Eğitim, Çocuğu Tanımak ve Sevmekle Başlar !

Nasrettin Hoca Fıkraları
Bende akıl var… Nasreddin hoca bir gün yolda giderken karşısından bir tane öküz geldiğini görmüş ve PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 19 Nisan 2013 17:53

Bende akıl var…

Nasreddin hoca bir gün yolda giderken karşısından bir tane öküz geldiğini görmüş ve hemen yolun kenarına çekilmiş bunu görenler sormuşlar  
-“Hocam bir öküzden bu kadar niye korkuyorsun demişler.

Nasreddin hoca demiş ki
O öküzde boynuz varsa bende de akıl var akıl demiş
.

Türk halkı kenara çekilmiş olan biteni şimdilik izliyor. Çünkü aklınıu kullanıyor. 

www.muhsinyazici.com


 
Suç sayılabilir PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 24 Haziran 2012 02:01

Suç sayılabilir

Nasreddin Hoca’ya:

- Hoca, demişler; son zamanlarda aklına en çok hangi atasözleri geliyor?

Hoca:

- Kimse alınmasın ama, demiş; aklıma en çok gelen atasözlerinden biri şu:

- “Sultanahmet’te dilenir, Beyazıt’ta sadaka verir.”

Hoca’ya:

- Peki başka yok mu, demişler?

- Var elbet de, yüz yıllardır tekrarladığım bir atasözü:

- “Ayranı yok içmeye, tahterevanla gider sıçmaya.”

Nasreddin Hoca’yı dinleyenler gülmüşler:

- Yeter yeter Hoca, demişler; henüz daha yeni Anayasa çıkmadı.

Türkiye gelişip kalkınsa da, “şakacı takılmalar” hâlâ suç sayılabilir, başımızı belaya sokma.

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Haziran 2012 02:04 )
 
Yol olurdu benim sakal PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 12 Şubat 2012 07:33

Yol olurdu benim sakal

Nasreddin Hoca, gece yatakta uyurken; küçücük bir fındık sıçanı geçmiş sakalının içinden.

Hoca da birden yataktan fırlayarak, bağırıp çağırmaya, ayaklarını yerlere vurmaya başlamış.

Tavan arasından bodrum katına kadar bağıra çağıra, ayaklarını yere vuran Nasreddin Hoca; minderleri de, halıları da tersine çeviriyor ve mutfakta ne varsa büyük bir gürültüyle yerlere fırlatıyormuş.

Hoca tekrar karısının yanına döndüğünde, karısı:

- “Bu kadar gürültü patırdı yapmaya, ayaklarını güm güm yerlere vurmaya ne gerek vardı Hoca Efendi”, demiş; alt tarafı sakalından geçen küçücük bir fındık faresiydi?

Hoca’nın karısına yanıtı:

- O kadar gürültü patırdı yapmazsam, yeri göğü oynatmazsam, sonra yol olurdu benim sakal; içinden geçmedik fındık sıçanı kalmazdı.

Anladınız mı şimdi bazı durumlarda bazılarının patırtı gürültü yapmasını…

Son Güncelleme ( Pazartesi, 27 Şubat 2012 14:27 )
 
Kadıya selam söyle PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 22 Ocak 2012 09:38

Kadıya selam söyle

Nasreddin Hoca’nın kadıyla işi varmış, davayı kazanmak için sağa sola sormuş:

- “O kadı rüşvet yer!” demişler.

Hoca da gidip bir çömlek almış, yarısına kadar çamur doldurmuş, üstüne de bal!

Kadı, davaya bakarken mübaşirden işareti almış, Hoca’nın bal çömleği önünde duruyor.

Kadı da gereğini yapmış, Hoca memnun...

Akşam, mübaşir kapıyı çalmış:

-“Kadı efendinin selamı var, kararda bozukluk varmış, göndersin, düzelteyim diyor.”

Hoca mübaşiri terslemiş:

-“Bozukluk kararda değil çömlekte! Selam söyle!”

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:02 )
 
Nasreddin Hoca’ya sormuşlar PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 08 Ocak 2012 06:27

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar

-“Hoca, demişler; biten yüz yıl boyunca, bütün söylenmiş nutuklar, verilmiş demeçler, yazılmış hamasi manzumeler tek tek incelenseydi; acaba şampiyonluk kimin olurdu?

Hoca, sakalını sıvazlayarak gülümsemiş:

-“Bizim olurdu,” demiş;

-“Önce “Bir Türk cihana bedel” dediğimiz için, bir de ilkokullarda şu tür manzumeleri ezberlettiğimiz için:Türk’ün güneşleriyle dünya ufku ağardı, Türk olmasa, tarihe yazılacak ne vardı? 

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:03 )
 
Hoca’ya da sormuşlar PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:24

Hoca’ya da sormuşlar

Nasreddin Hoca’ya da sormuşlar, yeni yıl hakkında ne düşündüğünü.

Hoca da:

-Önemli olan benim ne düşündüğüm değil, 2012’nin ne düşündüğü, demiş.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:04 )
 
Söyle Bari PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:14

Söyle Bari

Hoca ormana gitmiş.

Oturmuş bir dalın üstüne, başlamış kesmeye.

Aşağıdan geçen bir yolcu Hoca'ya seslenmiş:

- "Be adam! İnsan oturduğu dalı keser mi ? Şimdi düşeceksin."

Hoca adama aldırmamış; işine devam etmiş.

Az sonra dal kırılmış.

Hoca, cumburlop düşmüş.

Düştüğü yerden perişan seslenmiş:

-"Düşeceğimi bildin ne zaman öleceğimi de söyle bari."

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:05 )
 
Tutar mı? PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:13

Tutar mı?

Hocanin cani bir gün sarma çeker.

Ama elinde yogurt bakraçlari anası da ağlamis ne yapım ne yapım derken aklina göl gelmis.

Gelmiş gölün kenarina, atmiş bakraçlari kenara çikarmiş sarmiş sigarasini hafif hafif demleniyor.

Sonra birden bekçinin düdüğünü duymus. Eyvah simdi yandik derken aniden atmiş sarmayi bakracin içine sonrada bakraci tutmus göle dökmeye baslamis.

O esnada bekçide yaninda bitivermis.

Bakmiş bakmiş anlamamiş sonra hocaya sormuş:

-"Ne yapiyorsun" diye.

Hocada:

-"Görmüyor musun yoğurt mayaliyorum" demiş.

Bekçi kahakahalar içinde:

-"İlahi hoca koca göl hiç maya tutar mi?" demiş.

Hocada:

-"Ya tutarsa diye" yanıt vermiş.

Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmis.

Hoca hem keyfine hem yoğurda yanarken bekçinin arkasindan bakip simdi bu salak herkese anlatir demiş.

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:09 )
 
Allhın rahmeti PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:12

Allhın rahmeti

Yağmurlu bir günde Nasrettin Hoca pencereden dışarı bakarken komşusunun koşa koşa yağmurdan kaçtığını görür pencereyi açar:  

 -"Hey Ahmet Efendi, birde hacı olacaksın rahmetten kaçılır mı?", der.  

Zavallı adam eli mahkum sırılsıklam olur. Ertesi gün hocanın komşusu hocayı yağmurdan kaçarken görür ve hocaya bir ders vermek ister:  

 -Hoca Hoca dün bana diyordun bugün sen neden rahmetten kaçıyorsun, der.  

Hoca hiç durmadan yoluna devam eder ve komşusuna şöyle der:  

 -Ben rahmetten kaçmıyorum sadece allahın rahmetine basmamak için çabalıyorum. 

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:10 )
 
Bana ne ad koyarlardı PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:12

Bana ne ad koyarlardı 

Bir gün Nasretin Hoca'ya Timur:  

-Yahu, şu Abbasi halifelerinin her birisi birer lakab almış kimi El mutazımBillah, kimisi de El mütevekkil-Allah, diye anılıyormuş. Ben acaba onların zamanında hükümdar olsaydım, bana ne ad koyarlardı.

Hoca hiç çekinmeden:  
-Sana da Neüzzü-Billah derlerdi, yanıtını vermiş.  

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:11 )
 
Benim ne yiyip içtiğimi sormazsınız… PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:11

Benim ne yiyip içtiğimi sormazsınız…   

Nasrettin Hoca, bir köyde vaaz veriyormuş. Laf arasında Hazreti İsa'nin gögün dördüncü  
katında olduğunu söylemiş...  
Vaazdan sonra, bir kadin Hoca'ya yanaşmış :  
-Hazreti İsa, orada ne yer, ne içer?, demiş.  
Hoca'nin tepesi atmış :  
-Ey hatun, köyünüze geleli şunca zaman oldu, benim ne yiyip, içtiğimi sormazsın da, Allah'in peygamberini sorarsın! 

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:11 )
 
Benim yerime seni götürür PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:10

Benim yerime seni götürür 

Hoca Nasreddin ölüm döşeğindeymiş. Karısını çağırmış. 
-Hanim en güzel elbiselerini giy, iyice kokular sürün, tak takıştır yanıma gel otur. 
-Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim? 
-İyi ya azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür. 

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:12 )
 
Ben uyuyorum PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:10

Ben uyuyorum

Bir gün Nasreddin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış.

Gece yarısı arkadaşı sormuş:  
-Hocam, uyudunuz mu?   
-Buyurun birşey mi var?   
-Biraz borç para isteyeyim demiştim.   
Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp:  
-Ben uyuyorum! demiş. 

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:12 )
 
Bu nasıl namaz PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:09

Bu nasıl namaz 

Nasreddin Hoca abdest alırken, bir ayağına su yetmemiş.Namaz kılarken de bir ayağını yukarı kaldırarak namaz kılmış.Bunu gören cami cemaati:  
-Hocam bu nasıl namaz? diye sormuş.  
Nasreddin Hoca :  
-Bir ayağı abdestsiz namaz, diye yanıt vermiş. 

