Eğitim, Çocuğu Tanımak ve Sevmekle Başlar !

İnsancil Yaklaşım Kuramı
İnsancıl Yaklaşım Kuramı PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 07 Temmuz 2009 08:33

İnsancıl Yaklaşım Kuramı
Hümanist (İnsancıl) yaklaşım çağdaş bir psikoloji akımıdır. Bu ekol, psikolojinin insan boyutu ve psikoloji teorisinin insan bağlamı ile ilgilidir. Bu yaklaşımı savunanların davranışçı ve psikanalitik yaklaşımlara karşı görüşleri vardır.

 

Özellikle insanı ele alışları açısından öteki ekollerden ayrılırlar. Bu yaklaşıma göre insan kendine göre bir değerdir, belli bir toplum düzeninin ya da iş örgütünün aracı haline getirilmemelidir. İnsan kendisinden, davranışlarından, oluşturacağı kimliğinden kendisi sorumludur. Hayatı kendisi için yaşamaya değer, anlamlı bir hale getirmek kişinin kendisine düşer. Ölümlü olan insanın hiçbir yaşantısı tekrar etmeyecektir. Geçmiş ya da gelecek değil, içinde yaşanılan an önemlidir.

 

Hümanistik düşünceye göre her birey, kendisini güçlü bir kişilik yapacak ve özalgısını sağlamlaştıracak birtakım beceriler ve kaynaklarla doğar. Bu ekolün ulaşmak istediği, kişinin bu beceri ve kaynaklarını kendisi için doğru olan alanlara yönelterek kullanmasıdır.

Hümanistik Psikoloji akımını etkileyen ilk adımlar Avrupa’daki varoluşçu analitik eğilimdir. Bu eğilim hem felsefenin insanın klinik incelenmesine uygulanması arzusu hem de Freud’un insan modeline tepki olarak doğmuştur.

Birleşik Devletlerde 1950’lerin sonuna doğru benzeri bir hareket başlamış, 1960’larda bu hareket yüzeye çıkmıştır. Akademik Psikolojide 1950’lere kadar iki önemli ideoloji okulu egemendi: Davranışçılar ve psikanaliz. Bazı Kişilik Kuramcıları 1940’larda hem davranışçılığın hem de psikanalizin sınırlılıklarından rahatsız olmaya başladılar (Örneğin, Allport, Maslow, Rogers).

Bu iki yaklaşımın insanı insan yapan en önemli bazı özellikleri dışladığını düşünüyorlardı (Örneğin, seçim, sevgi, öz farkındalık). 1950’de bu kişiler resmi olarak “Hümanist Psikoloji” adını verdikleri yeni bir ideolojik okul kurdular. Böylece psikolojide “üçüncü güç” doğdu. 1961 yılında Amerikan Hümanist Psikoloji Derneği Hümanist Psikoloji dergisini kurdu. Derginin yazı kurulunda Carl Rogers, Rollo May, Abraham Maslow gibi isimler vardı.
 

Abraham Harold Maslow (1908–1970)
Abraham Maslow, 1908’de New York Brooklyn’de doğdu. Rusya’dan göç eden, eğitimsiz, Yahudi bir ailenin 7 çocuğundan ilkidir. Çok zeki, yetenekli ve bol okuyan biriydi. New York Şehir Koleji'nde hukuk tahsiline başladı ama bir gece kitaplarını atıp okulu terk etti. Cornell Üniversitesi'nde felsefe ve psikoloji okumaya başladı. Tıp fakültesine başladı ama kısa bir süre sonra, tıbbın da tıpkı hukuk gibi insanları tutkusuz ve olumsuz ele aldığını düşünerek, tıp fakültesini terk etti. 1970'de koşarken 62 yaşında kalp krizi nedeniyle öldü.
 

