitti!!!'' demiş.  

www.muhsinyazici.com
 
Nasrettin Hoca Dertlenince PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 11 Ekim 2013 04:21

 Nasrettin Hoca Dertlenince

Nasrettin Hoca’ya: 

- “Hoca, dediler; 600 yıldır fıkralarda yaşıyorsun nasıl becerdin bunu?”
Hoca da:
- “Persler, yahut Moğol İmparatoru Timurlenk’i kapkara kasvetlerinden kurtarmaya çalışarak, dedi.”
- “Anlat bakalım, en sevdiğin fıkran hangisi?”
- “Akşehir Gölü’nün kıyısında, çorba çanağımı yıkıyordum. Bir Alevi Dedesi geldi:
“ Ne yapıyorsun Hoca,” dedi.

Ben de dalga geçmek için:
- “Göle maya çalıyorum, dedim.”
- “Göl hiç maya tutar mı?”
- “Ya bir de tutarsa...”

Son Güncelleme ( Cuma, 11 Ekim 2013 04:25 )
Devamını oku...
 
Günün fıkrası: İppne Sinekler Sekiz yaşındaki erkek çocuğu elinde raket, gözünü pencere camına konmu PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 09 Ekim 2013 10:17

 Günün fıkrası: İppne Sinekler

Sekiz yaşındaki erkek çocuğu elinde raket, gözünü pencere camına konmuş çiftleşmekte olan sineklere dikmiş ve sonra da "Anneee!!!" diye çağırmış. "Sineklerin erkeği olur mu?"
Anne bu masum sorudan kuşkulanmadığı için 'Olur yavrum...' yanıtını verince; oğlan sorusunu ikilemiş:
- Peki sineğin dişisi olur mu?..
Kadın o zaman soruların içinden çıkılmaz bir yere gideceğini sezip yan çizmiş ve 'Olmaz evladım...' demiş.
Çocuk aradığı yanıtları alınca elindeki raketi hırsla sineklerin üzerine yapıştırmış: 
- İppneler!!!  

 

Son Güncelleme ( Salı, 22 Ekim 2013 05:39 )
 
Günün fıkrası: Hukuk var mı? Resmi makamlarda da bulunmuş emekli hukukçularla, barolara kayıtlı huku PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 05 Ekim 2013 04:48

 Günün fıkrası: Hukuk var mı?

Resmi makamlarda da bulunmuş emekli hukukçularla, barolara kayıtlı hukukçular, Bektaşi Babası’na rastlamışlar, soruyorlardı:
- T:C:’de hukuk var mı?
Bektaşi Babası, içini çekti:
- Kendimi bildim bileli bu sorudan kurtulamadık; en iyi formül galiba “Yazı-Tura” atmak. “Yazı” gelirse var, “Tura” gelirse yok. “Yazı”yı muhalefet tutar, “Tura”yı da iktidar. Tartışmalar da bitmiş olur. Tartışmaları sürdürmek isteyenlere de:
“Yazı-Tura”nın sonucunu unutma, denir. Böylece evrensel bir şöhret de kazanmış oluruz. “Hukuksal olup olmadığını ‘Yazı-Tura’ atarak saptamış tek ülke!” diye...
Bektaşi Babası’na:
- Yazı-Tura’yı kim atacak, diye sorulduğunda da şu yanıtı aldılar:
- O sırada acil işi olmayan Meclis Başkan Vekillerinden biri atar; olur biter.

www.muhsinyazici.com 

Son Güncelleme ( Cumartesi, 05 Ekim 2013 04:51 )
 
Günün fıkrası: “Vaadi mukaddes” PDF Yazdır e-Posta
  
Cumartesi, 05 Ekim 2013 04:47

 Günün fıkrası: “Vaadi mukaddes

Artan fiyat artışlarıyla ortalık cehenneme döndü ya, şimdi yeniden vaat furyası başladı:
- Alınacak önlemlerle dar gelirliler korunacaktır.
- Sıkıntı içinde olanlar unutulmayacaktır.
- Tabandakilerin geçim düzeyi yükseltilecektir.
Ancak bunlara büsbütün de omuz silkmemek gerekir. Biliyorsunuz aynı sözleri Kutsal Kitap  da yazar:

- Sıkıntı çeken Âdem rahata kavuşacaktır...
Sonra da ekler:
- Öteki dünyada...”

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Cumartesi, 05 Ekim 2013 04:53 )
 
Günün fıkrası: Hangisinin? PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 02 Ekim 2013 05:08

Günün fıkrası: Hangisinin?