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:12 )
 
Adam Olmak PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:08

Adam Olmak

Bir gün Hoca'nın bulunduğu bir sohbette sormuşlar:

-"Hocam, adam olmanın yolu nedir?"

Hoca düşünceli düşünceli, başını bir o yana bir bu yana sallayarak:

- "Söyleyen olursa dinlemeli, dinleyen olursa söylemeli" demiş.

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:13 )
 
Alış- Veriş PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:08

Alış- Veriş

Nasreddin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker:
- Kaç akçe şu heybe muhterem?
- 2 akçe hocam.
- Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir:
- Hocam. Bu heybe 2 akçe. Sen 1 akçe verdin.
Hoca sinirlenir:
- Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 akçelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin!

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:15 )
 
Ayva İle İncir PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:07

Ayva İle İncir

Nasreddin Hoca birgün Timurlengi ziyarete karar verir.
Giderken yanına hediye olarak bir sepet ayva alır.

Fakat Hoca yolda ayva yerine incirin daha iyi hediye olacağına karar verir ve dönüp ayvaları boşaltır onların yerine sepeti incir doldurur.

Padişah Timur 'a hocanın kendisine hediye getirdiği ve huzura kabul edilmesini istediği bildirilir.  

Hoca huzura alınır. Hediye olarak çok değerli şeyleyen padişah incirleri görünce çok kızar ve incirleri tek tek hocanın kafasına vurur.

Fakat hoca acıdan bağıracağına Allaha şükreder.

Şaşıran Padişah sebebini sorar:
Hoca :
--Padişahım ya ayvaları getirseydim halim ne olurdu der...

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Cumartesi, 11 Şubat 2012 06:08 )
 
Bal İle Sirke PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:07

Bal İle Sirke

Bir gün Nasrettin Hoca'ya
-- Hocam bal ile sirke uyuşmaz derler, derler.
-- Nasıl uyumasın der? der ve gider yarım okka bal yer yarım okkada sirke içer. Yüzünün yemyeşil olduğunu görenler sorar.
-- Bal ile sirke birbiri ile anlaşamadı değil mi?
Hoca hiç mertliği elden bırakmaz.
-- Yoo, onlar anlaştılar anlaşmasına da şimdi beni aradan çıkarmaya çalışıyorlar
www.muhsinyazici.com
 
Bindiği Dal PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:06

Bindiği Dal

Bir gün Hoca ateş için aĞaca çikmis odun kesiyormuş.

Yakından geçen biri, Hoca'nin hararetli bir şekilde bindigi dalı kestiğini farkeder.

-Dikkatli ol, Hoca Efendi! diye uyarır. Kesmeye çalıştığın dal bindiğin daldır. Durmazsan, kesin yere duşeceksin.

Hoca yanıt vermeye zahmet bile etmez.

İşsiz güçsüz insanlar heryerdedir. Kendilerine faydalı hiç birşey yapmazlar, size ne yapıp yapmayacağınızı anlatırlar işte.

Hoca'nın zihni bunlarla meşgulken, kırmayı başardıgı dalla birlikte aşağı düşer.

Adam hakkindaki fikri hemen cark eder. Kesin onemsiz biri değildi bu adam. Gerçekte, hayatinda karsilasacağin en onemli adam olabilirdi.

Kendine gelir gelmez, adamin arkasindan koşar, fakat çok geçtir, adam gozden kaybolmustur.  

Muhtemelen, Hoca'nin aklindaki sey bu bilge kişiye ne zaman olecegini sormakti.

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Cumartesi, 11 Şubat 2012 06:03 )
 
Çömlek Hesabı PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:06

Çömlek Hesabı

Eskiden takvim bugünkü kadar yaygın değildi. Hele köylerde ancak önemli bazı olaylara göre zaman belirlenirdi. O yüzden özellikle Ramazan'da günleri şaşırmamak için bazı usuller uygulanırdı.
On bir ayın sultanı Ramazan ayı daha gelir. Nasreddin Hoca zamanı belirlemek için bir çömlek alır bir yığın ufak taş toplar.
Akşam olduğu zaman bu taşlardan bir tanesini çömleğe atardı. Ramazan'ın kaçı olduğunu
öğrenmek isteyince çömlekteki taşları sayardı.
Hoca'nın bu usulünü bilen bir arkadaşı Hoca'ya küçük bir şaka yapmak ister.
Bir gün gizlice Hoca'nın taşları büyüklüğünde bir kucak taşı çömleğe boşaltır.
Sonra doğruca Hoca'nın yanına gider ve sorar:
-- Hocam, bugün Ramazan'ın yirmi dördü mü, yirmi beşi mi? Arkadaşlarla bir karara varamadık.
Bana Hoca'ya gir danış. O bilir, dediler.
Hoca:
-- Olur, şu bizim çömleğe bir bakalım, der. Hoca., çömleğin yanına gider. İçindeki taşları
saymak için boşaltır. Hayretler içinde kalır. Taşları sayar, tam 124 tane taş vardır. Kendi kendine:
-- Allah Allah! Hiç böyle şey olmaz! diye söylenir.
Soru soran adamın yanına geri gelir:
-- Bugün Ramazan'ın altmış ikisi der. Adam:
-- Aman Hocam! Hiç böyle şey olur mu? Hiç ay altmış iki çeker mi?
Hoca:
-- Sen gene şükret, ben insaflı davrandım da yarısını söyledim.
Benim çömleğin hesabına kalsaydı bugün Ramazan'ın yüz yirmi dördü idi. De

rwww.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:16 )
 
Derde Deva PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:05

Derde Deva

Nasreddin Hoca pazara giderken mahalleden şakacı biri yanına gelip:
-Efendim akşam uyurken fare ağzıma kaçtı.Bunun çaresi nedir?
-Çaresi kolay demiş Nasreddin Hoca, acıkmış bir kediyi ağzınıza sokup yutun!
www.muhsinyazici.com
 
Dünyanın Dengesi PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:05

Dünyanın Dengesi

Dünyada meraklılar çok...

Biri hocaya:

-"Şu dünya ne kadar tuhaf" demiş.

Hoca aksakalını sıvazladıktan sonra:

-"Neresi tuhaf" diye sormuş.

-"Sabah oldu mu insanların her biri bir tarafa gidiyor. Bazıları bu yana bazıları bu yana... Neden ki?"

Deyince Hoca çok fazla düşünmeden şu yanıtı vermiş:

-"Neden olacak hepsi bir tarafa gitse dünyanın dengesi bozulurda ondan."

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Cumartesi, 11 Şubat 2012 06:09 )
 
İnsanın Fikirleri PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:04

İnsanın Fikirleri

Hoca ve oglu bir keresinde bir yolculuga cikarlar. Hoca oglunun esege binmesini ve kendisininde yurumesini tercih eder. Yolda birileriyle karsilasirlar,
-Bakin su saglikli, genc cocuga! Bugunun gencligi. yaslilarina hic saygilari yok. Kendisi esege binmis ve garip babasi yuruyor! derler.
Bu insanlarin yanindan gecince, cocuk kendinden utanmis hisseder ve kendisinin yurumesi, babasinin da esege binmesi uzerine israr eder. Boylece, Hoca esekle giderken, cocuk da yaninda yurur. Kisa bir sure sonra baska insanlara rastlarlar,
-Suna bak! Babasi esekle giderken, su gariban cocuk yuruyor. derler
Bu insanlari gectikten sonra, Hoca ogluna
-En iyi yapilacak sey, ikimizin de yurumesi. Kisa bir yol aldiktan sonra, yine baskalarina rastlarlar,
-Su aptallara bakin. Bu sicak gunes altinda ikisi de yuruyor, hic biri de esege binmiyor!
Hoca ogluna doner ve:
-Iste bu insanlarin fikirlerinden kurtulmanin ne kadar zor oldugunu gosterir, der
www.muhsinyazici.com
 
Kadının Adabı PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:04

Kadının Adabı

Bir gün Nasreddin Hoca eşeği ile giderken kadıya rastlamış.Kadı Hocayla alay edip :
-Hocam, iki kardeş nereye gidiyorsunuz? diye sormuş.
-Evet efendim, kardeşiniz "canım sıkıldı bir ahbabın evine götürün" dedi de onu sizin eve götürüyorum.
Size rastladık yolumuz kısaldı, diye yanıt vermiş Nasreddin Hocawww.muhsinyazici.com
 
Kavuk PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 16:03

Kavuk

Hoca bir gün arkadasiyla konusuyormus arkadasi demis ki :
-Ya hocam dün sizin evden bir ses çikti. Bu neydi?. Hoca ise :
-Hiç sadece hanimla biraz tartistik kavugum merdivenlerden yuvarlandi, demis.
Arkadasi :
-Yahu hocam hiç kavuktan bu kadar ses çikar mi?, demis.
Hoca :
-Ya anlasana içinde bende vardim, demis.
www.muhsinyazici.com 
 
Allah’ın alacağı PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 07:39

Allah’ın alacağı

Hoca bahçesinden topladığı incirleri pazarda satmaktadır.  

Bu sırada bir kadın:

- Hoca efendi. Ben komsunuz Ali efendinin esiyim. Eğer veresiye verirseniz alayım... Der.

Hoca razı olur. İnciri tartarken, nezaketen bir tane inciri kadına uzatarak:-

Hanim! İncirlerim çok güzeldir.  Ye de bir tadına bak. Der. 

Kadın inciri almak istemeyerek:

- Sağol Hocam. Oruçluyum.  Altı yedi sene evvel hastalanmış orucumu bozmuştum. Bu gün borcumu ödüyorum.