ÖĞRENME VE ÖĞRENME KURAMLARI
Öğrenme Nedir?
Öğrenme; yaşantı ürünü, kalıcı, izli, davranış değiştirme sürecidir
Öğrenme Kuramlarının Sınıflandırılması
Ortaya çıkış sırasına göre;
 Koşullu Öğrenme Kuramları
Ø
 Bilişsel Öğrenme Kuramları
Ø
 Güdüsel Öğrenme Kuramları
Ø

Güdüsel öğrenme kuramları, insanın, yaşamını sürdürmek için öğrendiğini savunurlar. İnsanın yaşamasının amacı, güdülerini doyurmaktır.
Güdülenme herhangi bir şekilde eylemde bulunma eğilimi, güdü ise bu eyleme neden olan belli bir ihtiyaç ya da istektir.

Güdü; bireye amaçları doğrultusunda hareket etmesi için enerji verir ve bireyi harekete geçirir. Bu nedenle öğrencilerin öğrenme sürecinin başında öğrenmeye karşı güdülenmeleri büyük önem taşır. Güdünün önemli kaynağı ihtiyaçlardır.

Birey çoğunlukla kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere eylemde bulunur. Maslow, bireyin güdülenmesinin temelinde yatan gereksinimlerin belli bir sıra izlediği ve bireyin alt düzeydeki ihtiyaçlarını karşılamadan üst düzey ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik davranışta bulunmayacağını savunmaktadır.
 

HÜMANİSTİK ÖĞRENME VE FELSEFESİ
Hümanistik yaklaşıma göre, her insanın benlik yapısının temelinde doğuştan getirdiği, olumlu, iyi, yaratıcı özellikler bulunmaktadır. Geçirilen yaşantılar uygun olduğunda, bu özellikler açığa çıkarak bireyin kendini gerçekleştirmesi söz konusu olabilir.

HÜMANİSTİK ÖĞRENME YAKLAŞIMIN TEMEL İLKELERİ
Bilgi kazanmaktan çok, düşünce ve duygular önemlidir.
Benlik duygusunun ve bireysel kimliğin gelişmesine önem verir.
Bireyin gelişimi için etkili insan ilişkilerinin üzerinde durur, dürüst kişiler arası iletişim, yapıcı çatışma çözümlemesi gibi konulara ağırlık verir.
Bireysel değerlerin tanınmasına ve geliştirilmesine önem verir.
 

Maslow insanların gereksinimlerini önem sırasına koyarak gereksinimleri hiyerarşik bir düzen içinde ele almıştır. İnsanlar gereksinimlerini gidermek amacıyla davranışlarına yön vermektedir.

Davranışlarımıza yön veren ise içten gelen dürtü ya da güdülerdir. Maslow’un kuramı sağlıklı bir kişiliğin zamanla nasıl geliştiği, büyüdüğü ve motive edilmiş davranışlarında kendini ne şekilde açığa vurduğunu göstermeye çalışır. Maslow insanları, davranışlarına gereksinimlerinin yön verdiği, sürekli isteyen varlıklar olarak tanımlar.

Gereksinimleri, en temelden en ileri kademeye kadar hiyerarşik bir düzende gruplandırmak mümkündür. Bu hiyerarşiye göre, alt kademede bulunan gereksinimler karşılanmadan, üst kademedeki gereksinimlerin bireyin davranışını yönlendirmesi söz konusu olamaz. Doyurulmuş gereksinimlerin ise bireyin davranışı üzerinde etkisi kalmaz.
 

Maslow’un temel insan gereksinimleri üç temel varsayıma dayanmaktadır:
İnsanlar isteyen varlıklardır ve gereksinimler onların davranışlarını etkiler. Ancak davranışları etkileyenler doyurulmamış olan gereksinimlerdir. Doyurulmuş olanlar güdüleyici olamaz.
Gereksinimler önem derecelerine göre sıra oluşturur. Basit olanlardan karmaşık olanlara göre sınırlanır.
İnsanın bir gereksinim seviyesinden diğerine yükselmesi için en alttaki

 

ihtiyacın en azından asgari derecede doyurulmuş olması gerekir.

1. Fizyolojik Gereksinimler:
Bunlar, insanın yaşabilmesi için mutlaka karşılanması gereken gereksinimlerdir. Örneğin: Açlık endişesi içinde olan bir insan için yemek gereksinimini gidermeden diğer gereksinimlerin önemi ikinci planda kalır.