Bakanlardan birinin ölmesiyle başka bir milletvekili onun süresini doldurmak üzere seçilmişti. Adam hemen karısına telefon ederek, bu haberi vermek istedi :

-“Bir bakan karısı olmak ister miydin?” diye sordu.

Karısı biraz düşündü sonra:

-“Hangisinin?”

 
Tavlada pul çalan Vaktiyle bir kaza ahalisi, kaymakamdan şikâyete başlamış... Mutasarrıf, çalışkan v PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 29 Eylül 2013 09:24

 Tavlada pul çalan

Vaktiyle bir kaza ahalisi, kaymakamdan şikayete başlamış...
Mutasarrıf, çalışkan ve namuslu bir kişi olarak tanıdığı kaymakamın bir iftiraya gitmemesi için, tahkikatı kendisi yapmaya karar vermiş. Tahkikat müdürünü de yanına alarak, kasabaya gitmiş...

Son Güncelleme ( Pazar, 29 Eylül 2013 09:59 )
Devamını oku...
 
Günün fıkrası: Aradaki fark beş dakika İkİ sarhoş mezarlıkta içiyorlarmış, O sırada bİr cenaze alayı PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 27 Eylül 2013 06:32

Günün fıkrası: Aradaki fark beş dakika

İkİ sarhoş mezarlıkta içiyorlarmış,
O sırada bİr cenaze alayı gelmiş.
Sarhoşlardan biri , ben bİr bakayım kimmİş diye cenazenın yanına sokulmuş...
-“Hayrola arkadaş neden öldü acaba” demİş...
Cenaze sahİbİ,

-“Meftamız çok içerdi alkol yüzünden öldü demİş...
Buna canı sıkılan sarhoş arkadaşının yanına gelmiş.

-“Artik  içmeyelim adam, alkolden ölmüş.”  Der...
5 dakika sonra bir cenaze daha gelir...

Bizim sarhoş merakla,

-“Bu da mı alkolden öldü” dİye sorar...
Cenaze sahibi:

-“Hayir, rahmetli sağliğında hiç içmezdi, alkolden nefret ederd”  Der,
Sarhoş koşa koşa, arkadaşinin yanına gelir ve,

-“Hadi içelim arkadaşim” Der.

-“İçenle içmeyen arasinda 5 dakİka var...

www.muhsinyazici.com

 
Günün fıkrası: Hala eve bal getirir Çoban Namık su kıyısında koyunlarını otlatırken bir ağacın altın PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 22 Eylül 2013 06:07

 Günün fıkrası: Hala eve bal getirir

Çoban Namık su kıyısında koyunlarını otlatırken bir ağacın altında bikini ile güneşlenen bir Fransız turisst görmüş. Namık zaten uzun zamandır Kastel Yaylaları’nda dayanamamış kadına tecavüz etmiş. Ama ne tecavüz defalarca.
Fransız turist soluğu jandarmada almış. Jandarma, Namık’ı yakalamış, karakola getirmiş.
Fransız turist:
- Böyle bir erkek, demiş; ben asla görmedim. Şikayetçi değilim şayet benimle birlikte Fransa’ya gelirse.
Namık:
- Ben nasıl gelebilirim, diyormuş; koyunlar var, çoluk çocuk var gelemem ben.
Kadın ısrar ediyormuş:
- Gelmezsen hapse atacaklar.
Namık sonunda:
- Benim bir kardeşim var, o bekâr, onu alıp götür.
- O da senin gibi mi? Yani güçlü kuvvetli bir erkek mi?
Namık:
- Valla bilmiyorum ama, demiş; 2 yıl önce bir ayıya tecavüz etmişti, ayı 2 yıldır hâlâ eve bal getirir.

 

 

Son Güncelleme ( Pazar, 22 Eylül 2013 06:34 )
 
Günün fıkrası: O mu sünnet etti? PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 22 Eylül 2013 03:37

Günün fıkrası: O mu sünnet etti?

Adamın biri, bir lokantanın tuvaletindeki pisuarda çiş ediyormuş. Yanına biri daha gelmiş ve o da başlamış işemeye.
İlk gelen birden dönmüş yanında işeyene:
- Sizi de mi Hacı Hami Efendi sünnet etmişti, diye sormuş.
- Evet, nasıl anladınız?
- Geldiğinizden beri ayağıma işiyorsunuz da ondan.

 
Ödevim PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 20 Eylül 2013 04:48

 Ödevim

 Küçük kız okuldan ağlayarak döner ve annesine:

- Anneciğim, bugün okulda yapmadığım bir şey yüzünden cezalandırıldım, der.
- Annesi haykırır:
- Ama bu nasıl olur! Yarın okula gelip müdürle bu durumu konuşacağım.