Deyince Hoca:

- Öyleyse Hanim gücenme... Bende veresiye verecek mal yok!  Allah’ın alacağını altı-yedi senede ödeyen, benim alacağımı kim bilir ne zaman verir!..

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:15 )
 
Ya aşka gelirse PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 01 Ocak 2012 07:38

Ya aşka gelirse

Nasreddin Hoca ile arkadaşları Akşehir’den Konya'daki bir eve aksam yemeğine davet edilmişler.

Ev eski ve ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf atmış:

-Evin tahtaları ses veriyor!...  

Adam ukala ya:

-Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder!...

Hoca laf altında kalır mı?

-Ya aşka gelip secdeye varırsa!..

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Cumartesi, 11 Şubat 2012 06:06 )
 
Az vermek PDF Yazdır e-Posta
  
Salı, 27 Aralık 2011 05:02

Az vermek

Nasrettin Hoca Fıkraları

Dilenci:

- "Hocam Allah rızası için az bir sadaka verir misin?"

Hoca:

- "Az vermek şanımdan değildir."

Dilenci:

- "O halde çok verin."

Hoca:

- "O da senin şanından değildir."

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ocak 2012 08:14 )
 
Şakayı Sevmem PDF Yazdır e-Posta
  
Pazartesi, 26 Aralık 2011 10:50

Şakayı Sevmem

Nasreddin Hoca çarşamba pazarında gezintiye çıkmış. Dolaşırken birden ensesinde bir tokat hissetmiş ve kendini yerde bulmuş. Hemen kalkmış arkasına bakmış, bide ne görsün iri yarı bir adam. Nasreddin Hoca:
-Bana sen mi vurdun?
Adam:
-Evet ben vurdum..
Nasreddin Hoca:
-Şakamı yaptın yoksa gerçek mi vurdun?
Adam:
-Gerçek vurdum ne olacak..?
Nasreddin Hoca:
-Haa… iyi öyleyse, ben şakadan hiç hoşlanmam da..!
 
Dilenci ve Nasreddin Hoca PDF Yazdır e-Posta
  
Pazartesi, 26 Aralık 2011 10:44

Dilenci ve Nasreddin Hoca

Nasreddin Hoca yoldan Geçerken bir dilenciye rastlar..

Dilenci: Nasrettin Hoca Allah rızası için bana az bi sadaka verebilir misin ? der..

Nasreddin Hoca: Az vermek benim şanımdan değildir..demiş

Dilenci: O halde çok verin be hocam..demiş..

Nasreddin Hoca: O da senin şanından değildir..demiş.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 26 Aralık 2011 16:59 )
 
Keşke Temel Yasa olsa PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 02 Ekim 2011 04:41

Keşke Temel Yasa olsa

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:
-Hoca, yeni Anayasa çalışmaları hakkında ne düşünüyorsun?
Hoca, sakalını sıvazlayarak gülümsedi:
-Keşke adı Anayasa olacağına Temel Yasa olsaydı, dedi.
-Neden?
-Çünkü yasaların bile anasını becerme peşinde olan, bir sürü zampara siyasetçi ile hukukçu var piyasada.

www.muhsinyazici.com

Son Güncelleme ( Pazar, 04 Aralık 2011 19:01 )
 
Keşiş PDF Yazdır e-Posta
  
Çarşamba, 06 Temmuz 2011 01:43

Keşiş 

Bir keşiş dünyanın en akıllı adamını bulmak için diyar diyar geziyormuş. Sıra Nasreddin Hoca’nın köyüne gelmiş ve köylülere sormuş.

- “Sizin köyün en akıllı adamı kim?”

Köylüler de:

-“Nasreddin Hoca” demiş.

Bunun üzerine keşiş köy meydanında hoca ile görüşmeye başlamış. Eline bir çomak almış, yere bir daire çizmiş. Nasreddin Hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüş. Keşiş bir doğru daha çizerek daireyi dörde bölmüş.

Hoca da dörde bölünmüş dairenin üç dilimine çarpı işareti koymuş. Keşiş elleriyle aşağıdan yukarıya doğru hareket yapmış, hoca da yukarıdan aşağıya yapmış. Keşiş büyük bir hayranlıkla hocayı tebrik etmiş.

Olup bitenden bir şey anlamayan halk keşişe ne olduğunu sormuş.

Keşiş de:

-“Bu adam gerçekten dünyanın en akıllı adamı. Yere dünya çizdim, o ‘ortadan ekvator geçer ‘dedi. Ben dünyayı dörde böldüm, o da ‘dörtte üçü sudur’ dedi. Ben yerden buharlaşma sonucunda ne olur dedim, o da ‘yağmur yağar’ dedi.”

Bu sefer hocaya neler olduğunu sorar halk.

Hoca da:

-“Bu adam oburun biri. Yere bir tepsi baklava çizdi, ben de ‘yarısı benim’ dedim. Daha sonra tepsiyi dörde böldü, o zaman ‘dörtte üçü benim’ dedim.

O da tepsi altından ateşi hafif hafif almalı dedi, ben de ‘üstüne fındık fıstık ekersek daha iyi olur’ dedim.” 

Son Güncelleme ( Pazar, 04 Aralık 2011 19:02 )
 
Bilenler bilmeyenlere anlatsın PDF Yazdır e-Posta
  
Pazartesi, 04 Temmuz 2011 02:28

Bilenler bilmeyenlere anlatsın

Nasrettin Hoca camide vaaz veriyor, anlatıyormuş...
- "Bugün size neyi anlatacağımı biliyor musunuz?"
- "Nereden bileceğiz hoca!"
Hoca kızmış:
- "Sizin gibi cahil cühela ile uğraşamam!"
Ertesi hafta yine gelmiş:
- "Ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?"
Cemaat tecrübeli:
- "Biliyoruz hocam, biliyoruz!"
- "Madem biliyorsunuz, benim tekrar etmeme gerek yok!"
Üçüncü hafta cemaat akıllanmış, Hoca sorunca:

-  "Yarımız biliyor, yarımız bilmiyor" demişler...
Hoca kürsüden inerken,

- "Bilenler bilmeyenlere anlatsın!" deyip gitmiş...

Son Güncelleme ( Pazar, 04 Aralık 2011 19:02 )
 
Ağlama feryadı PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 06 Mart 2011 09:08

Ağlama feryadı

Hoca eşeğini kaybetmiş ve arıyor, bu arada da neşeli bir türkü tutturmuş.

Birisi kendini sormaktan alıkoyamaz:

-Hoca Efendi, eşeğini kaybettiğini herkes bilirken, türkü söylemeni duymak eğlenceli görünüyor. Oysa kaybına feryat edip ağlaman beklenirdi!

—Son bir ümidim, aptal mahlukun su küçük tepenin arkasında olabileceğidir, arkadaş. Eğer değilse, bekle ve gör o zaman sen bendeki ağlamayı feryadı!

www.muhsinyazici.com   

 

 

Nasıl olsa yarın kıyamet kopacak

Hocanın çok sevdiği bir kuzusu varmış.

Öyle ki kuzuyu diğer hayvanlarından daha üstün tutmaktadır. Arkadaşları hocanın bu zaafını bildiklerinden, bir gün gelip:

- Hocam yarın nasıl olsa kıyamet kopacak gel şu kuzuyu kesip afiyetle yiyeli, .derler.  Bu teklife hocanın gönlü razı olmasa da arkadaşlarını kıramaz.  

Kuzuyu kesip arkadaşlarına ikram eder. Ziyafet bittikten sonra hocanın arkadaşları yüzmek için dereye girer.  Hoca her zamanki gibi ayağına gelen fırsatı tepmez.

Arkadaşlarının dereye girerken çıkardıkları giysileri kuzuyu kızarttığı ateşte yakar.  Arkadaşlar dereden gelince:  

-Ne yaptın hoca şimdi biz ne giyineceğiz diye feryat ederler.  

Hoca imalı bir tebessüm ile yanıt verir:

- Ne üzülüyorsunuz arkadaşlar, nasıl olsa yarın kıyamet kopacak değil miydi.

www.muhsinyazici.com    

Kuyruklu yalan

Bir gün, Nasrettin Hoca, camide bir vaaz veriyordu. Cemaatten bir kısmının esnediğini ve bir kısmının uyukladığını fark etti. Bunun üzerine şöyle konuşmaya başladı:

-Bir sabah, Akşehir`den dışarı çıkmıştım. Çayın kenarında dört ayaklı ördekler su içiyorlardı...

Dört ayaklı ördek sözünü işiten cemaat, gözlerini açarak Nasrettin Hoca’yı dikkatle dinlemeye başladı. Bunun üzerine Nasrettin Hoca:

-Yahu!... Siz nasıl adamlarsınız. Deminden beri size vaaz ediyorum, uyukluyorsunuz da, kuyruklu bir yalan uydurunca hepinizin gözleri açıldı...

www.muhsinyazici.com    

Kim suçlu

Bir keresinde, Hoca Akşehir’de ki mahkemeye kadı tayin edilir. Bir gün bir adam koşarak mahkemeye gelir ve Hoca'ya:

-Farz edelim iki inek mera da dövüştü ve biri oldu, Hoca Efendi. Öldürenin sahibi sorumlu tutulacak mıdır?

Adamın hilekâr gözlerini fark eden Hoca dikkatliydi.

—Yerine göre, der, hüküm vermeden.

—Karar vermene yardımcı olabilir, Hoca Efendi. Senin inek benimkini oldurdu!.

—Bu halde, genel olarak bilindiği gibi inekler hayvandır. Hayvanlara sebep bağlanmadığından dolayı, kesinlikle sorumsuzlardır. Bu yüzden de, sahibi sorumlu tutulamaz!

-Özür dilerim, Hoca Efendi, dilim sürçtü. Benim inek seninkini oldurdu demek istemiştim!