2. Güvenlik Gereksinimleri
Birey fizyolojik ve biyolojik gereksinimlerini yeterli oranda giderdikten sonra güvenlik gereksinimlerini gidermeye yönelir. Örneğin, sağlık güvencesi, geleceğe yönelik sosyal güvence vb.

3. Sosyal Gereksinimler
Her insan normal şartlar altında eşi ve çocukları ile beraber bir ailesinin olmasını, kendisiyle dertleşeceği ve gereğinde yardımlaşabileceği, sevinçlerini ya da sıkıntılarını paylaşabileceği yakınlarının olmasını ister. Sevme ve sevilme insanın doğasından kaynaklanan evrensel bir gereksinimdir. İnsanlar sosyal bir varlık olmaları nedeni ile diğer insanlarla gruplar halinde yaşarlar. Sevilirken, birilerini de sevmek ister.

4. Takdir Edilme Gereksinimi
İnsanlar çevrelerinin dikkat ve ilgisini çekerek, onların takdirini kazanmayı isterler. Statü gereksinimi, farkına varılma gereksinimi, takdir edilme ve iş arkadaşlarından daha üstün bir başarı sağlama gereksinimi örnek olarak verilebilir.

5. Entelektüel Gereksinimler
Kendini gerçekleştirme gereksinimi, insanların kendi kişilik yapılarında varolan yeteneklerini analiz ederek, pratik olarak uygulamaya yönelmesi şeklinde kendini gösterir. Örneğin, birey bir sanat dalında kendini yetenekli buluyorsa bunu sergilemeye yönelebilir.

Gereksinimleri tam ya da tama yakın giderilen birey kendine özgü kişiliği olan, güveni tam, yere sağlam basan insan davranışları sergiler.

Bu kurama göre insan, önce en önemli gereksinimini doyurmaya çalışır. Bu düzeydeki gereksinim karşılandığı zaman sıra bir sonrakine gelir. Açlık çeken bir insanın (fizyolojik gereksinim) çevre sağlığıyla (güvenlik gereksinimi) ya da gündemdeki son gelişmeler (saygı statü gereksinimi) ile ilgilenmesini bekleyemeyiz.

Kısaca Maslow insanı bütüncül - holistik bir yaklaşımla ele almış, davranışlarda temel gereksinimlerin hiyerarşik etkileşimine inanmış, çevre ilişkilerinin kendini gerçekleştirme güdüsündeki rolünü kabul etmiştir. İnsanın sağlığına yönelik temel doğasına inanmıştır. Normalliği ideal insan durumu olarak değerlendirmiştir. Doruk yaşantıların insan yaşamındaki zenginleştirici yönünü incelemiştir. Bu nedenle çağımızın hem psikoloji hem de psikiyatri dalına önemli katkıları olan bir bilim adamıdır.

Maslow “Temel İnsan Gereksinimleri Hiyerarşisi” kuramıyla ün yapmıştır. Ona göre gereksinimlerini hiyerarşik sıra içinde son basamağa kadar gerçekleştirebilmiş insanlar kendilerini gerçek anlamda gerçekleştirmiş az sayıda mutlu kimselerdir.

Maslow’a göre kişinin gelebileceği en son basamak kendini gerçekleştirme basamağıdır. Kişilerin % 10’u bunu gerçekleştirebilir. Başkasına onun zor bir durumunda hiçbir karşılık beklemeden yardım ettiğimiz, hiç karşılık beklemeden ve kıskanmadan birini sevebildiğimiz, bir sanat eseri karşısında hayranlık duyduğumuz zaman ya da anne-baba olunduğunda hissedilen koşulsuz mutluluk birer doruk yaşantı örneğidir.

Yaşamını son derece anlamlı gören ve her dakikasını doyasıya yaşayan herkes kendini gerçekleştirmiş sayılabilir.