 Bu arada senin yapmadığın şey neydi?

Küçük kız yanıt verir:
- Ev ödevim.

 

 

Son Güncelleme ( Cuma, 20 Eylül 2013 06:15 )
 
Sonra ne olacaksın? Vaktiyle Bektaşi Babası, bir eyalet Valisi’yle konuşuyormuş: - Sonra ne olacaksı PDF Yazdır e-Posta
  
Perşembe, 19 Eylül 2013 01:49

Sonra ne olacaksın?

Vaktiyle Bektaşi Babası, bir eyalet Valisi’yle konuşuyormuş:
- Sonra ne olacaksın? diye sormuş.
Vali:
- Belki vezir, demiş.
- Peki daha sonra?
- Sadrazam yardımcısı.
- Ya daha sonra?
- Ola ki Sadrazam.
- Sonra da ne olacaksın peki?
Vali:
- Hiç.. demiş.
Bektaşi:
- Bak, demiş, ben şimdiden Hiç’im.

 
Tanısana Hadi! Biyoloji dersi sınavı için sınıftaki öğrenciler çok sıkı çalışmış. Tutulan notlar ezb PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 17 Eylül 2013 20:18

Tanısana Hadi!

Biyoloji dersi sınavı için sınıftaki öğrenciler çok sıkı çalışmış. Tutulan notlar ezberlenmiş. Öğrenciler sınavın yapılacağı gün okula gitmişler, bir de bakmışlar, ortada kâğıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar var.
Öğretmen; 

- “Bu mikroskop lam’larında bir böceğin bacağı bulunmaktadır. Biyoloji sınavınız mikroskop lamlarındaki böcek  bacağından  böceğin hangi tür olduğunu tanımak”
Doğal olarak hemen itirazlar olmuş; ama itirazlar nafile, öğretmen kararından vazgeçmemiş. Öğrenciler mikroskoplarına geçmiş, ama uzun uğraşlara rağmen böceği  tanıyamıyorlar.
En sonunda öğrencinin biri bu duruma dayanamamış, kapıyı çarpıp dışarı çıkmış.

Öğretmen arkasından seslenmiş;
- “Sen kimsin,  kapıyı çarpıp çıkıyorsun?”
Kapı hafifçe aralanmış ve sonrasında kapı aralığından bir bacak uzanmış ve şöyle ses gelmiş:
- “Tanısana hadi tanısana kim olduğumu…”

 

 
Herkes Yemek İstiyor Öğretmen, elindeki küreyi sınıfa göstererek. "Çocuklar,şu elimdeki,dünyamızın k PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 17 Eylül 2013 20:17

Herkes Yemek İstiyor

Öğretmen, elindeki küreyi sınıfa göstererek.
"Çocuklar,şu elimdeki,dünyamızın küçük bir örneğidir.Gördüğünüz gibi aynı bir portakala benzemektedir..."
 Öğrencilerden biri:
"Anlaşıldı,dedi.Onun için herkes onu yemek istiyor." 

 
Kalp Atışları Hızlanıyor PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 17 Eylül 2013 20:15

Kalp Atışları Hızlanıyor

Hemşire, doktora hastayı gösterdi ve
- Kalbini dinlemek için ne zaman eğilsem, kalp atışları birden hızlanıyor.
Tedavi için ne önerirsiniz doktor bey? Ne yapsak?
- Dr: Önlüğünün yakasını iliklesen...

 
Abdurrezzak Öğretmen iki öğrencisine, sınıfta yaramazlık yaptıkları için kızar ve yüzer kez isimleri PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 17 Eylül 2013 20:14

Abdurrezzak

Öğretmen iki öğrencisine, sınıfta yaramazlık yaptıkları için kızar ve yüzer kez isimlerini yazmalarını söyler.

Öğrencilerden biri bu karara üzülüp itiraz eder,

-“Öğretmenim, bu çok büyük bir haksızlık değil midir?”

Öğretmen:

– “Çocuğum neden haksızlık olsun ki?”

Öğrenci:

-“Onun adi Ali, benim ki ise Veled bin Abdurrezzak…”

 
Diğer Makaleler...
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 3 > 17
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün850
mod_vvisit_counterDün1614
mod_vvisit_counterBu Hafta9529
mod_vvisit_counterBu Ay29669
mod_vvisit_counter6 Aralık 2008'den Beri2330409
Üyeler : 905
İçerik : 20654
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 7412820

Anket..

Sitemizde en çok hangi bölüm ilginizi çekiyor?
 

Anket...

Ben bir...
 
internet haftasi
e-okul