Bu haber üzerine, Hoca’nın kani beynine sıçrar. Sakalını çeker, kalkar ve yeniden oturur.

—Bu ilk düşündüğümden daha karmaşık bir durum, der. Memurluğunun tüm ağırbaşlılığıyla kâtibine döner ve ekler "yanında ki rafta duran kara kaplı kitabi ver bakayım!"

www.muhsinyazici.com      

Karıncalar

Bir gün Nasrettin Hoca Otel'e gider. Sonra oradaki adama der Hoca: Ben bir oda istiyorum

Adam: Bir oda var ama hep karınca var içinde.

Hoca: Bir şey olmaz.

Yârin sabah görevli gelir ve sorar karıncalar nerde, diye.

Hoca: Birisini öldürdüm öbürküleri onun cenazesine gitti.

www.muhsinyazici.com   

Son Güncelleme ( Cumartesi, 11 Şubat 2012 06:12 )
 
Merak ettim PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 06 Mart 2011 08:40

Merak ettim

Nasreddin Hoca, kırda sesinin yettiğince bağırarak ezan okuyor ve olanca hızıyla koşuyormuş.

Bu durumu gören birkaç kişi, Hoca ya bir şey olduğunu düşünerek yanına yaklaşıp sormuşlar :

- Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir?

Hoca, koşmasını sürdürerek :

- Sesimin nerelere kadar gittiğini merak ettim de... Demiş. Onun için arkasından koşuyorum...
www.muhsinyazici.com
 
Nasreddin Hoca Fıkralarının Özelliği Nedir? PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 26 Nisan 2009 17:33
Nasreddin Hoca Fıkralarının Özelliği Nedir?
Nasreddin Hoca’nın fıkralarına birisi dış birisi de iç yapı olarak iki açıdan yaklaşmak gerekiyor. Dış yapı olarak fıkralarda konu, önce küçük bir olay öykü biçiminde anlatılır. Bu olay içerisinde kişiler ve çevre hakkında da bilgi verilir. Sonunda da Hoca’nın o konu ve olayla ilgili nüktesi bulunur.
Son Güncelleme ( Pazar, 03 Mayıs 2009 15:01 )
Devamını oku...
 
Nareddin Hoca’nın Hayatı PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 26 Nisan 2009 17:28
Nareddin Hoca’nın Hayatı
Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim’in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. 
Son Güncelleme ( Pazar, 26 Nisan 2009 17:28 )
Devamını oku...
 
Nasreddin Hoca Fıkralarındaki Eğitim İletilerinin Türk Diline Katkıları PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 26 Nisan 2009 17:27
Nasreddin Hoca Fıkralarındaki Eğitim İletilerinin Türk Diline Katkıları
Nasreddin Hoca fıkralarını, baştan sona anlatmaya gerek kalmadan temel söz veya cümle hangi fıkradan bahsettiğimizi anlatmaya yeter. Bu da Hoca’nın fıkralarında yalın halk dilinin kullanılmasındandır. Hoca’nın en az sözle böyle kalıcı mesajlar vermesi onun halk diline güç katmış bir dil eğitimcisi olmasındandır. Atasözü, deyim ve telmihleriyle Nasreddin Hoca dilimizi kelime ve anlam açısından zenginleştirir. Canlı örnekleriyle dili renklendirir, aydınlatır.
Son Güncelleme ( Pazar, 26 Nisan 2009 17:29 )
Devamını oku...
 
Göle Yoğurt Çalmak PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 26 Nisan 2009 17:18
Göle Yoğurt Çalmak 

Kimi insanlar olmayacak hevesler peşinde koşup durur. Nasreddin Hoca böylelerine ders vermek istemiş bir gün. Elinde koca bir bakraç yoğurt mayasıyla gölün kenarına gelmiş.

Başlamış kaşık, kaşık dökmeye:

- Ne yapıyorsun Hoca? D

emişler.

— Göle yoğurt mayası çalıyorum, demiş kıs, kıs gülerek.

- Olur mu demişler, göl yoğurt mayası tutar mı hiç?

Hoca cevabı yapıştırmış tabii.

— Ya tutarsa…   

 

Eşeğe Ters Binmek

Nasreddin Hoca bir gün yabancı bir köyde misafir olur. Cuma günü O’nu kürsüye çıkartırlar. Güzel bir vaaz verir. Herkes pek memnun kalır. Camiden çıkınca Hoca’nın eşeğini getirirler. Köylülerin hepsi ona hizmet etmek için adeta yarışırlar. Hoca eşeğine binerken biraz düşünür.

Sonra eşeğin üstüne ters oturur. Herkes hayret eder. Köylülerden biri dayanamayıp sorar:

- Hocam der. Kusura bakma ama eşeğe niçin ters bindiğini sorabilir miyim?

Hoca tebessüm ederek cevap verir:

— Eğer düz binip önünüze geçseydim siz arkada kalacaktınız.

Siz öne geçseydiniz, bu defa ben arkada kalmış olacaktım. Böyle ters binince size arkamı dönmemiş oluyorum. Sebebi bu..  

 

Eşeğe Yazık Olur

Nasreddin Hoca hayvanlarına ağır yükler yükleyip onlara eziyet eden köylülerine iyi bir ders vermek istemiş. Bir gün eşeğine binerek köy meydanında dolaşmaya başlamış. İşin garibi dolu bir çuvalı da sırtına vurmuş, öyle geziyor.

Şaşırıp sormuşlar :

— Yahu Hoca Efendi, hem eşeğin üzerindesin, hem çuvalı sırtında taşıyorsun. Nasıl bir iş bu?

Hoca cevabı yetiştirmiş hemen:

— Zavallı hayvan, demiş. Zaten gece gündüz demeden hizmet ediyor bana. Sırtına bindiriyor, yüklerimi taşıyor, değirmeni çeviriyor.

Bu kadar hizmetlerinden sonra dolu çuvalı da ona yüklemek istemedim. Bu yüzden ben vurdum sırtıma.    

 

Hırsızın Hiç mi Suçu Yok ?

Bir gün Nasreddin Hoca’nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış.

Birisi:

— Hocam demiş niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki?

Bir başkası:

— Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor? diye konuşmuş.

Bir diğeri de:

— Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nerden baksan dökülüyor.

Hoca kızmış:

- Yahu demiş, iyi, güzel de kabahatin hepsi benim mi?
Hırsızın hiç mi suçu yok?
    

 

Halep Oradaysa Arşın Burada !..

Palavracının biri başına topladığı üç beş cahile karşı övünüp duruyormuş:

— İşte ben güçlü ve maharetli bir adamım. Evet ben Halep’te bulunduğum sıralarda altmış arşın uzağa atlamış bir kimseyim!.. Nasreddin Hoca da bu sırada oradan geçiyormuş.

Palavracının yanına yaklaşıp :

- Yaa demiş demek sen altmış arşın atlarsın. Haydi atla da görelim.

Adam hık mık etmiş.

— Ama demiş ben Halep’te atladım.

Hoca kızmış:

— Canım demiş, Halep oradaysa arşın burada.   

 

Testiyi Kırmadan Önce

Nasreddin Hoca oğlunun eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş. Çocuk dışarı çıkarken de ensesine bir tokat atıp:

— Testiyi kırma ha! diye öğüt vermiş.

Bunu gören komşulardan biri:

— Yahu Hocam demiş, henüz testiyi kırmadan niye dövüyorsun yavrucağızı?

Hoca cevap vermiş:

— Testiyi kırdıktan sonra neye yarar be birader!

Son Güncelleme ( Pazar, 26 Nisan 2009 17:30 )
 
Ya aşka gelirse PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 26 Nisan 2009 16:41
Ya aşka gelirse

Nasreddin Hoca ile arkadaşları Konya'da bir eve akşam yemeğine davet edilmişler. Ev eski ve ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf atmış:

-“Evin tahtaları ses veriyor!”

Adam ukala ya: “Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder!”

Hoca laf altında kalır mı:

-“Ya aşka gelip secdeye varırsa!..”


Yelpaze

Nasreddin Hoca, geçim sıkıntısından tavuk tüyünden yelpaze yapıp satmaya başlamış. Müşteriler yelpazeyi kullanıp denemiş, tüyler hemen dağılmaya başlamış.

-“Bu nasıl yelpaze, sallar sallamaz tüyleri dökülmeye başladı!..” demiş müşteriler.

Hoca:

-“Kullanmasını bilmek lazım, yelpazeyi sıkı tutarak, başınızı iki tarafa sallarsanız olur!..”


Davetiye

Nasreddin Hoca'nın komşusu evlenirken Hoca'dan davetiye dağıtmasını istemiş. Hoca şehirde kendini beğenmiş olarak ün kazanan bir zenginin davetiyesini vermeye gitmiş. Hoca'yı gören zengin sinirinden:

-“Davetiyeleri dağıtmaya iyi bir insan bulamamışlar mı?” demiş.

Nasreddin Hoca:

-“İyi insanlar da vardı, ama onlar iyi insanların davetiyelerini vermeye gitti!..”


Cennet dolup taşmış

Bir gün padişah Nasreddin Hoca'dan sormuş:

-“Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim, yoksa cehenneme mi, söyle bakayım?” demiş.

Hoca padişahtan korkmadan:

-“Cehenneme gidersiniz padişahım!..” demiş.

Padişahın sinirden sakalı titremiş. Bu durumu gören Hoca:

-“Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış. Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim!..”  


Bu nasıl namaz

Nasreddin Hoca abdest alırken, bir ayağına su yetmemiş. Namaz kılarken de bir ayağını yukarı kaldırarak namaz kılmış.

Bunu gören cemaat:

-“Hocam bu nasıl namaz?” diye sormuş.

Nasreddin Hoca:

-“Bir ayağı abdestsiz namaz!..” diye cevap vermiş.  