Kendini Gerçekleştirmiş Bireyin Özellikleri:
Gerçekçidirler.
Kendilerini, diğer insanları, çevreyi ve doğayı olduğu gibi kabul ederler.
Problem merkezlidirler. Yani ben merkezli olmayıp soruna yöneliktirler.
İnsanlardan ve nesnelerden zevk alırlar.
Pek çoğu doğa üstü veya mistik deneyimler geçirmiştir.
İnsanoğlu ile kendilerini özdeşleştirmişlerdir.
Az sayıda insanla çok derin ve anlamlı ilişkileri bulunur.
Değerleri ve tutumları demokratiktir.
Sonuçla sonuca götüren araç ilişkisini ayırmışlardır.
Espri anlayışları vardır.
Büyük ölçüde yaratıcıdırlar.
Kültüre veya topluma uymak için çaba göstermezler.

Carl Rogers (1902–1987)
Carl Rogers, Amerika Birleşik Devletleri’nde, 1902 yılında doğmuştur. Çocukluğunda, tutucu ve Protestan olan ebeveyni tarafından, onların kurallarına göre yaşamaya zorlanmış ve yalnız, yalıtılmış bir çocukluk yaşamıştır. Rogers, 1931 yılında, Columbia Üniversitesi’nin Öğretmenler Fakültesi’nden klinik ve eğitim psikolojisi alanlarında doktora derecesi almıştır.

Rogers, 1940 yılında, bir çağrı üzerine Ohio State Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olarak çalışmaya başlamış ve bu görevi sırasında, yeni bir kuram geliştirmeye başladığını fark etmiştir. Rogers, felsefesinde insanı inceleme olgusuna yaklaşımını Phenomenological (olay bilim) ve idiographic (gözlemlenen ölçüm) diye tanımlarken, insan davranışları konusundaki görüşü ise “exquisitely rational” (ince-mantık) olarak nitelenebilir.

Başka deyişle, onun fikrine göre “insan doğasında varolan öz (çekirdek) doğal olarak pozitif’tir” ve güven duyulan bir organizmadır. Rogers’ın bu inançları, ortaya koyduğu Kişilik Teorisine de yansımıştır.
 

ACTUALIZING TENDENCY (Var olmanın ya da Gerçekleştirmenin Eğilimi)
Rogers, 1959’da insan “Organizma”sının altında yatan nedenin “Actualizing Tendency”- Varolmanın Eğilimi olduğuna karar kılmış ve “Organizma” nın gelişimi, autonomy (özerkliğinin) nin daha ileri yayılması veya bu yönde giden bütün kapasitelerin gelişimini sürdürmesinde görmüş ve bu fikri korumuştur.
SELF (Kendisi Olmak)
 

İnsan Organizmasının, “phenomenal field” yani (olağan üstü alan)’ı yaşadığı o andaki zaman dilimindeki deneyimlerini bilinçli veya bilinç dışı taşıdığı yerdir. Bu alanda gelişmeler olabilir, bu alanın bazı bölümlerinde değişiklikler olur ve o zaman bu kişinin “self” (Kendisi)nde oluşur. “Self” bu teorinin ana merkezi yapısıdır.
 

SELF-ACTUALIZING TENDENCY (Kendi İçinde Var olmanın Eğilimi)
Varolmanın eğilimi, bilinen psikolojik formda “Self” (Kendisi) ile bağlantılıdır. Böylece “Self-actualizing tendency” (Kendisi içinde varolmanın eğilimi) şeklinde de değerlendirilir. Kişinin, kendi hakkında bilinçli gözlemleri ile ne olduğunun farkında olması ve tetikleyici güç sayesinde kazandığı deneyimler de kendisi ile oluşturduğu tutarlılıktır.
 

ORGANISMIC VALUE AND CONDITIONS OF WORTH (Organizmanın Değer ve Değerlilik Koşulu)
Kişinin dünyasında belirleyici olan kişiler -ki; genelde bunlar ebeveynlerdir ve genelde, koşulsuz değer verme yerine, koşullu olarak pozitif değer verme eğilimi gösterirler. Kişi, arzu ettiği değerleri seçer, onları kendine mal eder ve “conditions of worth- değerlilik koşulunu” oluşturur.
 

İnsanlık koşullarında en çok görünen kişinin kendisi ile deneyimleri arasındaki uyumsuzluğu Rogers görmüş olmasına rağmen, insan olmanın özerkliğinde, insana olan temel inançları azalmamıştır.