Ateş düştüğü zaman

Nasreddin Hoca'nın evine tüccar arkadaşı misafir olmuş. Hoca ona mantı pişirip getirmiş. Arkadaşı acele edip mantıyı hemen ağzına atınca boğazı yanmış. Boğazının yandığını belli etmemek için başını tavana doğru dikmiş ve yanmanın etkisi gidince de başını tavandan indirmeyip sormuş:

-“Hocam bu tavanı ne zaman yaptınız?”

Hoca hemen:

-“Boğazıma ateş düştüğü zaman!..” demiş.


Ben uyuyorum
Bir gün Nasreddin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış. Gece yarısı arkadaşı sormuş:
- Hocam, uyudunuz mu?
- Buyurun birşey mi var?
- Biraz borç para isteyeyim demiştim.
Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp:
- Ben uyuyorum! demiş.


Allah biliyor

Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış.

Ev sahibinin gözü yerinden oynamış:

-“Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanın içini sıyırır!” demiş.

Nasreddin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve:

-“Kimin içinin sıyrıldığını Allah biliyor!..” demiş.


Aklın varsa göle koş

Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip evine götürürken:

-“Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı?” diye düşünür ve şeytana uyarak çakmağını çakar ve alevi çalı çırpıya dokundurur. Aralarında kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev alır. Eşekte bir korku, bir telaş, huzursuzluktur başlar. Anıra anıra, çifte ata ata dörtnala koşmaya başlar.

Hoca da arkasından olanca gücüyle bağırır:

-“Aklın varsa göle koş!..”


Heybe

Nasreddin Hoca bir gün gençlerle otururken, gençlerden bir tanesi muziplik yapar ve Hoca’nın heybesini saklar.

Durumu sonradan fark eden Hoca Nasreddin gazaba gelir ve kükrer:

-“Kim benim heybemi saklamışsa çabuk çıkarsın yoksa ben yapacağımı bilirim!..” Bu kükremeden korkan genç Hoca’nın heybesini çıkarır ve iade eder.

Daha sonra sorarlar ürkek bir sesle:

-“Ya Hoca heybeyi sana vermeseydik ne napardın?”

Hoca mahzun bir seda ile

-“Ne mi yapacaktım? Kilimi bozup heybe yapacaktım...”  

Son Güncelleme ( Pazar, 26 Nisan 2009 17:03 )
 
Anahtar PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 26 Nisan 2009 16:39
Anahtar
Hoca bir gün anahtarını kaybetmiş. Bahçede döne döne anahtarını arıyormuş. Hanımı sormuş:
- Hocam, anahtarı nerede düşürdün?
- Be kadın... Nerede düşürdüğümü bilsem, hiç arar mıyım?


Ecel korkusu

Hoca, Timur’un askerlerinin yanından geçerken askerlerin nişancı komutanı tarafından çağrılır. “Hocam şu ağaca yaslanın da askerlerimin hünerlerini size göstereyim...” der ve askerlere emir verir:
- Rahat!
- Hazır ol!
- Ateş!
Emirle birlikte hocanın kavuğuna tam 10 ok gelmiş, kavuk delik deşik olmuştur. Komutan:
- Hocam askerlere söyleyeyim de size yeni bir kavuk getirsinler.
- Komutanın izin verin bir adet de şalvar alsınlar.
- Hocam biz sizin şalvarınıza bir şey yapmadık ki!.. Ne oldu, hayırdır?
- Yok canım!.. Ben biliyorum, onun da kavuk gibi giyilecek hali kalmadı...


Kaset

Nasrettin Hoca ile kazanın uygunsuz yatak odası görüntüleri ele geçirilmiş, Hoca basın açıklaması yapmış:

-“Doğurduğuna inanıyordunuz ama!..”


Balık kafası

Hoca yolculuk sırasında mola verip bir hana girer. Bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek bir şeyler isterler. Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler ve bunu paylaşmalarını önerir.

Bunun üzerine hoca

-“Ben balığın sadece başını yiyeceğim” der. Hancı bunun nedenini sorar.

Hoca

-“Balık kafası zekayı artırır, balık kafası yiyen insan akıllı olur!” der. Bunun üzerine diğer yolcu hemen atılır ve hocaya “Balık kafasını niye sen yiyeceksin? Ben yemek istiyorum!” der. Hoca da itiraz etmez ve balığın koca gövdesini hoca yer ve bir güzel karnını doyurur.

Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer; sonra da hocaya seslenir;

-“Sen koca gövdeyi yedin, karnını doyurdun. Ben sadece kafayı yedim, aç kaldım!..” Hoca da bunun üzerine lafı yapıştırır;

-“Bak nasıl akıllandın!..”


Kıyamet
Nasrettin hocaya sormuşlar:
- Hocam kıyamet ne zaman kopacak?
- Hangisi? Büyük kıyamet mi, küçük kıyamet mi?
- Hocam kıyametin küçüğü büyüğü olur mu?
- Olur!.. Karım ölürse küçük kıyamet, ben ölürsem büyük kıyamet kopar!..


Namaz

 Nasrettin hoca bir gün camiye gitmiş, ancak bakmış ki cami dolu... Hoca caminin bahçesindeki ağaca çıkmış ve namazını kılmış.

Ardından,

-"Allahım, namazımı kabul et!" demiş.

Ağacın altında olan biteni seyreden bir adam

-"Etmem!" demiş. Hoca duasını tekrarlamış, "Allahım, namazımı kabul et!" Adam yeniden "Etmem!" deyinca, hoca,

-"Etmezsen etme!.. Ben de apdest almamıştım ki!..  


Cennet-Cehennem

Nasrettin Hoca'yı kral çağırmış ve

-"Ben ölünce cehenneme mi yoksa cennete mi gideceğim?" diye sormuş.

Nasrettin Hoca hiç korkmadan "Cehenneme gideceksin kralım!" demiş.

Kralın sinirden sakalları titremiş ve

-"Neden cehenneme gideceğim?" diye sorunca

Nasrettin Hoca:

-"Cellatlarının öldürdüğü masum insanlar cenneti doldurmuş da, o yüzden kralım!.." demiş.


Düdük

Nasrettin Hoca bir gün çarşıya giderken çocukları görmüş. Çocuklara:

-"Ben çarşıya gidiyorum; bir şey ister misiniz?" diye sormuş. Kimi şeker, kimi leblebi istemiş.

Çocuklardan biri Nasrettin Hoca'ya para verip düdük istemiş. Çarşı dönüşünde Hoca, kendisine para veren çocuğa düdüğünü uzatmış. Diğer çocuklar siparişlerinin ne olduğunu sorunca,

Hoca;

-"Eeee çocuklar... Parayı veren düdüğü çalar!.." demiş.


Yenisi

Bir gün Nasrettin Hoca ile karısı yatmışlar. Tam o sırada kapıyı açık bulan hırsız içeri girmiş ve koltuğu kucaklayıp götürmüş. Hoca'nın karısı hırsızı farkedip

-"Beyyyy..." diye bağırmış; "

-Koltuğumuzu çalıyorlar!.."

Hoca;

-"Boş ver yenisi alırız!.."

Hırsız yeniden girip bu kez kadını kucaklamış...

Kadın bağırmış:

-Beyyyyyyyyyy... Bu sefer beni kaçırıyorlar!.."

Hoca;

-"Boş ver yenisi alırız!.."


Üzümün Tadı

Hoca bir gün bağdan iki sepet üzüm toplayıp eşeğine yüklemiş, evine dönüyormuş. Mahallesine gelince çocuklar:

-"Hoca Efendi, bize üzüm ver!" diye bağrışmışlar. Bir salkım üzüm almış eline, birer parça koparıp dağıtmış.

Çocuklar:

-"Ne kadar az verdin Hoca Efendi" diye söylenmeye başlamışlar.

-"Ha birkaç tane, ha bir sepet..." demiş

Hoca,

-"Hepsinin tadı bir."


Don

Konya Valisi, ülkenin en iyi ok atan adamıymış. Bir gün Akşehir'e gelmiş. Onuruna ok atışları düzenlenmiş.

Vali ortaya çıkmış ve

-"Ben canlı hedef istiyorum" demiş. Çevresini araştırırken Nasreddin Hoca'ya gözü ilişmiş.

-"Sen gel!" diye parmağıyla işaret etmiş. Hoca ister istemez hedef yerine gidip dikilmiş. Valinin attığı ok, Hoca'nın kavuğunu delip geçmiş. İkinci ok rüzgardan havalanan cübbesinin eteğini delmiş. Gönlünü eğlendiren vali, Hoca'nın delinen cübbe ve kavuğunun yerine, yenisinin verilmesini emretmiş.

Nasreddin, bir de don isteyince vali:

-"Donuna bir zarar vermedik" demiş.

Hoca şu karşılığı vermiş:

-"Ona da ben zarar verdim!.."


Namaz
Temel uçaktan düşmüş ve bir ağacın dallarına takılmış. Nasreddin Hoca da ağacın altında namaz kılıyomuş. Hoca demiş duaya başlamış:
- Allahım lütfen bana bir ev ver!..
Muzip Temel sesini değiştirerek aşağıya seslenmiş:
- Vermem!..
- Aman vermessen verme!.. Ben de zaten namazı abdes almadan kılıyordum!..


Elma

Nasrettin Hoca pazarda "alma... alma..." diyerek elma satıyormuş.

Bir adam gelmiş ve

-"Bana 1 kilo elma ver Hoca!" demiş.

Nasrettin Hoca da vermiş. Adam eve gittiğinde elmaların hepsinin çürük olduğunu görmüş ve hemen hocanın yanında soluğu almış.

-"Hoca!.. Bu elmaların hepsi çürük yahu!.."

Nasrettin Hoca:

-"Ben sana 'alma... alma..." diye bağırmıyor muydum?" demiş.