Rogers, “İnsan” olmayı şu şekilde görür: “İçsel ve dışsal durumlarda gelişme için muktedir olmak, kendi oluşturduğu dünyasında kendini algılayabilmek, gelecek yaşamda adım atabilmek için kalıcı seçimler yapabilmek ve bu seçimlerde uygun hareket etmek”. Bu teori, Rogers’ın tarafsız görüşlerini ve kendi isteği doğrultusundaki inançlarını simgelemektedir. “İnsanoğlu rasyonel mantıklı davranışlarında yaşamı sürdürür.

Çoğumuz için Trajedi kendi korunma sistemimizi çalıştırır ve mantıklı olmamızın farkındalığını bize gösterir; böylece, organik olarak farklı bir yön’e gidebiliyor olsak da, bilinçli olarak bir yöne doğru hareket etmemizi sağlar”. Rogers, insanlık adına mücadeleci ruhu keşfettiği en önemli doktrini, kişiyi, insanlık adına ve etik olarak inceleyen, bilimi doğal olarak değerlendirmeyip insanlık bilimi şeklinde tanımlayıp ona değer vermesidir.
 

Cecil Holden Patterson (1912-2006)
C. H. Patterson Lynn, Massachusetts’te doğdu. 1938 de Chicago Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Minnesota Üniversitesinde Psikoloji üzerine doktora yaptı (1955). Eğitim psikolojisi ve öğüt verme alanlarında birçok eserin yazarıdır.

Patterson kendi içinde varolan kişiyi tanımlamada ağırlıklı olarak Rogers ve Maslow’a bağlı kalmıştır. Hümanistik psikolojiye dayalı, özel öğretme ve değerlendirme yöntemlerini kullanarak öğretmenin bu yeni amaçları nasıl başarabileceğini göstermeye çalışmıştır. Okulların amaçlarının kendi içinde varolmayı özendirmesi gerektiğini savunmuştur.

Eğitimin yeniden insancıllaştırılmasına yardım edecek yeni önerileri tanımlamış, hümanistik psikologlar, danışmanlar ve eğitimcileri tarif etmiştir. Patterson, eğitimsel uygulamalarda bazı gerekli değişiklikler üzerinde durmuştur. Hümanistik bir öğretmen olarak başlayan kişilerin yapması gerekenleri önermiş; hümanistik bir öğretmenin karakteristiklerini tanımlamış ve öğrenme ile kendi içinde varolmak için durumların uygulamasını ve değerlendirmesini yapmıştır.

Modern çağın anlayışına uygun olarak, insanı konu alan, insanla uğraşan bütün bilim dalları artık insanı, yalnız düşünen bir varlık olarak değil, seven, hisseden, başkaları ile birlikte yaşayabilen bir varlık olarak kabul etmektedirler.

Kısaca bütün bu bilim dalları insanın biyo-psiko-sosyal (bedensel-ruhsal-toplumsal) bir bütün olduğu gerçeğinden yola çıkmaktadırlar. Bedensel bir rahatsızlık kişinin ruh sağlığını bozabildiği gibi toplumsal ilişkilerini de olumsuz yönde etkilemektedir. Modern eğitim anlayışı da bireyi biyo-psiko-sosyal bir bütün olarak kabul etmektedir.

Buna göre eğitimin amacı: Düşünen ve hisseden bir bütün olarak ele alınan insanın kendini geliştirmesi ve gerçekleştirmesidir. Yani niteliğinin bu üçlem (biyo-psiko-sosyal) arasındaki dengenin bozulmadan geliştirilmesidir. Bu amacı benimseyen eğitim, toplumun diğer kurumlarıyla çelişki içinde olamaz. Bu eğitim, ailelerin bütün sosyal kurumlarının ve devletin de esas amacıdır.

Amerikalı Prof. Dr. C. H. Patterson kendini gerçekleştirme ve geliştirmeyi sağlayacak şartları 5 grupta şöyle toplamıştır:

1. Çocuklar öğrenme isteği duyarlar.