Ayın değeri

Nasrettin Hoca bir gün pazarda dolaşırken adamın biri yanına yaklaşıp:
- Hoca efendi bugün ay kaça geldi?
- Vallahi bilmiyorum. Bugünlerde hiç ay alıp satmadım!


Deva


Nasreddin Hoca pazara giderken mahalleden şakacı biri yanına gelip:
- Efendim akşam uyurken fare ağzıma kaçtı. Bunun çaresi nedir?
- Çaresi kolay... Aç bir kedi yutun!


Eşek-Kadı

Nasreddin Hoca eşeğini kaybetmiş ve aramaya başlamış. Bir tanıdığı ona şaka yapıp:
- Hocam duyduğuma göre eşeğiniz falan şehire kadı olmuş...
- Ben de öyle olmuştur diye düşünüyordum. Ne zaman kadılardan söz etsem, dikkatle dinlerdi.


Sen de çektir


Nasreddin Hoca'ya bir kişi sormuş:
- Hocam gözüm hastalandı, ne ilaç kullansam olur?
- Benim dişim hastalandığında çektirip kurtulmuştum. Sen de çektir, kurtulursun...

Turna ayağı

Hoca güzel bir turnayı kızartıp tepsiye koyar ve Timur'a götürmek üzere yola koyulur. Ancak tepsiden gelen mis gibi kokular Hoca'nın ağzını sulandırır. Bir ağacın altına oturup turnanın bir budunu koparır yer.

Timur, Hoca'nın getirdiği turnanın tek ayaklı olduğunu anlayınca:

-“Bu turnanın bir budu nerede Hoca?..” diye sorar.

Hoca hemen yanıtlar:

-“Bizim köyün turnaları tek bacaklı olur da...”

Timur inanmaz, gözüyle görmek ister. Kalkıp Hoca ile birlikte göl kenarına giderler. Gölde turnalar tek ayakları üzerinde durduklarından Hoca keyifli keyifli söylenir:

“İşte devletlüm gözünüzle görünüz...”

Timur, Hoca'ya döner:

-“Al şu oku at, birini vur...” emrini verir.

Hoca çaresizlik içinde ok atar. Turnalar birden öteki ayaklarını da çıkarıp kaçmaya başlarlar.

Timur:

-“Gördün mü Hoca, hepsi de iki ayaklıymış...”

Hoca lafın altında kalır mı:

-“Aman Sultanım, siz de sıkıyı görseniz iki ayağınızla kaçmaz mısınız?..”

Son Güncelleme ( Pazar, 26 Nisan 2009 17:05 )
 
Maya PDF Yazdır e-Posta
  
Pazar, 26 Nisan 2009 16:37

Maya



Hoca eşeği suyun kenarındaki gölgeye çekmiş, kendisi de kenara oturmuş, sigarasını sarmış kafayı buluyor.

Etrafta kimsecikler yok... D

erken bir gürültü...

Bir bakmış ki, çoban koyunları göle sulamaya getiriyor...

-"Bre aman.. Çoban sigarayı görürse felaket... Doğru zaptiyeye gider, bu herif!.." Etrafa bakmış, eşeğin yanına asılı bir bakraç yoğurt... Atmış sigarayı suya... Almış eline bakracı... Kaşık kaşık atmaya başlamış yoğurdu göle... Çoban yanaşmış hocaya;
- Hayrola hocam, göl kenarında tek başına ne yapıyorsun bu saatte böyle bakalım?
— Görmüyor musun? Göle maya çalıyorum!..
- Atma hocam!.. Göle maya tutar mı?..
- Ya tutarsa!..
- Haaa!..
demiş çoban.. Almış sürüsünü gitmiş.. Hocayı da almış bir düşünce;
-Bu geveze şimdi bunu önüne gelene anlatır!..


Niçin



Cimri ve de boşboğazın biri hocaya:

-“Ya Nasrettin Hoca... Demek parayı çok seviyorsun. Acaba neden?”

Hoca cevabını yapıştırmış;

-“Senin gibilere muhtaç olmamak için!..”


Kaftan



Nasrettin Hoca bir dükkâna girer, kendisine uygun kaftan bakmaktadır. Pahalılardan birini gözüne kestirir... Giyer, fiyatını sorar.

Satıcı "10 akçe hocam" der. Nasrettin Hoca

-"Pahalıymış... Daha ucuzu yok mu bunların?" der ve giydiği kaftanı çıkarır. Satıcı Nasrettin Hoca’ya 5 akçelik bir kaftan çıkarır, Nasrettin Hoca kaftanı giyer ve dükkândan çıkar.

Satıcı arkasından bağırır: "

-Hocam aldığın kaftanın parasını vermeyi unuttun?"

Nasrettin Hoca:

-"Pahalısını bıraktım, onun yerine ucuzunu aldım ya!" der.

Satıcı:

-"Hocam pahalı olanın parasını vermemiştin ki!" deyince

Hoca;

-"Be hey adam!.. Almadığım şeyin parasını niye vereyim?" der ve uzaklaşır.


Paylaşım


Bir gün dört çocuk ellerinde iki kestane ile Nasrettin Hoca’ya gelirler, ondan adil bir paylaştırma yapmasını isterler,

Hoca sorar:

-"Tanrının paylaşımını mı tercih edersiniz, kulunkini mi?"

Çocuklar;

-“Tabii ki tanrınınki!..” diye cevap verirler.

Bunun üzerine Nasrettin Hoca bir çocuğa iki tokat, diğerine bir tokat atar, kestaneleri birine verir, öbürüne de hiçbir şey vermez...

Şaşıran çocuklar

-"Bu ne biçim bir dağıtım?" diye sorarlar.

Hoca da der ki:

-"Bu tanrının paylaşımı. Bazen bazılarına çok, bazılarına hiç, bazılarına da az verir... Eğer kulunkini isteseydiniz bunu hepinize eşit bölerdim!.."  


Saz

Hoca Nasrettin bir gün eline bir saz almış, tıngırdatıp duruyormuş. Hanımı sormuş;
- Ne yapıyorsun hoca?
— Saz çalıyorum ya!
— Yahu o çalanlar elini aşağı yukarı götürüp getiriyorlar da! Sen orayı tutmuş, hiç bırakmıyorsun!
— Onlar benim tuttuğum yeri arıyorlar.


Dam


Hoca bir gün dama çıkmış işiyormuş. Tam o sırada aşağıda biri görünmüş, Hoca işemeyi kesmiş. Adam seslenmiş: “Hocam n’oldu? Niye yarıda kestin?” Hoca; “Yok yaa!..” demiş, "... devam edeyimde de tutuna tutuna dama çık öyle mi?"


İnecekmiş

Nasrettin Hoca bir gün eşeğine binmiş. Alımlı, çalımlı dolaşıyormuş. Tam bir köylüsünün yanından geçiyormuş ki, dengesini kaybedip düşmüş. Bunu gören adam başlamış gülmeye.

Çalımı bozulan Hoca fena öfkelenmiş.

-“Ne gülersin be adam!..” diye bağırmış, “... düşmesem de inecektim zaten!..”

 Neresinden
Bir gün Nasrettin Hoca kahvede vaaz veriyormuş. Dinleyenlerden biri;
- Hocam tabut omuzdayken tabutun önünden mi, arkasından mı, sağından mı, solundan mı gidilir?
- Tabutun içinde gitme de, neresinden gidersen git!..


Kör döğüşü

Nasreddin Hoca, gençliğinde dilenen bazı insanlar görür. Epey bir zaman adamları inceler. Dilenciler kör oldukları için çevredeki insanlar onlara pek çok yardım verirler. Fakat dilenciler bir türlü doymak bilmezler. Hoca, dilencilerin yanlarına yaklaşır. Cebinden para kesesini çıkartıp şakırdatır.

Sonra dilencilere:

-“Alın bu paraları da aranızda bölüşün” diyerek yanlarından uzaklaşır. Adamları tekrar gözlemeye başlar.

Kör dilenciler, para kesesinin içlerinden birine verildiğini sanarak parayı kapmak için birbirlerine girerler:

-“Kese sende!”,

-“Bende yok sende! Çabuk benim payımı verin, yoksa ben size yapacağımı bilirim!” gibi sözlerle açgözlü dilenciler, birbirlerine vurmaya, küfretmeye başlarlar ama keseyi de bir türlü ele geçiremezler.

Hoca bunları gözlerken:

-“Hey gidi açgözlü iki dünya körleri hey!” diye söylenirken

biri:

-“Ne oluyor Hoca?” diye soru sorar.

Hoca:

-“Ne olacak, kör döğüşü nedir bilmiyorsan öğren” der.


Yemesi kolay olsun

Timur'un defterdarı hesapta bir yanlışlık yapar. Bunun üzerine Timur o defterdara kağıtları yedirir ve işten kovar.

Yerine Nasrettin Hoca'yı alır. Hoca hesapları yufka üzerinde yapmaya başlar.

Timur bunu görür ve sebebini sorar.

Hoca aynen şu cevabı verir:

- “Yemesi kolay olsun diye.”


Tazı

Ava meraklı çok cimri bir subaşı Nasreddin Hoca'ya:

-“Hoca Efendi, bana tavşan kulaklı, geyik bacaklı karınca belli, şöyle sicim gibi zayıf bir tazı buluver!” der.

Bir süre sonra Hoca, bir sokak köpeğinin boynuna ip takıp subaşıya götürür.

Subaşı:

-“Aman Hoca Efendi, ben senden incecik bir tazı istemiştim.

Sen ise bana koca bir sokak köpeği getirmişsin!” deyince,

Hoca lafı gediğine koyar:

-“Merak etmeyin efendim. Sizin yanınızda bu köpek bir aya varmaz, tazıya döner!..”

Son Güncelleme ( Pazar, 26 Nisan 2009 17:07 )
 
Hırsız PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 06 Mart 2009 13:50

 Hırsız


Bir gece Hoca'nın evine hırsız girer, evde ne var ne yok hepsini çalar, evine götürür.

Bu sırada onu gözetleyen Hoca eşyasının kalanlarını sırtına alarak hırsızın evine götürür. Hırsız hayretle sorar:

-"Evimde bu saatte ne arıyorsunuz?"

Hoca gayet sakin:
-"oğlum biz bu eve taşınmadık mı?"

Yemeğin Buğusu Paranın Sesi


Nasreddin Hoca Akşehir'de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış:
    - Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkânın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.
    Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp :
    - Doğru mu bunlar? Diye sormuş.
    - Evet, demiş fakir adam.
    - Öyleyse para kesesini çıkar bakalım.
    Zavallı fakir kadı efendiye karşı gelememiş. İçinde üç beş akçe bulunan para kesesini Hoca' ya uzatmış. Bu sefer aşçıyı çağırmış yanına. Keseyi kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başlamış. Sonra da :
    - Haydi demiş aldın işte alacağını. Aşçı :
    - Nasıl olur? Diye şaşkınlığını belli etmiş. Paramı vermediniz henüz. Hoca cevap vermiş :
    - Fazla uzatma, yemeğin buğusunu satan paranın da sesini alır elbet !
 

 

Timur'a İncir Götürdü


Hoca merhum, bahçesinden bir sepet ayva toplamış Timur'un sarayına gidiyordu. Yolda bir ahbabı:
    — Nereye böyle hoca efendi? diye sordu. Hoca:
    — Timur'u ziyarete gidiyorum, dedi. Adam:
    — Timur ayvayı sevmez. O en çok inciri sever, sen ona pazardan bir sepet incir götür, dedi.
    Hoca merhum adamın dediğini yaptı. Bir sepet incirle Timurlenk'in huzuruna çıktı. Timur, hoca merhumun incirlerini beğenmişti. Birini yiyor, birini ise karşısında oturan hoca merhumun yüzüne çalıyordu. Timur'un bu hareketine kızmayan hoca merhum, ellerini her incir gelişinde yüzüne sürüyor ve: "
    — Ya Rabbi şükürler olsun sana!, diye dua ediyordu. Timur bunun sebebini sordu. Hoca merhum:
    — Sultanım, ben size ayva getiriyordum. Ya bir de onlarla gelseydim şimdi benim yüzüm ne hale gelirdi. Yolda bana sizin ayva yemediğinizi söylediler de değiştirdim. Ayva ile huzurunuza gelmediğime şükrediyorum, dedi.
 

 

Kavuktan Al Haberi


Bir gün bir adam, elinde bir mektup,
Der ki hocayı tutup,
-"Hocam zahmet ya sana, şu mektubu bir okusana.
Açar bakar ki hoca... Mektup baştan sona Arapça, şöyle bir iki evirir çevirir.
Söktüremez çaresiz geri verir. Der ki başkasına okut bunu sen.
Adam şaşırır:
-Neden.
"Türkçe değil bu mektup okuyamam, yine anlamaz adam.
Hocanın okuması yok zanneder.
-"Ayıp hoca! Ayıp." der.
"Benden utanmıyorsan şundan utan.
Şu başındaki koca kavuğundan!"
Hoca, kavuğunu çıkarıp uzatır.
Sonra,
-"Mademki der, iş kavuktadır;
Haydi benim düdüğüm, giyde şunu;
Kendin oku bakalım mektubunu."
  

 

Üç Papaz Ve Hoca Merhum


Üç papaz, Akşehir'e hoca merhum ile tanışmaya ve bazı sorular sormaya geldiler. Bir meydan yerine toplanarak konuşacaklardı. Papazlar ve kalabalık halk topluluğu meydan yerini doldurmuştu.
    Papazlar sorularını sormaya başladılar.
    Birinci papaz:
    — Dünyanın ortası neresi? Diye sordu.
    Hoca eşeğin ön ayaklarının olduğu yeri gösterdi:
    — İşte dünyanın ortası burasıdır, dedi. Papaz itiraz etmek istedi:
    — Ne biliyorsun orası olduğunu? Diye sorunca, Hoca Nasreddin:
    — İnanmazsan ölçebilirsin, dedi.
    Kendisinden gayet emindi. Acaba dünyanın yuvarlak olduğunu ta o zaman tahmin etmiş miydi? Çünkü dünya yuvarlak olduğuna göre her yer dünyanın ortası olabilir.
    İkinci papaz sordu sorusunu:
    — Gök yüzünde kaç tane yıldız var hoca efendi?.
    Hoca yanıt verdi:
    — Eşeğin sırtında ne kadar kıl varsa o kadar da yıldız var. Papaz itiraz etti:
    — Olur mu canım nereden belli doğru söylediğin? deyince, Hoca yanıtı yapıştırdı:
    — İnanmıyorsan sayabilirsin!...
    O da verecek yanıt bulamadı tabii. Sıra geldi üçüncü papaza:
    — Benim sakalımda ne kadar kıl var? Dedi.
    — Eşeğin kuyruğunda ne kadar varsa senin sakalında da o kadar kıl var.
    Papaz yine itiraz etti:
    — Ne malûm aynı olduğu? Deyince,
    Hoca gayet kestirme bir yol buldu:
    — Alırız cımbızı elimize, bir eşeğin kuyruğundan, bir senin sakalından çekeriz. Evvelâ hangisi biterse belki de "o azdır. Eğer denk gelmezse ben dadayı kaybetmiş sayılırım, dedi.
    Papazın işine gelmedi sakalını yoldurmak:
    — Haklısın hoca efendi! Demek zorunda kaldı.
    Bu konuşmalar papazların çok hoşuna gitmişti. Çünkü onlar beklemedikleri bir yanıtla karşılaşmışlardı. Hocanın böyle zeki ve kestirme yanıtlarına hayran kaldılar.
  

 

Ağa, Başını Evde Unutmasın


Akşehir'in ağalarından hocanın bir ahbabı vardı. Bir gün Akşehir'e gittiği zaman onu da ziyaret etmek istedi. Ağanın konağına yaklaştığında onu pencereden başını çıkarmış etrafı seyreder gördü. Ağa da hocayı görmüştü. Onunla görüşmek ve evine almak istemediğinden başını içeri çekti. Hoca eve gelip kapıyı çaldığında kapıyı hizmetçi açtı.
    Hoca merhum:
    — Ağa ile görüşmek, sohbet etmek için geldim, dediğinde hizmetçi verilen talimat gereği:
    — Ağa evde yok efendim. Geldiği zaman sizin geldiğinizi söylerim. Belki de sizinle görüşemediğine çok üzülecektir, dedi.
    Hizmetçinin bu sözlerine hoca gülümseyerek şu cevabı verdi:
    — Ağaya söyle de dışarı çıkarken bir daha başını evde unutmasın sakın!.
 

 

İnsanların Dağılması


Hocaya sormuşlar:
    — Sabah oldu mu insanlar hep bir tarafa gitmez de kimi o tarafa kimi bu tarafa dağılır. Bunun sebebi nedir? Demişler.
    O şu mânâlı sözü söylemiş:
    — İnsanların hepsi bir tarafa gitse, dünyanın dengesi bozulur da ondan.
 

 

Öküzle Cirit


Timurlenk birgün Hoca Merhum'a:
    — Gelsin de cirit oynayalım, diye haber saldı. Hoca gelenlere «hemen geliyorum» dedi ve bir öküzü hazırlayıp üzerine atlayarak cirit meydanına çıktı. Halk toplanmış Timur'la Hoca'nın cirit oynamasını seyredecekti. Baktılar Hoca Merhum öküze binmiş. Ortalığı bir gülüşmedir aldı. Millet kahkahalarla birbirine girmişti. Timur dayanamayıp:
    — Hoca cirit süratli koşan atla oynanır, sen ise öküze binmiş gelmişsin, dedi. Hoca Merhum:
    — Sultanım biliyorum, biliyorum... Gerçi beş-on seneden beri denemiyorum ama, bu da buzağı iken çok süratli koşardı. Hatta at değil it bile yetişemezdi, dedi.
  

 

Ya Deve Ölür Ya Timur Ya da Ben


Bir gün Timur, Hoca'yla hoşbeş ederken, 
    - "Buradan attım kılıcı, varıp Halep'de oynadı bir ucu!" kabilinden, sözü uzattıkça uzatarak, büyüttükçe büyüterek, pireyi deve yapar...
    Hoca canından bezer. O da tutar, Allah'ın devesini, dev yapılı bir mahluk haline kor:
    - Doğrusu elimden nice develer gelip geçti ama, böylesini görmedim. Uç desem, kanatlanıyor; yürü desem, ayaklanıyor. Ne çare ki, benim çömez misali okuması var, yazması yok! Kabilinden satar, savurur.
    Timur buna, parmağını ısırır:
    - Aman şu mahlûku bir göreyim! Der.
    Hoca hiç istifini bozmadan:
    - Devletlim, der; bugünlerde, namaz başlarını öğretiyorum. Allah izin verirse, seneye yine geldiğimde, önünüze diz çöksün!" der.
    Timur seneyi iple çeker.
    O gün gelince, Hoca:
    - Sormayın efendim, Kuran-ı okumaya başlayınca, öyle bir aşka geldi ki, şimdi de,
    - "Hafız olacağım!" diye tutturdu. Allah ecelden aman verirse, bir daha ki seneye getireyim de hıfzını dinleteyim! Deyip Timur'un otağından ayrılır.
    Timur, gene seneyi iple çekmeye başlar, Hoca'nın eşi dostu;
    - Bre Hoca, sen kanınla mı oynuyorsun? Kaçın kurdu Timur; böyle mavalları yutar mı? diye çekip çekiştirince, Hoca;
    - Yahu, ne telaş ediyorsunuz, seneye kadar cok zaman var. O zamana kadar Ya deve ölür, ya ben ya da Timur!..
 