Öğrenme gereksinmesini zorla yaratmak gerekmez, herkeste bulunur. Çocuk doğuştan bir öğrencidir, meraklı ve çevresi ile ilgilidir. Araştırmak için teşvik bekler. Öğretmenin görevi öğrenmeyi kolaylaştıracak koşulları yaratmaktır. Bu yapılmıyor ise, rehber-öğretmen işbirliğine derhal varılarak öğretme, öğrenme güçlüklerine çare bulunmalıdır.

2. Çocukların benlik gururuna ihtiyaçları vardır.

Benlik gururu bir noktaya kadar başkalarının saygısından kabulünden doğar. İnsana başkaları tarafından değer verilmiyorsa, o insan kendini kabullenemez ya da kendine saygı duyamaz. İnsana başkaları tarafından verilen değer, niteliklerine değil kişiliğine ait olursa insana yararlı olur. Böyle bir kabul şartsızdır. Yapabildiği ve yapamadığı bir iş için değildir. Okullarda bu kabul şarta bağlıdır. Yani başarılı öğrenci kabul görür, sevgi görür, saygı görür.
 

3. Çocuklara yetenek ve gereksinmelerini ortaya çıkartıcı yardımlar yapılmalıdır.
Yeteneklerini geliştirecek kişi, önce bunların neler olduğunu fark etmek ister. Yetenekler serbest bir ortamda gelişir. Okullar geleneksel olarak zeka ve zihinsel yeteneklere dayananların dışındaki yeteneklerle ilgilenmezler. Eğitimi zeka gelişmesi olarak görür, diğer potansiyelleri ders dışı uğraşılar içinde ele alırlar. Başarısız sözcüğü bile bu düşünceyi açığa vurmaktadır. Oysa bu başarısızlık sadece derslerdeki başarısızlık demektir.
 

4.Yeteneklerini kullanırken karşılaştıkları güçlüklerde ve engellerde çocuklara yardımcı olunmalıdır.

Kişilik gelişmesi, pek çok engelle karşılaşır. Engeller değişik düzeylerde olur. Örneğin, okuma yazma bilmemek kişinin akıl ve zihinsel yeteneklerinin tam anlamıyla kullanılmasını engeller. Bedensel ve ruhsal rahatsızlıklar da kişilik gelişimini engeller. Sosyal sorunlar da buna eklenir. Bütün engeller “Öğrenme problemlerini” ortaya çıkarır. Öğretmenlerin görevi bunları saptayarak sorunun giderilmesinde ilgililerle işbirliğine gitmektir.

5- Çocuklara insanlar arası iyi ilişkiler kurmaları için yardım edilmelidir. Öğrencilerin heyecan sorunlarının pek çoğu insan ilişkilerinin yetersiz ve eksik kurulmasından kaynaklanır.

İyi insan ilişkilerinin kurulabilmesi için gerekli üç şart vardır:
1- Hoşgörü
2- Saygı ve sevgi
3- Doğruluk ve açıklık

Bu şartlar okulda, ailede, iş yerinde hayatın her alanında insanlar arası iyi ilişkiler kurabilmek için gereklidir. Kendini gerçekleştirme ve insanlar arası iyi ilişkiler kurabilme birbirine sebep-sonuç gibi bağlıdır. İnsanlar arası iyi ilişkiler kendini gerçekleştirmenin gerekli koşuludur. Kendini gerçekleştirmiş kişiler, insanlar arası iyi ilişkiler kurarlar. Bu özellik kendini gerçekleştirmenin doğal bir sonucudur.

 

http//yasamrehberlik.blogspot.com

Son Güncelleme ( Pazar, 26 Eylül 2010 08:12 )
 


mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1376
mod_vvisit_counterDün1416
mod_vvisit_counterBu Hafta7159
mod_vvisit_counterBu Ay39279
mod_vvisit_counter6 Aralık 2008'den Beri2340020
Üyeler : 905
İçerik : 20746
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 7457598

Anket..

Sitemizde en çok hangi bölüm ilginizi çekiyor?
 

Anket...

Ben bir...
 
internet haftasi
e-okul