 

Tabutun Neresinden?


Akıllının Biri, Nasreddin Hoca'ya sorar:
    - Bir cenaze töreninde tabutun neresinde durmam gerek?
    Sağında mı, solunda mı, önünde mi yoksa arkasında mı ?
    Hoca gülümser:
    - Tabutun içinde olma da neresinde olursan ol.
 

 

Sen O zaman Gör Feryadı


Hoca eşeğini kaybetmiş ve arıyor, bu arada da neşeli bir türkü tutturmuş.
    Birisi kendini sormaktan alıkoyamaz:
    - Hoca Efendi, eşeğini kaybettiğini herkes bilirken, türkü söylemeni duymak eğlenceli görünüyor. Oysa kaybına feryat edip ağlaman beklenirdi!..
    - Son bir ümidim, aptal mahlûkun şu küçük tepenin arkasında olabileceğidir. Eğer değilse, bekle ve gör o zaman sen bendeki ağlamayı feryadı!..
Son Güncelleme ( Pazar, 03 Mayıs 2009 15:12 )
 
Horoz Dövüşü PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 06 Mart 2009 13:50

Nasreddin Hoca’nın horoz dövüşlerine yeni merak sarmış bir arkadaşı varmış. Birlikte gidip pazardan dövüşken bir horoz aramaya başlamışlar. Derken, arkadaşı bir horoz beğenmiş.

Satıcıya:

-“Adı ne bunun” diye sormuş.

Satıcı:

-“Adı yiğit” demiş. Arkadaşı horozu almış. Daha sonra yiğit hangi dövüşe girse dönüp kaçmış. Tabii ki rakibi de peşinde. Yiğit kaç dövüşe girdiyse hiç yakalanmamış. Arkadaşı, Hoca’ya:

-“ Hoca ne iştir? Benim yiğit neden dövüşe girmeyip kaçıyor?” demiş. Hoca: -“ Bilmez misin Selami, yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır. Ne yapsaydı yani dövüşe girip de yara - bere içinde mi kalsaydı? Bak şuna hiçbir yerinde çizik bile yok. Hey maşallah! “ demiş.

Son Güncelleme ( Cuma, 06 Mart 2009 13:52 )
 
Horoz Dövüşü PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 06 Mart 2009 13:43

Nasreddin Hoca’nın horoz dövüşlerine yeni merak sarmış bir arkadaşı varmış. Birlikte gidip pazardan dövüşken bir horoz aramaya başlamışlar.

Derken, arkadaşı bir horoz beğenmiş.

Satıcıya: 

-Adı ne bunun diye sormuş.

Satıcı:

-“Adı yiğit” demiş. Arkadaşı horozu almış. Daha sonra yiğit hangi dövüşe girse dönüp kaçmış. Tabii ki rakibi de peşinde. Yiğit kaç dövüşe girdiyse hiç yakalanmamış.

Arkadaşı, Hoca’ya:

-“Hoca ne iştir? Benim yiğit neden dövüşe girmeyip kaçıyor?” demiş.

Hoca:

-“ Bilmez misin Selami, yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır. Ne yapsaydı yani dövüşe girip de yara - bere içinde mi kalsaydı? Bak şuna hiçbir yerinde çizik bile yok. Hey maşallah! “ demiş.

Son Güncelleme ( Cuma, 06 Mart 2009 13:52 )
 
Abdestsiz Namaz PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 27 Şubat 2009 18:11

Nasrettin Hoca, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş.

Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazi bitiren Nasrettin Hoca daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış.

-"Allahım sen namazımı kabul et "

Ağaçtaki adam:

-"Etmeeeeem" diye yanıt vermiş. Nasrettin Hoca şaşırmış.

Tekrarlamış:

-“Allahım sen namazımı kabul et "

-"Etmeeem"

Nasrettin Hocanın şaşkınlığı iyicene artmış.

Yine:

-"Allahinsen namazımı kabul et" demiş.

Ağaçtaki adam tekrar:

-"Etmeeeem ", diye

Nasrettin Hocayı sinirlendirmiş.

—Etmesen etme. Zaten abdestiz kılmıştım

Son Güncelleme ( Cuma, 27 Şubat 2009 18:12 )
 
Cennet Dolu Padişahım PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 27 Şubat 2009 18:04
Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya sormuş.
Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? Demiş.
Hoca padişahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padişahım? Demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca :
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellâtlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış. Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.
 
Acemi Bülbül PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 27 Şubat 2009 18:01
Nasrettin Hoca bir gün komşusunun bahçesine girer. Bahçedeki armutları görünce dayanamaz. Bir tane yer, dayanamaz bir daha, bir daha derken armut ağacına çıkıverir. Başlar yemeye. Tam bu sırada bahçenin sahibi çıkagelir.

Hoca şaşkınlıkla başlar bülbül gibi ötmeye.

Bahçenin sahibi şaşkın şaşkın Hocanın olduğu ağacın yanına varıp,
-“Ne yapıyorsun burada” diye bağırır.
Hoca sakince yanıt verir.
-“Ben bülbülüm, yuvam da burada,” der.
Tekrar cırlak sesiyle ötmeye başlar.
Bahçe sahibi öfkeyle
-“Bülbül böylemi öter be adam diye bağırınca,”
Hoca
-“Ben acemi bülbülüm. Ancak bu kadar ötüyorum,” der.
Son Güncelleme ( Cuma, 27 Şubat 2009 18:01 )
 
Ağaç Yürümezse PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 27 Şubat 2009 07:55
Nasreddin Hoca ya yapılan sataşmalar tükenip bitmez. Akşehirliler bir gün Hoca ya takılır ve sorarlar:
- Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır? Hocanın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya yanıtlar:
- Her halde öyle olmalı.
- Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!
Hoca:
- Pekala şimdi size bir numara yapalım der.. Karşısında durmakta olan çınar ağacına;
- Ey ulu çınar çabuk yanıma gel! Der. Tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır.
Akşehirliler:
-Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin! Diye gülünce
Hoca:
-Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür, der.
Son Güncelleme ( Cuma, 27 Şubat 2009 07:56 )
 
O zaman Gör Feryadı PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 27 Şubat 2009 07:53

Hoca eşeğini kaybetmiş ve arıyor, bu arada da neşeli bir türkü tutturmuş.
Birisi kendini sormaktan alıkoyamaz:
-Hoca Efendi, eşeğini kaybettiğini herkes bilirken, türkü söylemeni duymak eğlenceli görünüyor. Oysa kaybına feryat edip ağlaman beklenirdi!
-Son bir ümidim, aptal mahlûkun su küçük tepenin arkasında olabileceğidir, arkadaş. Eğer değilse, bekle ve gör o zaman sen bendeki ağlamayı feryadı!

Son Güncelleme ( Cuma, 27 Şubat 2009 07:57 )
 
Bir Güne Bir Gün PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 27 Şubat 2009 07:49

Bir ramazan, Hoca cerre çıkar. Köyün kentin birinde, oruç ağız vaaz ederken, yeri gelir de, İsa aleyhisselamın dördüncü kat gökte olduğunu söyler.
Her şeye akıl, sır erdirmek isteyen kocakarının biri, camiden çıkınca, Hoca’nın peşine yapışır:
-“A sarığını sevdiğim, İsa peygamber için böyle iken, böyle demiştin; acaba iki gözüm, orada ne yiyip, ne içer?” demez mi, Hoca’nın tepesi atar:
-“Be hatun kişi, der; bir gün şu bizim Hoca ne yer, ne içer diye sormuyorsun da, dördüncü kat gökteki mübareği düşünüyorsun!”

Son Güncelleme ( Cuma, 27 Şubat 2009 07:57 )
 
Başımı Belaya Sokamam PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 27 Şubat 2009 07:47

Bir gün Hoca, kahvede hoş-beş ederken, adamın biri soluk soluğa gelir:
“Hoca efendi, der; sizin evde yangın çıkmış; aman deyim, ateş bacayı sarmadan yetişin!”
Yanındakilerin yüreği yerinden oynar; ayakları birbirine dolaşır ama, koca adam, hiç de oralı olmaz, dünya yansa umurunda değilmiş gibi, çubuğunu tellendirir, durur.
-“Bre Hoca, kulağına kurşun mu aktı, duymuyor musun? Daha ne oturup duruyorsun?” deyince, rahmetli uykudan uyanır gibi, şöyle bir gerinir, esner:
-“Yahu, der; biz aramızda bir taksim geçtik; sokak işi benim, ev işi onun.
-Ben karımın işine karışır da, başımı nara yakar mıyım hiç?”

Son Güncelleme ( Cuma, 27 Şubat 2009 07:57 )
 
Hocanın Hanımı PDF Yazdır e-Posta
  
Cuma, 27 Şubat 2009 07:44

Nasrettin Hoca ya dert yanıyorlar:

-Yahu Hoca senin hanım çok geziyor.

Hoca:

Olur mu canım?

O kadar gezse arada bir bizim eve de uğrar.

 

Son Güncelleme ( Cuma, 27 Şubat 2009 07:59 )
 


mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün13
mod_vvisit_counterDün1921
mod_vvisit_counterBu Hafta1934
mod_vvisit_counterBu Ay22074
mod_vvisit_counter6 Aralık 2008'den Beri2322816
Üyeler : 905
İçerik : 20554
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 7374102

Anket..

Sitemizde en çok hangi bölüm ilginizi çekiyor?
 

Anket...

Ben bir...
 
internet haftasi
e-okul